Arı hakkında bilgi


Arıların çok eski zamanlardan beri insanların ağızlarını tatlandırmaya yarayan balı veren böceklerin çok meraklı bir hayatları vardır.Arı, Böcekler sınıfının zarkanadlılar takımından faydalı bir böcektir. Hayvanlar aleminin en çalışkan varlıklarından biri olan arı, çiçek tozlarından ve çiçeklerin balözlerinden yaptığı bal sayesinde insanlara çok faydalı bir iş görür.

İnsanlar çok eski devirlerden beri ve zamanımızdan bir kaç yüzyıl öncesine kadar şeker ihtiyaçlarını bal yiyerek gidermişlerdir.

Arının vücudu, böcekler sınıfındaki bütün hayvanlar gibi baş, göğüs, karın olarak üçe ayrılır. Bütün bu kısımlar incecik eklemlerle birbirine bağlanmıştır. Vücut kitin adı verilen kireçli bir kabuk tabakasıyla örtülüdür.

Arının vücudu

1- Baş: Arının başı, vücudunun en önemli kısımlarından biridir. Çünkü görme, koklama ve duyu organları ile kesici ve parçalayıcı aletleri hep başındadır. Arının başının iki tarafına koku alma ve dokunma organları, yani duyargaları vardır. Arı koku alma duyusu çok kuvvetli olduğundan bal alacağı çiçeği çok uzaklardan hissedebilir.

Başın iki yanındaki iki kocaman gözü de buna ilave edersek arının kovanın dan saatlerce uzaktaki çiçek tarlalarını nasıl bulduğu anlaşılır. Arının bu iri gözlerinin her biri 7000 kadar küçük gözlerden meydana gelmiştir. Bu küçük gözlerin her biri kendi karşısındaki cismin bir kısmını görür. Hepsi bir araya gelince de cisim tam olacak şekil bulmuş olur. Arının bu iki büyük gözünden başka, üç tane de tek olarak alnının ortasında gözü vardır.

Başın ön kısmında ağzı vardır. Çene ve dudaklar hayvana çiçeklerin içindeki tozları ve balözlerini yalayabilme imkanı verecek şeklindedir İki yanda bulunan bir çift üst çene ile aralarındaki üst dudak kısa kalmış, buna karşılık bir çift alt çene ile alt dudak uzamış ve netleşmiştir. Arının dili boru şeklinde bir kın içindedir Arı bu boruyu çiçeğin içine sokar, balözünü emer. Alt çene ile dudaklar çiçek tozlarını yalamaya, üst çeneler de parçalamaya yarar.

2 – Göğüs: Arının göğsü üç ayrı halkadan meydana gelmiştir. Her halkdada bir çift ayaktan başa ikinci ve üçüncü halkalarda da birer çift kanat vardır. Sağlı, solu ikişerden dört kanadı olan arı ön kanatlarını uçmak, arka kanatlarını da denge bulmak için kullanır.

Arının arka bacaklarının üzerinde sepetçik denilen oyuklar, bu oyukların etrafında da fırça denilen bir rakım kılcıklar bulunur. Arı çiçeklerden topladığı tozları yumak haline getirip bu sepetçilere doldurur. Sepetçiğin etrafındaki bu kıllar arı uçarken çiçek tozlarının yerinde durmasına yarar. Öte yandan, arının birinci çift ayaklarının iki parçalı eklem yerinde, karın halkalarının arasından çıkardığı makasa benzer çıkıntılar vardır. Arı bunlarla balmumu tabakasını keser.

3- Karın: Arının karın kısmı göğüsten ince bir boğumda ayrılmıştır. On iki halkadan meydana gelen karın kısmının ilk yedi halkası dışarıdan kolayca fark edilir. Öteki beş halkada balmumu salan bezler bulunur. Ayrıca karın halkalarının sonuncusuda bir zehir kesesine bağlı bir sokaç bulunur.Sadece işçi arılarda bulunan bu iğne sayesinde hayvan düşmanlarına karşı kendini korur.

Arı balı nasıl yapar?

Arının sindirim sistemi ağızdan başlar anusta sona erer. Ağızdan başlayan yemek borusu karın kısmında iki şişkinlik yapar: Bunlardan birincisi arının bal midesi, ikincisi de alsıl midesidir. Hayvan emdiği balözlerini birinci midesine depo eder, sonra bunu, sindirim sularıyla karıştırarak önceden yaptığı peteklerin içine püskürtür. Arı bu balı kışın kendisine ve yavrularına yiyecek olarak saklar.

Arının iç organları

Arının solunum aygıtı karın halkalarının alt yanlarınki ikişer hava deliği açılan hava keselerinden ibarettir.Bu hava keselerinin göğsü, ayaklara, kanadlara ve başa giden özel boruları vardır. Bu boruların etrafındaki boşluklarda serbest olark hayvanın kanı dolaşır. Arınınkanı plazma ile akyuvarlardan meydana gelmiştir, alyuvar yoktur. Arının sırtında deri altında bulunan boğum boum bir damr hayvanın kalbini meydana getirir. Boğumdan sıklaşıp genişlemesiyle kan vücut içinde pompalanır.

Arıların sinir sistemi sinir tellerinden ve bir takım düğümcüklerden meydana gelmiştir. Başta ve göğüse birer, karında 4-5 çift sinir düğümü vardır.Baş düğümleri sadece sırtta bulunur. Diğerleri karın tarafındadır. Göğüs ve baş düğümleri halka şeklinde sinir telleriyle bağlanmıştır. Bu halkaların içinden de yemek borusu geçer. Baştaki düğümler beyin görevini görür.

Arıların yaşayışı

Arıların hayatı çok ilgi çekicidir, çünkü toplum halinde yaşarlar. Her kovan kendi başına bir toplum meydana getirir, bu toplumda her ferdin önceden belirtilmiş görevi vardır. Kovanlarda 50-80 bin kadar arı bulunur. Küçük kovanlarda bu sayı daha azdır. Her kovanda üç çeşit arı bulunur. Arı beyi, işçi arı, erkek arı.

1- Arı Beyi: Her kovanda bir arı beyi bulunur. Buna kraliçe de denir. Adı bey olmasına rağmen arı beyi dişidir ve bütün görevi nesli çoğaltmaktır. Kanatları öteki arılarınkinden daha kısa, karın kısmı daha uzundur. Kovanda kendine ayrılmış özel bir peteği bulunur. Ödevi sadece yumurta yumurtlamaktır. Günde 2-3 bin kadar yumurta veren arı beyini işçi arılar ağzına özel olarak hazırladıkları balözü vererek beslerler. Çıkan yumurtaların bir kısmı döllenmiş, bir kısmı da döllenmemişti. Döllenmemişlerden erkek arılar, döllenmişlerden de işçi arılar çıkar. Arı beyi 4-5 yıl kadar yaşar.

2- Erkek arı: Balözü ve çiçek tozu almak için özel organları yoktur. bu arıda iğne de bulunmaz . Yaz sonunda işçi arılar erkek arıları yakalayıp kovandan dışarı atarlar.Öte yandan, arı beyi de bir gece uçuşuna çıkar. Erkek arılar onun peşine takılırlar. İçlerinden biri arı beyini döllendirir, hemen sonra da ölür. Öteki,ler de işçi arılarla çarpışırlar. İşçiler bunları öldürürler, kovanda kalanları öldürüp dışarıya atarlar.

3- İşçi arılar: Boyları öteki iki çeşit arılarınkinden daha küçüktür. Kovandaki arıların onda sekizi işçi arıdır. Kışın 5-6 ay, yazın da 1.5 ay kadar yaşarlar, kısır olduklarından yumurtlamazlar.

Arı beyi (kraliçe arı) kovana döndüğü zaman yumurtalarını yumurtlamaya başlar. Şayet arı beyi ihtiyarlamışsa hep döllenmemiş yumurta yumurtlarlar.Böylece erkek arılar doğar. Halbuki kovana erkek arıdan çok işçi arı lazımdır. Bunun üzerine kovana yeni bir arı beyi yerleşir, eskisiyle bunun arasında bir çarpışma başlar.

Yavru Arılar Nasıl Büyür?

Arı beyinin yumurtladığı yumurtalar üç gün içinde patlar, içinden kurtçuk şeklinde yavrular çıkar. İşçi arılar başlarındaki bezden çıkan süt koyuluğundaki besleyici sıvı ile kurtçukları beslerler. Böylece, kurtçuklar hızla büyümeye başlar. O kadar ki ağırlıkları üç günde bir kat artar. Kurtçuklar bir hafta sonra bal ve çiçek tozu yemeye başlar.

İşçi arılar kurtçukların bulunduğu peteklerin ağzını balmumu ile örterler. Kurtçuk içeride tostoparlak kıvrılır kalır. Ömrünün 8-10 gününü böylece ağzı kapalı bir petek içinde geçirdikten sonra ergin bir arı halini alır, peteğin ağzını delerek dışarı çıkar. Bu çıkan bir işçi arıysa ilk üç gün etrafı temizler, yeni çıkan kurtçukları çiçek tozları ile, başındaki bezelerden saldığı özel bir sıvı ile besler. Sonra birkaç gün kovanın daha başka iç hizmetlerini görür. Öteki arıların getirdiği bal, çiçek tozu gibi maddeleri peteklere doldurur, kovanın bozuk yerlerini onarır. Bir müddet kapıda nöbet bekler, kanatlarını çırparak içerisini havalandırır. Birkaç deneme uçuşu yaptıktan sonra da dışarı çıkar. Artık ömrünün sonuna kadar çiçekten çiçeğe uçacak, bal toplayacaktır.

Kovanda yeni bir arı beyi çıkınca eski arı beyi yenisiyle savaşmak zorunda kalır. Savaşı kim kazanırsa kovanın yeni beyi o olur. Ötekisi ölmediyse etrafına topladığı bir kısım arılarla beraber kovandan ayrılır. Bunlar bir ağaç dalında üst üste konarak toplanırlar. Durmadan vızıldayan bu salkım şeklindeki arı topluluğuna oğul denir. Arıcılar bunları özel torbalar içine alarak az ileride hazırladıkları yeni bir kovana yerleştirirler.

Sonbahar gelip de havalar serinlemeye başlayınca arılar içleri balla dolu peteklerin ağzını mumla örterler, kışın kullanmak için saklarlar. Bu petekler çıkartılarak İçindeki bal alınır. Fakat balın hepsi alınırsa, o zaman arılara kışı geçirmeleri için yiyecek bal kalmaz. Bunun için bir miktar balı kovanda bırakmak gerekir. Kışın soğuk havalarda arılar birbiri üstüne yığılarak soğuktan korunurlar, balla beslenirler.

Arılar sadece bal yapmaları bakımından değil, aynı zamanda bitkilerin döllenmelerini sağlamları bakımından da faydalıdır. Meyve ağaçları çiçeklerine konup çiçek tozlarını taşıyan hayvanların dörtte üçünü arılar meydana getirir.

Arı Çeşitleri

Bal arılarının İtalyan, Kıbrıs ve Kafkasya arıları gibi bazı çeşitleri vardır. Bunlardan İtalyan ve Kıbrıs arıları sarı, Kafkasya arıları da siyahtır. Öteki arı cinsleri arasında yaban arıları, eşek arıları ve «bambul» denilenleri en tanınmışlarıdır. Bunlar bal yapmazlar.

Eşek arısı boynunun bal arısından daha büyük, karın halkalarından birinin sarı, birinin siyah olmasıyla ayırdedilir. Eşek arıları da kendi aralarında düzenli bir toplum hayatı yaşarlar. Yuvalarını ağaç kovuklarına, duvar oyuklarına, saçaklara saplı küçük petekler halinde yaparlar. Dişi eşek arılarının karınlarının son halkasında iğne vardır. Soktukları zaman bal arısından çok daha şiddetli ağrı ve sancıya sebep olurlar. Eşek arıları bal arılarının düşmanıdırlar.


Yorumlar 0

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir