Tarikat ne demek?


Tarikat, Tarıyk, Arapçadır ve yol anlamına gelir. Sufilere göre dinin bir dış yüzü, bir de iç yüzü vardır. Dış yüzü, lügat bakımından, ırmağın su içilecek yeri anlamına gelen şeriattır. Terim olarak din ve şeriat, semavi emirlerin tümüdür ki bunlar da, inançlar, ibadetler ve dünyaya ait işler olarak üç kısma ayrılır.

Bunlardan birini bile inkar etmek, küfürdür. Dinin iç yüzü ise bilişin, görüşün ve oluşun gerçekleşmesidir. bu hakıykat denir. Şeriattan hakıykate manevi bir yolla gidilir. Bu gidişe süluk yani manevi yolculuk, manevi yolcuya da salik derler. Derviş, bu yolları geçmek için kendini eğitir.

Her tarikatte, müride, bu manevi yolculukta önderlik eden şeyhe, doğru yola götüren, irşat eden anlamına mürşid denir. Mürşide beyat edip tarikate giren kişi de salik sayılır. Şeyh sülükünu bitirmiş kişidir; halife denen birisinden, bu mertebeye erdiğine dair icazet almıştır; yani diplomalıdır. Bu bakımdan, hemen her tarikatte aşağıdan yukarıya şu dereceler vardır:

1- Mürid, salik,
2- Şeyh,
3- Halife,
4- Pir.

Bazı tarikatlerde, müridle şeyh arasında nakıyb denen ve adete şeyh vekili olan biri de bulunur ki bunun vazifesi, zikir töreni idare etmek, müridlere rehberlik eylemektir.

Mevlana Celaleddin Mesnevisinin V. cildinin önsüzünde der ki:
Şeriat muma benzer; yol gösterir; ele mum almadan yol alınmaz. Yoldan geldin mi, bu gidişin, bu yürüyüşün, tarikattır. Ulaştın mı, gideceğin yere vardın, maksadına eriştin mi, bu da hakıykattir. Bunun için demişlerdir ki: Gerçekler meydana çıktı mı yollar biter. Nitekim bakır altın olur, yahut aslında altındır da ona kimya bilgisine, bakırı altın yapmak ilmine, kendisini kimyaya sürmeye ihtiyaç yoktur. Kimya şeriattır: kimya ile altın olmak tarikattır, hani varılacak yere ulaştıktan sonra kılavuz aramak, abes bir iştir. Fakat ulaşmadan kılavuzu bırakmak da kötüdür demişlerdir ya. Hasılı şeriat, ustadan, yahut kitaptan kimya öğrenmektir; tarikat, ilaçları kullanmak, bakırı kimya ile ovmaktır; hakıykat ise bakırın altın olmasıdır. Kimya bilenler, biz bu bilgiyi biliyoruz diye sevinirler. Kimyayı kullananlar, yapanlar, böyle bir iş yapmadayız diye sevinç içindedirler. Fakat hakıykati bulanlar, biz altın olduk, kimya bilgisinden de kurtulduk, kimya yapmaktan da diye sevinmedelerdir. Biz Allah’ın, azat edilmiş kullarıyız derler; her bölük, kendisinde bulunana razı olup gitmiştir.


Yorumlar 0

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir