Mustafa Kemal Atatürk kimdir?


Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk cumhurbaşkanı olan Mustafa Kemal Atatürk.1881 yılında, Osmanlı İmparatorluğu’na bağlı bir vilayet olan Selanik’te dünyaya geldi. Ali Rıza Efendi ve Zübeyde Hanım’ın çocuğu Mustafa olarak dünyaya geldi fakat yaşadığı müddetçe tek anıldığı isim bu olmadı. Daha çocuk yaşta aldığı Kemal ismi uyandıracağı ve ayağa kaldıracağı milletin habercisiydi. Alacağı son isim ise miras bırakacağı özgür cumhuriyetin Ona armağan edeceği ve nesiller boyu unutulmayacak son ismi Atatürk‘tü.

Selanik’te 1896 yılına kadar kaldı. 1896’da Manastır Askeri İdadisine, 3 yıl sonra ise büyüdüğü topraklardan kopup İstanbul Harp Okulu’na girdi. Tarihler 1902’yi gösterdiğinde 21 yaşındaki genç asker ileride en büyüğüne ulaşacağı rütbelerinden birini aldı, Teğmen olarak harp akademisine girdi 3 yıl sonrasında Kurmay Yüzbaşı olarak mezun oldu.

Mustafa Kemal Atatürk

Vatanın tehlikede olduğunu düşünen genç subaylar ile beraber Şam’da Vatan ve Hürriyet Cemiyeti’ni kurdu, baskınlar sonucu cemiyet dağıldı.

30 yaşına geldiğinde İtalya’nın Osmanlı’ya savaş ilan etmesi sonucu gönüllü olara gizli yollardan Trablusgarp’a gitti. 15 Ekim’de Kol Ağası olarak yola çıkan Mustafa Kemal, Trablusgarp’a vardığında terfi etti. Aralık ayında Tobruk savaşını kazandı.

1915 yılında tüm dünyanın çehresini değiştirecek 600 yıllık imparatorluğu sonuçlandıran 1 Dünya savaşı başladı. Bu savaşın belki de en kanlı cephesi Çanakkale cephesiydi. Bu cephe Mustafa Kemal efsanesini de doğduğu yerdi.

Mustafa Kemal Çanakkale’de Anafartalar Grup Komutanlığına getirildi. İngilizler Anafartalar’ı alamayınca yeni bir harekete girmişlerdi. Buna karşılık kireç cepheyi tutmak gerekliydi. Cepheye giden tek yol savaş gemileri tarafından çarpraz ateş arasındaydı. Mustafa Kemal askerleri cesaretlendirmek için ilk geçen O oldu.

Çanakkale savaşlarının ardından liyakat madalyası aldı ve ardından Edirne’deki 16. kolordu komutanlığına atandı. Atandığı kolordu Diyarbakır’a nakledildi. Tümgeneralliğe terfi etti ve görevi sırasında kuvvetleri ile Bitlis ve Muş’u düşman işgalinden kurtardı.

Ordusuz, askersiz olarak Bandırma vapuru ile İstanbul’dan ayrıldı ve Samsun’a çıkarak milli mücadeleyi başlattı ve bu mücadelenin lideri oldu. Amasya’dan yayınladığı genelge ile anadoludaki askeri ve mülki makamlara sesleniyordu: “vatanın bütünlüğü ve milletin bağımsızlığı tehlikededir, milletin geleceğini yine milletin azmi ve kararlılığı kurtaracaktır.” Genelgenin ardından Erzum’a geçti 8-9 Temmuz günlerinde ise Padişah’a tüm görevlerinden istifa ettiğini bildirdi. VAtanı için görevlerinden vazgeçti.

Atatürk TBMM’den çıkarken

23 Temmuz 1919 yılında Erzurum kongresini başına geçen Mustafa Kemal, oradan Sivas’a geçti. 4 Eylülde açılan Sivas Kongresinin başkanlığına seçildi. Kongre sırasında amerikan mandasına geçmek isteyenlere ise parolamı tektir “ya istiklal ya ölüm” dedi. Kongrenin ardından sivastan amasyaya geçti ve burada tarihe amasya görüşmeleri olarak geçen görüşmeleri gerçekleştirdi. 7 kasım 1919’da meclisi mebusan için Erzurum milletvekili olarak seçildi. ve heyeti temsiliye merkezinin Ankara olduğunu bildirdi.

16 Mart 1920’de daha önce fiilen işgal edilen İstanbul, resmi olarak İngiliz yönetimine girdi ve 600 yıllık Osmanlı İmparatorluğu tamamen yok olmuştu. 3 gün sonra 19 Mart günü Mustafa Kemal bir genelge yayınladı. Ankara’da olağanüstü yetkiye sahip bir meclis millet işlerini denetlemek ve yürütmek için toplanacaktır denildi. 23 Nisan tarihinde 1.TBMM açıldı, meclis başkanlığına seçilen Mustafa Kemal açılış konuşmasında: “Gerek askeri, gerekse siyasi hayatımın bütün dönemlerini işgal eden mücadelelerimde daima hareket kuralım, milli iradeye dayanarak, milletin ve vatanın muhtaç olduğu amaçlara yürümek olmuştur ” dedi. Anafartalar kahramanı Mustafa Kemal hakkında İstanbul Divan’ı harpte idam kararı çıkarıldı ve karar padişah tarafından imzalandı.

3 Aralık 1920’de ermenistan ile imzalanan gümrü anlaşması TBMM’nin vatan toprağının tek temsilcisi olduğunu tek göstergesiydi. 10 ocak 1921’de milli egemenlik yolunda ilk savaş kazanıldı. İsmet Paşa komutasındaki ordular 1. inönü muharebesinde yunan ordularını mağlup etti. Mustafa Kemal’e göre bu zafer kesin kurtuluşun ilk adımıydı. 2. inönü zaferinden sonra ise Mustafa Kemal “siz orada yalnız düşmanı değil milletin ters talihini de yendiniz” dedi. İstila altındaki bedbaht topraklarımız ile beraber bugün en uzak köşelerinize kadar zaferinizi kutluyor. dedi.

Mustafa Kemal ve arkadaşları Arıburnu Cephesi’nde

18 Temmuz 1921’de milli mücadelenin lideri, anafartalar kahramanı tekrar cepheye indi. VErdiği emir ile ordu sakarya nehrinin kuzeyine çekildi. 5 Ağustos 1921’de mecl,is çıkardığı yetki ile Mustafa Kemal’i 3 ay geçerli olacak geniş yetkilerle donattı ve başkomutan ilan etti.

23 Ağustos’ta yunan ordsunun tarrruz ile sakarya mücadelesi başladı ve 22 gün sürdü. Bu savaşta o ünlü emrini verdi. “Hattı müdafa yoktur, sattı müdafa vardır o sath bütün vatandır, vatanın her karış toprağı vatandaşın kanı ile ıslanmadıkça terk olunamaz” Sakarya Meydan Muharabesi zaferle sonuçlandığında tarihler 13 Eylül 1921’i gösteriyordu. Ardından Mustafa Kemal meclisten gazi ve mareşallk ünvanblarını aldı.

1 Mart 1922’de Mustafa Kemal’in TBMM’de yaptığı konuşma şöyleydi: “Efendiler büyük millet meclisi hükümeti, Türkiye ve Türkiye halkının devamını ve bağımsızlığını temine çalışıyor, çünkü Türkiye’nin asıl sahibi meşru ve gerçek sahibi olan Türkiye halkının kesin arzu ve iradesi bu yoldadır.”

30 Ağustos tarihinde yunan orduları imha edildi ve büyük taarruz kazanıldı. Ordular başkomutannın verdiği hedefe akdenize ulaştı 9 Eylül sabahı orduların İzmir’e girdiği gün oldu.

Çankaya Köşkü’nde eşi Latife Hanım ile (1923)

Ancak savaş sona ermesine rağmen ölüm Mustafa Kemal’in hayatından çıkmayacaktı. 14 ocak 1923’te Gazi Mustafa Kemal annesi Zübeyde Hanım’ı İzmir’de kaybetti fakat verdiği sözü bozmayarak 29 Ocak tarihinde Latife Hanım ile evlendi. Mustafa Kemal cumhuriyetin ilanından 1 ay önce Time dergisine kapak oldu.Dergide “Türk ancak cehennemde kendi efendisi olur sözüne, Türk Türkiye’de kendi efendisi olur şeklinde cevap verdiği belirtilerek başlayan yazı 1 dünya savaşı sonrası anadolu topraklarında özgürlüğün nasıl elde edildiğinden ve gaziden övgü ile bahsediyordu”

24 temmuz 1923’te imzalan lozan anlaşması ile milli mücadelenin askeri yanı resmi olsrak sona erdi.

Yeni sistemin ilk kabinesini oluşturmak için İsmet Paşa görev aldı. Ardından hızlı adımlar ile çağa ayak uyduramamış olan düzenin kalıntıları ile uğraşmaya başladı. Hilafet kaldırıldı ve Osmanlı ailesi sınır dışı edildi. yeni türk alfabesi eğitimin temeliydi. Öğretmenlere ise şöyle seslendi “Öğretmenler cumhuriyet sizden düşünceleri hür, vicdanı hür irfanı hür nesiller ister” diyordu.

Tokat’ta bir köylü vatandaşın derdini dinlerken… (21 Kasım 1930)

Ekonomide gelişmek için Merkez Bankası, İş Bankası, Sümerbank, Ziraat Bankası gibi bankalar kuruldu. Demiryolu ağır, Tekstil fabrikasından uçak ve motor fabrikalara kadar onlarca kuruluşu ülkeye kazandırdı.

Halkın milli şuuru için 1931 yılında Türk Tarih, Kurumu 1932’de Türk Dil Kurumunu kurdu. Eski düzenin prangalarından kurtulmak için tekke ve zaviyeleri kapattı. Anayasa değişiklikleri ile sistemi geliştirirken çok partili sisteme geçmek için denemeler yaptı.

3 Nisan 1930 tarihinde kadınların belediye seçimlerinde seçme ve seçilme haklarına ulaşacağı yeni belediye kanunu kabul edildi. 4 yıl son ise batılı ülkelerden daha önce cumhuriyet kadınları seçme ve seçilme hakkı elde ettiler.

1934 yılında soyadı kanunun çıkması ile bir neslin unutamayacağı Atatürk soyadını aldı.

11 Eylül 1923’te Başkomutan gazi mustafa kemal halk fırkasını kurup genel başkanlığına seçildi. Arık üniformayı çıkarma vakti gelmişti. 13 Ekim’de Ankara başkent yapılmış ancak Gazi’in en büyük mirası halen kurulmamıştı. Selanik’li Mustafa’nın yapması gereken son bir şey kalıştı, yeni yönetim biçimini ilan etmek. 29 Ekim 1923 tarihinde Mustafa Kemal yüzyıllardan hasta olan ihanete maruz kalan ve işgalle fiilen ölen osmanlı imparatorluğunun küllerinden doğüan yeni türkiye’in yönetim biçimini yani cumhuriyeti ilan etmişti.

Atatürk’ün ölümü

mustafa kemal
Atatürk heykeli

11 Haziran 1937 yılında savaşlar ve mücadeler ile geçen bir ömrün son demlerinde olduğunu bilmeyen Mustafa Kemal Atatürk, çiftliklerini hazineye bağışladı. Bir süre sonra da hastalığının ilk belirtileri ortaya çıkmaya başladı. Hatay’ı anavatana katma mücadelesi sürüyordu ve böylesi bir dönemde sağlıklı görünmekten başka bir çıkar yol yoktu. Hastalığının en yoğun dönemlerinde Hatay’ı almak için Mersin ve Adana’ya gitti.

5 Eylül’de vasiyetini yazdı. 16 Ekim’de ilk ağır komasına girdi. Artık karanlık çöküyor güneş batıyor bir milletin yası yaklaşıyordu. 29 Ekim’de çok istediği halde cumhuriyetin 15. yıl kutlamalarına katılamadı.

Son yaklaşıyordu aklında Hatay, gönlünde Selanik vardı. 10 Kasım Perşembe günü Dolmabahçe’de derin bir sessizlik hakimdi. Saat 9’u 5 geçe bir çift mavi göz aralanıyor, ardından edebiyete kapanıyordu.


Yorumlar 1

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir