Abdullah Çatlı kimdir?


Abdullah Çatlı, 1956 yılında Nevşehir’de doğdu. Babası Ahmet Çatlı Annesi Remziye Çatlı’dır. Beş çocuklu bir ailenin üçüncü çocuğu olarak dünyaya gelen Çatlı’nın Mediha, Hadiye, Zeki ve Hülya adlarında dört kardeşi daha vardır.

abdullah çatlı
Abdullah Çatlı

O dönemlerde nakliyatçılık yapan babası daha sonra şehir merkezinde dükkan açarak ticaret yapmaya başladı. Abdullah Çatlı geldiğinde komşularının kızı olan Meral Aydoğan’la nişan ve imam nikahı yaptı. Aynı çağlarda judo, karate ve güreş gibi sporlara merak saldı. Spor eğitimi aldığı hocaları sayesinde ülkü ocaklarıyla tanıştı.

Ancak 12 Mart 1971 askeri darbesiyle ülkü ocaklarının kapatılması Abdullah Çatlı’nın ülkülerle tanışma dönemini erteledi.

16 Ağustos 1973’de Abdullah Çatlı lise öğreniminin ardından üç yıllık nişanlısı Meral Aydoğan ile resmi nikah ve düğün yaptı. İlerleyen yıllarda Çatlı’nın bu evliliğinden Gökçen ve Selcen adları kızları dünyaya geldi.

 

1973 yılında o zamanki adıyla Mali Bilimler Yüksek Okulu’nu kazanan Abdullah Çatlı ailesini Nevşehir’de bırakıp, Ankara’ya gitti.

Abdullah Çatlı’nın: Ankara’ya geldiği dönemlerde, özellikle 1974 yılından itibaren artık eylemlerde silah ve bombalar sıkça kullanılıyordu. Abdullah Çatlı ülkücülerin kontrolün olan üniversitede öğrenimi boyunca çeşitli eylemlerle adını kısa sürede duyurdu. 1977’de ülkü ocakları Ankara İl Başkanlığına 25 Mayıs 1978 yılında ülkücü gençlik derneği genel başkan yardımcılığına seçildi.

11 Temmuz 1978’de Ankara’da Hacettepe Üniversitesi Öğretim üyelerinden Doç. Dr. Bedrettin Cömert’in öldürülmesi olayının faili olarak arandı. Ankara 5.sulh ceza mahkemesince hakkında gıyabi tevkif kararı verilen Çatlı 23 Ağustos 1978’de Sakarya!’da yakalandı ve gözaltına alındı. Ancak daha sonra serbest bırakıldı.

Abdullah Çatlı hakkında 9 Ekim 1978’de Ankara’nın Bahçelievler semtindeki 7 TİP’linin öldürülmesi olayının planlayıcısı ve baş sorumlusu olduğu iddialarına ilişkin tutuklama kararı çıkarıldı.

Çatlı, 12 Eylül darbesini izleyen aylarda yurt dışına çıkarak bir süre Bulgaristan ve Viyana’da kaldı. 22 Şubat 1982’de İsviçre’de Mehmet Özbay adına düzenlenmiş pasaport ile yakalandı, ancak serbest bırakıldı.

22 Ekim 1983’de Paris’te MİT ile ilişkiye geçtiği ve Asala’ya karşı 5 eylemde kullanıldığı MİT resmi belgelerinde yer aldı. 22 Ekim 1984’te Fransa’nın başkenti Paris’te yakalandığında üzerinde Hasan Kurtoğlu adına düzenlenmiş bir pasaport çıktı. 16 Eylül 1985’te ise Papa suikastı davasında tanık olarak konuştu.

Oral Çelik’in suikast ile ilgili olmadığını, Mehmet Ali Ağaca’nın bulgar ajanı olabileceğini iddia etti. Çatlı, kısa bir süre sonra Fransa tarafından 7 yıl ceza aldığı İsviçre’ye iade edildi. Tutuklanarak Bostradel Cezaevi’ne konulan Abdullah Çatlı 21 Mart 1990’da cezaevinden kaçmayı başardı.

1993’te Türkiye’de gelen ve taşıdığı şahin ekli adına düzenlenmiş pasaport ile gözaltına alınan Çatlı, aynı tarihte serbest bırakıldı.

1995’te öldürülen MİT’çi Tarık Ümit cinayetin ve Mehmet Ali Yaprak’ın kaçırılma olaylarında azmettirici olduğu iddia edildi. Ayrıca 15 Mart 1995’te Azerbaycan’da düzenlenmeye çalışılan darbenin organizasyonunda yer aldığı iddia edildi. 26 Nisan 1996’da Ömer Lütfü Topal ile aynı uçakta Kıbrıs’a gittiği ve aynı otelde kaldıktan sonra 1 Mayıs 1996’da geri döndüğü de kayıtlardan ortaya çıktı.

Abdullah Çatlı tüm bu bilinen faaliyetlerine rağmen Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde yargılanmamış ve herhangi bir hüküm giymemiştir. Abdullah Çatlı 3 Kasım 1996’da Balıkesir’in Susurluk ilçesi yakınlarında tarihe Susurluk kazası olarak geçen trafik kazasında hayatını kaybetti.

Kaza sırasında Çatlı’nın yanında, arka sol tarafta oturan Gonca Us ve arabayı kullanan İstanbul eski emniyet müdür yardımcı Hüseyin Kocadağ’da ölmüştür. Aracın içindeki dört kişiden yalnızca dönemin DYP milletvekili Sedat Edip Bucak kurtulabilmiştir. Ayrıca Çatlı’nın üzerinde dönemin içişleri bakanı Mehmet Ağar’ın imzasının bulunduğu silah taşıma belgesi ve yeşil pasaport çıkmıştır.

Ayrıca o dönemde düzenlenen sürekli aydınlık için bir dakika karanlık eylemleriylede olay yıllarca gündemdeki yerini korudu.

Nevşehir’de yapılan cenaze törenine, beş bin kişilik bir topluluk katıldı. Türk Bayrağına sarılı tabutu Nevşehir kaldırım mezarlığına defnedildi.

Abdullah Çatlı’nın ölümü hakkında birçok komplo teorisi vardır. Kaza yapan aracın fren sisteminin bozulması ve kazandan sonra boynu kırılarak öldürüldüğü bunların başında gelmektedir.

   

0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.