Adana tarihi hakkında bilgi » E-Kütüphane

Adana tarihi hakkında bilgi


Türkiye’nin dördüncü büyük şehri, Akdeniz bölgesinin en önemli beldesi. Şehir seyhan ırmağının Toros dağları arasından çıktığı yerde, kendi adıyla da tanınan Çukurova kuzey kenarında, ormanın sağ tarafında bir köprü başı gibi kurulmuştur; ancak son yıllarda sol kıyı ötesine yayıldı. Akdeniz kıyısına doğru çizgi ile 40 km. iskelesi olan Mersin’e karayolu ile 62 km. mesafesedir. Deniz seviyesinden 20 m. yükseltide, düz bir zemin üzerinde yerleşmiş bulunan şehrin ortasında Tepedağ mevkii basık bir sırt haline yükselir.

adana
Adana

Adana, ilkçağda, muhtemel olarak Anadolu’yu baştanbaşa kesen ve Gülek boğazından Çukurova’ya inen yol üzerinde, aynı zamanda bir liman durumunda olan Tarsus ile, daha doğuda Ceyhan ırmağı üzerindeki Misis arasında bir konak yeri durumunda idi. Adana’nın önemi, dağlar arasında ovaya inen Seyhan’ın kolay geçilen bir yerinde köprü başı rolü oynamasından ileri gelmiş olmalıdır. Bizanslı Stefan, Uranus’un iki oğlu Adanus ile Sarus’un, Tarsuslular ile savaşarak şehri kurduklarını, bunlardan birinin adını şehre, ötekinin de ırmağa verdikleri söylenir; bu efsanenin, Adana ile Tarsus arasında süre gelen rekabet ve didişmelerin derin köklerini hatırlatmak bakımından değeri vardır.

adana
Adana kalesi, Bizans İmparatoru İustinianus tarafından yaptırılmıştır (527- 565).

Pek eskiden beri kullanılmış bir yol üzerinde bulunan Adana, tarih boyunca birçok istilalara uğradı; Hitit, Asur, sonra Pers, Büyük İskenderden sonra Selefki’lerin ve Mısır Ptolemaios hanedannın, niyat M.Ö 1. yy.’da Pompeios eliyle Roma’nın hakimiyetine girdi. Özellikle Doğu Roma devrinde ticareti gelişti. Seyhan üzerinde 300 m’ye yakın uzunluktaki 21 gözlü meşhur taş köprü VI. yy’ın ilk yarısında Justinianus tarafından, belki Hadrianus’un yaptırmış olduğu daha eski bir körü yerinde, inşa edildi.

İslam akıncıları Adana yöresine ilk olarak VII. yy”da Halife Ömer zamanında geldiler. Emevi halifesi Abdülmelik şehri fethetti; Abbasiler devrin İslam hakimiyei daha kökleşti ve buraya türk kabileleri yerleştirildi. X. yy’da bir aralık Bizanslılara geçen Adana XI. yy. sonlarında Selçuklular tarafından geri alındı; bir süre Haçlıların, Kilikya Ermenilerin eline geçti. XIV. yy. ortalarına doğru, az çok Mısır Kölemen devletine bağlı türkmen beylerinden Yüreğiroğlu Ramazan Bey Adana’ya hakim oldu. Ramazanoğulları beyliği XV. yy’da Osmanlı ve Mısır devletleri arasında ayırıcı bir siyasi teşekkül meydana getiriyordu. XVI. yy’da Adana, Yavuz Selim’in Mısır seferi sırasında (1517) Osmanlı devletine katıldı ise de, eyalet idaresi daha bir süre Ramazanoğullarında kaldı.

 

XVII. yy’ın ikinci yarısında Adana’dan geçmiş olan Evliye Çelebi, şehir hakkında oldukça geniş bilgi verir: o sırada Adana’nın iki kapılı ve yedi kuleli, bir tarafı Seyhan ile, öte kenarı hendekler aracılığıyla korunan biriç kalesi vardı; şehir kalenin batı ve kuzey taraflarında uzanıyor, hepsi de kerpiçten olmak üzre 8700 evi, be büyük olmak üzere 70 cami, 130 dükkanı, 17 hanı ve bir kapalıçarsısı bulunuyordu; şehrin çevresinde surlar yoktu, ama mahallerinin sokak başlarında geceleri kapatılan kapılar vardı, sokaklar toprak olmakla beraber, çarı ve pazar yerlerinde yaya kaldırımları yapılmıştı; şehrin etrafı bağ ve bahçeler ile çevrili bulunuyor, bunlar bostan dolaplarıyla ormandan sulanıyordu. Evliye Çelebi, Adana’nın ürünleri arasında limon, turunç, zeytin, indir, nar, şekerkamışı ve pamuğu saymakta, pamuğun önemli bir gelir kaynağı olduğunu söylemektedir.

   

0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.