1. Meşrutiyet dönemi » E-Kütüphane

1. Meşrutiyet dönemi


Birinci Meşrutiyet, Osmanlı İmparatorluğu’nda 1876 yılında II. Abdülhamid tarafından ilan edilen anayasal yönetimdir.

 II. Abdülhamid’in taht’a çıkmasıyla, Yeni Osmanlıların dürüst bir padişah ile halkın temsilcilerinden oluşan bir meclisin hükümet işlerini kontrol etmesi anlayışı benimsenmişti. Buna rağmen halkın yönetime katılması noktasından aydınlar ile devlet adamları aynı fikre sahip değillerdi. Halkın hakimiyete hakkı olup olmadığı hususu Tanzimat Döneminden beri çeşitli şekilde tartışılmıştı.
I. Meşrutiyet ilan edilirken.

Devlet adamları hakkı kabul etmekle birlikte, halkın henüz yeterli olgunluğa erişmediğini iddia etmekteydiler. bu karşın fikir adamları, dağdaki çobanından, şehirdeki kalem efendisine kadar her vatandaşın kendini en iyi şekilde temsil edebilecek insanlara seçebilecek seviyede olduğunu savunmaktaydılar. Askeri Okullar Müdürü Süleyman Paşa, Abdülaziz’in ve V. Murat’ın tahttan indirilmesinin sebebini, devlet adamlarının geleceklerini güvence altına almak olarak açıklıyordu. Süleyman Paşa’nın Sadrazam Mehmet Rüştü Paşa’nın halkın verdikçe daha fazlasını isteyeceği gerekçesiyle Meşrutiyeti engellediğini belirtmesi, devlet adamlarının bir kısmının farklı fikirde olduğunu göstermeye yeterlidir. Bu dönemde devlet adamlarında genel kanı, halkın ancak devlet işlerinde tecrübeli, bu işi bilen devlet adamlarınınca yönetilebileceğidir.

Meşrutiyet’in ilan ediliş amacı (1876-1878)

  • Osmanlı Devleti ancak Meşruti bir yönetimin kurulması ile içinde bulunduğu durumdan kurtulabileceği öne sürülmektedir.
  •  Bütün Osmanlı vatandaşlarının tam bir eşitlik içinde ülke yönetimine katılması gerekmektedir.
  • Kısa zaman içinde Anayasal bir yönetime geçilmek istenmesi.
II. Abdülhamid

Padişah Abdülhamid de halkın meşruti idare için yeterli bulmayan devlet adamlarına hak vermekle birlikte, yine de Meşrutiyetin devletin medeni dertlerine deva olacağı beklentisine sahipti. Meşrutiyet, devleti medeni memleketler seviyesine çıkarak mevcut bütün idari, siyasi ve sosyal problemleri çözecek adeta mucize bir ilaç gibi görülüyordu. Fakat bunun sağlanması halkın ve hükümetin vazifelerini hakkıyla yapmalarına bağlıydı. Meclisin, vatandaşın görevini yapmasında devlet ile millet arasında bir köprü vazifesi görmesi beklentilerin en başta geleniydi. Dolayısıyla meclis, devletin topluma ulaşamamasında aracı bir kurum olarak kabul edilmiştir. “Devletin sağlam bir düzene bağlanması” olarak anlaşılan Meşrutiyet’ten, Avrupa devletlerinin azınlıklar nedeniyle yaptığı baskıları hafifletmesi beklentileri bizzat Padişah tarafından da açıkça ifade edilmiştir. Ayrıca devletin değien iç ve dış şartlara ayak uyduramaması Meşrutiyeti zorunlu kılmaktaydı. Meşrutiyetle Hilafet ve Saltanat makamının hakları korunacak, Osmanlı vatandaşlarınn hürriyet ve eşitliği sağlanacaktı.

Meşrutiyet’in İlanının Önemi

  • Meşrutiyet’in ilanı ile ilk kez halk, padişahın yanında yönetime ortak olmuştur.
  • Halk ilk defa seçme-seçilme ve temsil hakkını kullanmıştır.
  • Osmanlı Devleti’nde Mutlakiyet olan yönetim şekli sona ermiş, Meşrutiyet yönetimi başlamıştır.
  • Osmanlı tarihinin aynı zamanda Türk tarihinin ilk anayasası olan, Kanun-ı Esasi ilan edilmiştir.
  • Meclis-i Mebusan ve Meclis’i Ayan olmak üzere iki meclis açıldı. Meclis-i Mebusan’ın üyelerini halk, Meclis-i Ayan’ın üyelerini padişah seçti.

II. Abdülhamit, 1877-78 Osmanlı Rus Savaşını (93 Harbi) bahane ederek meclisi kapattı. Böylece meşrutiyet sona erdi. Tekrar mutlakiyet başladı.

 
   

0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.