Afrika’nın En Eski Yerlileri Pigmeler


Pigmeler

Afrika’nın ekvator kuşağında, eski adı Zaire olan Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nin kuzeydoğusunda tropik ormanlar içerisinde yaşayan Pigmeleri, işte bu bakış açısı altında incelemeye çalışalım. Pigmeler, doğu, batı ve merkezi Pigmeler olmak üzere üç gruba ayrılır (Weiner 1972).

Tüm Pigmelerin bugünkü sayıları elli bini geçmez. Pigmenin sözcük anlamı ne olabilir? Kimileri bu adm, eski Mısırlılardaki bir uzunluk ölçüsü olan pi-mahi’den geldiğini söyler. Bu ölçü 75 cm kadardır. Ayrıca, Pigme topluluğunun, adını Yunancada kısa boylu ve çirkin yaratıkları tanımlamakta kullanılan, masallarda da parmak çocuk anlamına gelen Pygma veya Pygmaios dan almış olabileceğini ileri sürenler de vardır. Pigmeler, eski Mısır’da çok iyi tanınıyordu. Hatta firavunlar, saraylarında onlara soytarılık yaptırıp eğleniyorlardı.

Pigmeler

Pigmeler, Afrika’nın cüce Siyahları olarak bilinir; erkeklerde boy ortalaması 144 cm, kadınlarda ise 133 cm’dir (Vallois 1970). Pigme bebekleri aslında Beyaz yaşıtlarından küçük değildir; dokuz-on yaşlarına kadar normal şekilde büyüyen Pigmelerin ne ilginçtir ki bu yaşlardan sonra büyümeleri büyük ölçüde yavaşlar ve erişkinlikteki çok kısa boy ortaya çıkar. Bunun nedeni pek anlaşılmamıştır. Pigmelerin yüzleri geniş, elmacık kemikleri çıkıntılıdır. Burun o kadar geniştir ki, adeta tüm yüzü kaplar. Burun genişliği burun yüksekliğinden fazla olan tek topluluktur. Esmer-sarı karışımı bir deri rengine sahiptirler. Saçlar yapağıdır. Gövde ve kollar bacaklara oranla uzundur. Bu bedensel yapı onlara ilginç bir görünüm kazandırır. Vücutlarındaki yağ bezleri keskin bir koku salgılar ve bu kokuya da çeçe sinekleri yaklaşamaz. Pigmeler bu sayede zararlı sineklerden doğal biçimde korunmuş olurlar. Çok küçük boyları, balta girmemiş sık ormanlık bölgede kendilerine büyük avantaj sağlar. Çok çekingen insanlardır. Yabancılarla pek ilişki kurmayı sevmezler; en ufak bir tehlike anında hızla ormanda gözden kaybolurlar.

Pigmelerin, komşuları olan siyah kabilelerle ticaret ilişkileri çok ilginçtir. Avcı-toplayıcı Pigmelerin çiftçi komşularıyla yaptıkları alışveriş bir tür al gülüm, ver gülüme dayanır. Genellikle Bantu ve Sudanlılarla ticaret yaparlar. Pigmeler siyah komşularına, muz başta olmak üzere, orman meyveleri, et, av aletleri, sepet verirken; onlardan da genellikle tarım ürünleri, tütün, çeşitli giysiler ve çanak-çömlek gibi nesneleri alırlar. Ancak bu ticaret, geçmişte olduğu gibi bugün de takas yoluyla olur. Zira, bu geleneksel toplulukların alışverişlerinde para söz konusu değildir. Bugün, pazarlık yoluyla gerçekleştirilen ticaret, yakın geçmişte sessiz ticaret yoluyla oluyordu. Pigmelerin, takas etmek istedikleri ürünleri için ormanda belirli yerleri vardı. Buraya malını koyan Pigme, oradan uzaklaşıp gider. Daha sonra Bantu siyahı aynı yere gelip Pigmenin bıraktığı ürünü alıp kendisi ninkini koyar. Böylece iki taraf da birbirlerinin yüzünü görmez.

Pigmeler
Pigmeler

Bu tür sessiz ticaret bazı Güney Amerika Kızılderililerinde de görülür. Bir inanışa göre, Pigmeler, ticaret yaptıkları komşularına güvenmedikleri için ürünlerini bıraktıkları yere zehirli oklar taşıyan silahlı adamlarla gelirlermiş. Yine, kimi araştırıcılara göre, Pigmelerin bu dolaylı ticaret yapma adetlerinin temelinde komşu kabilelerden enfeksiyon kapma korkusu yatmaktaymış. Aslında Pigmelerin yaşadıkları sık ormanlık alanın çevresindeki Siyahlar da Pigme dünyasına girmekten korkarlar. Onlar için orman öngörülmeyen tehlikelerle doludur. Orada kötülük yapan şeytan gizlidir. Komşu köylülerin gözünde Pigme, ormanda sürekli yaşadığı i- çin şempanzeden bir gömlek üstün hayvan gibi kabul edilir. Köylüler Pigmelerin efendisidir. Onlara sahiplenir, zaman zaman tarlalarında çalıştırırlar. Her ne kadar komşu köylüler Pigmeleri hayvan gibi görüyor, onları adam yerine koymuyorlarsa da eğer eşleri kısırsa Pigme kadınlarını eş olarak almakta hiç tereddüt etmezler. Aslında, Pigmelerin komşu kabileleriyle olan evlilik ilişkileri çok seyrek ve aynı zamanda tek yönlüdür.

Pigmeler genellikle komşulara gelin vermekte, ama onlardan hiç gelin almamaktadırlar. Böylece gen akışı da tek yönlü olmaktadır. Bu nedenledir ki, yüzyıllar boyu Pigmeler kendilerine özgü görünür özelliklerini koruyabildiler (Weiner 1974). Evlilik öncesi ilişkiler Pigmelerde serbesttir. Bir Pigme erkeğinin çok eşle evlenmesi yasak değildir. Dul kalan kadın, kocasının kardeşleri veya yakın akrabalarıyla evlenir. Pigmelerin sürekli kaldıkları evleri yoktur. Genellikle, bambu dallarından ve muz yapraklarından mevsimlik konut inşa ederler (Kottak 1997). Çatıyı o kadar ustalıkla yapraklarla kapatırlar ki, çok yoğun ve uzun süreli yağışlarda bile çatı akmaz. Her ailenin evi ayrıdır. Tıpkı bizlerde olduğu gibi, çekirdek aile düzeni görülür. Pigmeler, araç gereç kullanarak ateş yakmayı bilmezler; yaktıkları közü ise canlı tutar, göçerlerken bu közü beraberlerinde taşırlar. Topluluk içinde belli bir hiyerarşi yoktur; şef ya da reis bulunmaz. Kabile başkanı yoktur. Pigmeler, yaşadıkları bölgenin en barışçıl, sakin, sıcakkanlı topluluklarıdır. Ne aralarında, ne de diğer kabilelerle savaştıkları görülmüştür. Az çalışıp çok eğlenirler. Her fırsatta şarkı söyler, müzik aletlerini çalar ve dans ederler. Küçücük dünyalarında mutlu bir yaşam sürerler. Dansları ve söyledikleri şarkılarla bir bakıma şeytani varlıkları ve kötülükleri kovarlar.

Pigmeler

İşbirliği ve yardımlaşma, özellikle kadın ve erkek arasında, çok yaygındır. Pigmelerde avlanma üç türlüdür; zehirli oklarla yapılan avlanma sadece erkeklere aittir. Ağ ve tuzak yoluyla olan avlanmada ise kadınlar ile erkekler beraber hareket eder. Toplayıcılık sadece kadınların görevidir. Kadınlar, besin toplarken tüm yüklerini ve bebeklerini sırtlarında taşır, böylece ellerini serbest kullanma olanağı bulurlar. Muz ve bal, Pigmelerin en sık tükettikleri besinlerdir. Av için kullandıkları köpek dışında, Pigmelerin evcil hayvanları yoktur.

Dolayısıyla, sütten kestikten sonra bebeklerine verecekleri hayvan sütü söz konusu değildir. Pigmelerin beslenmelerinde, birçok avcı-toplayıcılardaki gibi avladıkları hayvanlar önemli yer tutar. Diyetleri, proteince zengin olup karbonhidrat ve yağ bakımından fakirdir. Pigmeler ormanda böcek, kuş, kuş yumurtası, tırtıl ne bulurlarsa yerler. Su ürünlerinden de ayrıca yararlanırlar. Sürekli hareket halinde olan, yağ ve karbonhidratça fakir yiyeceklerle beslenen Pigmeler, besin üreticilerine ve endüstrileşmiş toplumlara oranla daha az yağlıdırlar. Zaten tüm avcı ve toplayıcılarda geleneksel beslenme, çeşitli ve dengeli bir diyetle simgelenir. Ayrıca, böyle bir diyet yerliyi kalp ve damar rahatsızlıklarından korur. Yaşlı Pigmelerin birçok şifalı otu tanıdıkları ve bunlarla hastaları tedavi ettikleri bilinir.

Pigme kadınları sadece belden aşağısını kapatırlar, üstleri çıplaktır. Pigmelerde her kabilenin ayrı bir dili vardır. Pigmeler sayı saymayı bilmezler; aralarında ona kadar sayabilenler çok azdır. Bu yerliler tek tanrıya inanırlar. O da ormanın gücüdür. Kendilerini barındıran, besleyen ve koruyan ormanı kutsal bir ana olarak bilirler. Sevgi, saygı ve güven duygularının egemen olduğu bu Tanrı-kul ilişkisinde korkuya yer yoktur. Eğer bir şeyler yolunda gitmiyorsa ormanın kızgın olduğu, onun ihmal edildiği inancına kapılırlar. Bu durumda ava çıkar, getirdikleri hayvanların etiyle ormanda kendilerine ziyafet çeker, dans eder, ormanı mutlu etmek için şarkılar söylerler.

Pigmeler için ölüm, doğal olmayan bir olaydır. Doğal olan sadece hayattır. Bir Pigmenin ölümünden lanet ve büyü sorumludur. Törenlerden pek hoşlanmayan Pigme, ölen yakınını efendileri olan komşu Siyahlara teslim eder, tören ve gömme işlemleri köyde yapılır.

Pigme anne, çocuğunun eğitimine ayrı bir önem verir; onu her gittiği yere sırtında taşır. Aslında, kabile içerisindeki tüm çocuklar öz evlat gibi sevilir. Onlar arasında hiçbir ayırım yapılmaz. İki ya da üç yaşma kadar bebek emzirilir. Birçok ilkel kabilede olduğu gibi, annenin bebeğini ağızdan ağıza beslediği görülür. Ancak, böyle bir besleme şekli, annenin ağız yoluyla bazı zararlı bakterileri bebeğine aktarması riskini beraberinde getirir. On-on bir yaşlarına gelen Pigme, erkekliğe adım atarken önce sünnet edilir.

Pigme çocuklarında, ciddi protein eksikliğinin yol açtığı kuvaşiyorkır hastalığı görülür (Brisset 1983). Hastalığın belirtileri oldukça tipiktir; bebeğin kol, bacak ve elinin dış kısmında ödemler oluşur. Saçlar dökülür; çocuğun davranışları anormalleşir, çevresine duyarsız hale gelir. Uyarılara tepki vermez, gülmez, iştahı kesilir. Sık sık ağlar. Karaciğeri, proteinleri özümseyemez duruma gelir ve yağ hücrelerinin istilasına uğrar. Karaciğerin, aşırı yağ yüzünden yapısında ortaya çıkan bu değişme, hepatik iç salgıbezinin detoksike edici rolünü oynamasına engel olur ve dolayısıyla sindirim için gerekli olan enzimleri salgılamasına olanak vermez; çünkü pankreasın işlevini bozar. Hasta çocuğun bağırsak mukozası tahriş olur. Çocuk artık antikor üretemez duruma gelir ve her türlü mikroba ya da virüslere karşı direncini yitirir.

Pigmelerin yaşadıkları bölgelerde malarya adı verilen öldürücü sıtma ve siklemya adı verilen kansızlık birlikte görülür. Doğal ayıklanma süreci açısından bu son derece dikkat çekicidir. Bu hastalık, baskın olmayan oto- zom bir allel gen tarafından kontrol edilir. Bu allel geni homozigot olarak taşıyan kimseler bebeklik çağında ö- lür; hayatta kalanlar ise sadece heterozigot olan taşıyıcılardır. Üstelik bu taşıyıcılar malarya hastalığına da doğal bir direnç gösterirler. Dolayısıyla, genetik bir anormalliğin yol açtığı siklemya’yı gizli taşıyan bireyler topluluk içinde çoğunluktadır.

Özetle, tarım ve hayvancılığı bilmeyen, çanak-çöm- lek yapamayan, avlanma ve toplamayı temel yaşam biçimi olarak sürdüren Pigmeler ormanla adeta bütünleşmiş, içinde yaşadıkları doğal çevre ile ideal bir denge oluşturmuşlardır. Komşuları tarafından sürekli aşağılanan, insan yerine konulmayan Pigmeler Kongo Demokratik Cumhuriyeti sınırları içinde son yıllarda adeta ö- lüm kalım savaşı vermektedirler. Kongo Kurtuluş Hare- keti’ne mensup isyancı askerler ormanda rastladıkları Pigmeleri öldürüp ateşte pişirerek yemekte ya da kanlarını içmektedirler.

Pigmeleri insan olarak kabul etmeyen bu Kongolu yamyam askerler öldürdükleri Pigmelerin kafalarını yanlarına alıp köyde şarkı söyleyerek dolaşmakta, Pigme eti yiyerek güç ve kuvvet kazandıklarını iddia etmektedirler. Kongo ormanlarındaki goril, gergedan ve okapi denilen hayvanlar uluslararası kuruluşlarca koruma altına alınırken Pigmelerin son beş yıl içinde yok olma tehlikesiyle burun buruna gelmesi kimsenin umurunda değil. Her zaman Beyaz insanın siyahı yok etmesine alışmıştık. Ama bu kez Siyah, Siyahı yok ediyor.


0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.