Mevlana Celaleddin Rumi kimdir?


Celalettin Rumi, büyük Türk tasavvuf bilgini, şair, düşünür ve Mevleviliğin öncüsü.

13. yüzyılın doğudaki en büyük kültür merkezi olan Belh’te doğdu. Anadolu’da yerleşip orada yaşadığı için Rumi adıyla anıldı (o çağlarda Anadolu’nun adı Diyar-ı Rum diye söyleniyordu) Efendimiz anlamına gelen Mevlana adı, kendisine karşı duyulan büyük saygının belirtisi olarak verildi ve bu ad asıl adı olan Celalettin’i bile unutturdu.

Babası Belh şehrinde bilginler sultanı adıyla anılan Bahaettin Velet’ti. Ülkedeki ünü ve etkisi yüzünden, Belh hükümdarı ile arası açılınca Baettin Velet, Belh şehrini terk etmek zorunda kaldı. Celalettin o zaman beş yaşındaydı. İran, Bağdat, Hicaz, Şam yoluyla Anadolu’ya geldiler. Yedi yıl Laverende’de (şimdiki Karaman) oturdular. Sonra Selçuklu sultanı Alaeddin Keykubat’ın ısrarlarına dayanamayarak Konya’ya yerleştiler (1228).

 
Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, Mevlevî yolunun öncüsüdür.

Celalettin, babasından ve onunla birlikte görüp tanıdıkları doğulu bilginlerden çok öğrenmiş, bir yandan da sistematik öğrenimini medreselerde yapmıştı. Burhanettin Tirmiz’li adındaki hocasına çok şey borçluydu. Bunu hiç bir zaman unutmadı ve eserlerinde sık sık açıkladı.

Ama asıl kişiliğiin oluşmasına ve sanatının parlamasında, ona bir tür hocalık eden Tebriz’li Şems adlı gezgin dervişin büyük etkisi oldu. Şems, Konya’ya 1244 yılında geldi, bu geliş genç ve ünlü bir medrese hocası olan Celalettin’in o güne kadar sürdürdüğü düzeni hayatın abaştan aşağı değişmesine sebep oldu. O artık ciddi, ağırnbaşlı, renksiz bir öğretim üyesi olmaktan daha çok, bir gönül adamı, bir şair, kuralların dışında yaşamayı deneyen bir sanatçıydı.

Celalettin’in bu yeni kişiliği bütün Konya’yı şaşırttı. Artık medreselerde ders vermemesi öğrencileri öfkelendirdi. Suçu, kimliğini iyi bilmedikleri bu gezici dervişte buluyor, onun hakkında ileri-geri söylentiler çıkarıyorlardı. Tebriz’li Şems’i ölümle tehdit edenler bile oldu. Bütün bunlardan sonra, on beş ay süren bir dostluğu orada bırakarak Şems Konya’dan kaçtı. Mevlana Celalettin bu olaya öylesine üzüldü, öyle perişan oldu ki, Şems’i Konya’dan kaçırtanlar bile pişman oldular ve Mevlana, Şems’in bulunduğu Şam şehrine, oğlunun başkanlığında bir heyet göndererek ondan, yeniden Konya’ya dönmesini rica etti. Bu içten daveti kabul ede Tebriz’li Konya’ya döndü ama, bu dönüş uzun sürmeyecek 1247 yılının kış ortasında Tebriz’li Şems yine ansızın ortadan kayboluverecekti.

Bu kayboluştan sonra Selahattin Zerkub ve Hüsamettin Çelebi adında iki sofi, Celalettin’in yakın dostu ve çömezi oldular. Mevlana Konya’da 66 yaşında öldü.

İslam dünyasının büyük düşünürü

Mevlana, eserleri ve kişiliğiyle yalnız İslam alemini değil, batı dünyasını da etkilemiş bir büyük şahir ve düşünürdü. İngiliz doğu bilimleri uzmanı A.J. Arberryt onun için; Dünyanın en büyük şairlerinden biri, daha doğrusu en büyüğü demiştir. Goethe de ona hayrandı. Rembrandt bir tablosuna onu konu almıştı.

Mevlana, insanlar arasında hiç bir fark gözetmeden, bütün insanlığa değer vermiş, bütün insanları sevebilmiştir. Onun için, Tanrı’ya gerçekten sevmek, Tanrı’nın yarattıklarını sevmekle mümkündür. Halkı Hak’ta görmek ve sevmek onu, bir yandan dünyanın en lirik şairleri arasına getirirken, bir yandan da gerçekçiliğinin kökeni olmuştur.

Yaşadığı çağdan bu yana, bütün insanları etkileme gücünü yitirmeden sürdüren Mevlana, İslam dünyasının çağdaş değerler sistemini kuran düşünür ve sanatçılar arasında başta gelenlerden biri, gerçekte birincisidir.

Eserleri:

  • Mesnevi, 25 700 beyitten oluşan be altı ciltlik kitap ahlak kurallarını, islam inancını, insan ilişkilerini iç içe geçmiş hikayeler yoluyla açıklayan öğretici bir eser, bir kaynak kitaptır.
  • Divanı kebir, Mevlana’nı büyük bir heyecan, içtenlik ve lirizm taşıyan ve onu dünyanın gelmiş geçmiş en büyük şairlerinden biri yapa bütün şiirlerini kapsar. Bu şiirlerin tümü 40 380 beyittir.
  • Fihi Ma-Fih, Mevlananın ders notlarını ve önemli bilimsel çalışmalarını içeren eserdir.

 

   

Yorumlar 0

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.