Ashâb-ı Kehf Hakkında Bilgiler


Kuran’ı Kerim’de aktarılan geçmiş kavimlere atfedilen kıssalar insanlara pek çok konuda yol göstericidir. Peygemberlerin hayatları, kavimlerine yaptıkları tebliğler ve uygulamaları iman edenler için birer örnektir.

Kehf Suresi 18. ayette, Allah’ı tanımayan, inanlara karşı baskı ve zulumden sakınmak için bir mağaraya uğrayan gençlerden söz edilir.

Kehf 18. Ayet: Onlar (ölü gibi) uykuda oldukları hâlde, sen onları ayıktırlar sanırdın. . . Onları sağlarına sollarına çevirdik. . . Köpekleri de (mağaranın) önüne iki kolunu uzatıp yaymıştı! Onları o hâlde görseydin, arkanı döner uzaklaşırdın! Onların bu durumundan heyecanlanır ürkerdin!

Tarsus Ashab-ı Kehf Yedi uyurlar

 

Ashab-ı Kehf nerededir?

Ashab-ı Kehf’in yaşadığı yer ve sığındığı mağara hakkında çeşitli yerler gösterilmektedir. Bu mağaranın neresi olduğu ile ilgili hem müslşüman hem hristiyan kaynaklara göre en makül görünen bir kaç yer vardır. Bu yerler Efes, Tarsus, Afşin’de olduğu söylenmektedir.

Efes

Genelilkle hristiyanlar tarafından kabul edilen görüş, Kehf ehlinin sığındığı mağaranın yedi uyuyanlar mağarası olduğudur. Ashab-ı Kehf’in hristiyanlarca kabul edilen Efes’te yaşamış olması onlara göre büyük bir ihtimaldir.

Bazı müslüman temsilcilerde Efes’teki 7 uyuyan mağarasının Kuran’da bahsi geçen mağara olduğun düşünürler.

Tarsus

Müslüman tefsircilere göre Kuran’da bildirilen mağara Tarsus’tur. Tarsus’un kuzey batısında encülüs veya bencilüs adı ile bilenen dağda Kuran’daki tabirlere uygun bir dağ vardır. Tarsus fikri bir çok İslam alimininde ortak görüşü olmuştur.

Ashab-ı Kehf mağaraya neden sığındı?

Lice’nin Duru köyündeki dağlık alanda bulunan ve “Yedi Uyuyanlar” kıssasında geçen yer olduğuna inanılan mağara, binlerce vatandaş tarafından ziyaret ediliyor.

Kehf Suresinde bahsi geçen gençlerin bir mağaraya bildirilmektedir. Kehf ehlinin mağaraya sığınmasının sebebi dönemin baskıcı ortamıdır. Kendi fikirlerini rahatça söyleyemen, doğruları anlatamayan, Allah’ın dinini gerektiği gibi aktaramayan kehf ehli çözümü bu toplumdan uzaklaşmakta bulmuştur.

Ashab-ı Kehf’in hikayesi

İslam’ı kaynaklarda Ashab-ı Kehf yani mağara arkadaşları olarak bilinen ve 7 gençten oluşan bu arkadaş grubunun hikayesi şu şekilde. Ashab- Kehf, hristiyanlığı seçer ve putperestliği red ederler ve bundan dolayı da yaşadıkları dönemin din karşıtı hükümdarının baskı ve zulmü ile karşılaşırlar. Bulundukları topluma putperestliği terk edip Allah’ın dinini seçmeleri konusunda bir çok uyarıda bulunurlar. Toplumun dini çağırmalarına kayıtsız kalmaları, imparatorun baskıyı artırması ve ölümle tehdit etmeleri sebebiyle gençler yaşadıkları yerden uzaklaşmaya karar verirler.

Ayetler’de Kehf nasıl anlatılır?

Ayetler’de Allah’ı bırakıp putperestliğe ve imparatorun baskılarına karşı boyun eğmeyen bu gençlerin şöyle dedikleri haber verilir.

Kehf Suresi 14-15: “… Bizim Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbi’dir; ilah olarak biz O’ndan başkasına kesinlike tapmayız, (eğer tersini) söyleyecek olursak, andolsun, gerçeğin dışına çıkarız. Şunlar, bizim kavmimizdir; O’ndan başkasını ilahlar edindiler, onlara apaçık bir delil getirmeleri gerekmez miyd? Öyleyse Allah’a karşı yalan uydurup iftira düzenden daha zalim kimdir?”

Allah’ Kehf kıssasında, iman sahibi gençlerin yaşadıkları yerden uzaklaşıp mağaraya gitmeyi tercih ettiklerini KEhf Suresinin başka bir ayetinde şöyle bildirir.

Kehf Suresi 16: (İçlerinden biri demişti ki:) “Madem ki siz onlardan ve Allah’tan başka taptıklarından kopup ayrıldınız, o halde, (dağlara çekilip) mağaraya sığının da Rabbiniz size rahmetinden (bolca bir miktarını) yaysın ve işinizden size bir yarar kolaylaştırsın.”

Ayette Kehf Ehli’nin inkarcıların fikir sisteminden tamamen uzaklaştıkları ifade etmektedir. ,Bu ayrılık inkarcılar ile iman edenelr arasında fikri bir çatışma meydana getirmiştir. İnkar edenler müslümanlar üzerinde bir baskı oluşmuştur. Bu baskının neticesinde iman edenler kendini tecrit etme ve inkarcılardan uzak kalma ihtiyacını hissetmişlerdir. Mağaraya sığınmada bundan ileri gelmektedir.

Allah Kehf Suresi 14: ayette bu gençlerin kendisine iman etmede ne kadar kararlı ve sabırlı olduklarını bildirmiştir.

Kehf Suresi 14: Onların kalpleri üzerinde (sabrı ve kararlılığı) rabtetmiştir. (Krala karşı) Kıyam ettiklerinde demişlerdi ki: “Bizim Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbi’dir; ilah olarak biz O’ndan başkasına kesinlike tapmayız, (eğer tersini) söyleyecek olursak, andolsun, gerçeğin dışına çıkarız.”

Allah Kuran’da Kehf ehlinin Allah’a olan güçlü imanlarını ve göstermiş oldukları teslimiyetçi tavırlarını şöyle bildirir:

Kehf Suresi 9-10: “Sen, yoksa Kehf ve Rakim Ehlini Bizim şaşılacak ayetlerimizden mi sandın? O gençler, mağaraya sığındıkları zaman, demişlerdi ki: Rabbimiz, Katından bize bir rahmer ver ve işimizden bize doğruyu kolaylaştır (bizi başarılı kıl)”

Gençlerden oluşan Kehf ehlinin yaşadıkları alışılmşın dışında metafizik olaylardır. Hayatlarının her anı mucizevi gelişmeler ile doludur. Kehf Ehli’nin mağaraya çekildikten sonra uzun yıllar mağarada dbir sonraki ayette şöyle anlatılır:

Kehf Suresi 11: Böylelikle mağarada yıllar yılı onların kulaklarına vurduk (derin bir uyku verdik).

Çeşitli din kaynaklarında Kehf Ehli’nin 7 kişiden oldukları söylenir. Bu yüzden kaldıkları mağaraya “yedi uyuyanlar” mağarası denmektedir. Kuran ayetlerinde gençlerin kaç kişi oldukları şöyle verilmiştir.

Kehf Suresi 22: Ve gaybı taşlayarak (bilmeden tahminde bulunarak) diyecekler ki: “(Onların sayısı) üçtür, dördüncü onların köpeğidir.” “Beştir, altıncı onların köpeğidir.” diyecekler. Ve “Yedidir, sekizinci onların köpeğidir.” diyecekler. De ki: “Onların adedini en iyi Allah bilir. Pek azı hariç, onlar bilmezler.” Onlar hakkında, zahir olandan (bilinenden) başka tartışma (mücâdele etme)! Onlar hakkında, onlardan birisine soru sorma (açıklama isteme)!

Kehf Suresi 18: “Sen onları uyanık sanırsın, oysa onlar (derin bir uykuda)” uyumuşlardır. Biz onları sağ yana ve sol yana çeviriyorduk. Köpekleri de iki kolunu uzatmış yatıyordu.

Ashab-ı Kehf mağarada kaç yıl kaldı

Kuran’da gençlerin mağarada kaç yıl kaldıkları tam olrak bildirilmez. Bunun için “Yıllar yılı” tabiri kullanılır.

Kehf Suresi 25-26: Onlar mağaralarında üç yüz yıl kaldılar ve (uyandıktan sonra orada yaşayarak) dokuz daha kattılar. De ki: “Kaldıkları süreyi Allah daha iyi bilir. Göklerin ve yerin gaybını bilmek O’na aittir. O, ne güzel görür; O, ne güzel işitir! Onların, O’ndan başka hiçbir dostu da yoktur. O, hükmüne hiçbir kimseyi ortak etmez.”

Mağaranın konumu

Kuran tesfirlerinde mağaranın ağzının kuzeye baktığından ve güneş ışığının içerisini görmediğinden söz edilir, böylece mağaranın önünden geçen birinin içeriyi görmeside mümkün değildir. Bu durum Kuran’da şu şekilde bildirilir:

Kehf Suresi 17: (Orada olsaydın) güneş doğduğunda onun; mağaralarının sağ tarafına kaydığını, batarken de onlara dokunmadan sol tarafa gittiğini görürdün. Kendileri ise mağaranın geniş bir yerinde idiler. Bu, Allah’ın mucizelerindendir. Allah, kime hidayet ederse işte o, doğru yolu bulandır. Kimi de şaşırtırsa, artık ona doğru yolu gösterecek bir dost bulamazsın.

Ashâb-ı Kehf’in uyanması

Kehf Suresi 19: Böylece, aralarında bir sorgulama yapsınlar diye onları dirilttik (uyandırdık) . İçlerinden bir sözcü dedi ki: «Ne kadar kaldınız?» Dediler ki: «Bir gün veya günün bir (kaç saatlik) kısmı kadar kaldık.» Dediler ki: «Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir; şimdi birinizi bu paranızla şehre gönderin de, hangi yiyecek temizse baksın, size ondan bir rızık getirsin; ancak oldukça nazik davransın ve sakın sizi kimseye sezdirmesin.»

Kehf Suresi 20: ünkü onlar sizi farkedip-üzerinize gelirlerse, sizi taşlayarak öldürürler veya dinlerine geri çevirirler ve bu durumda ebediyyen felah (kurtuluş) bulamazsınız.

Kehf Suresindeki ayetlerde üzerlerine bir bina ve mescit yapılmasıyla ilgili tartışmaları anlatılır. Tam da mağaranın yanında Encilüs dağının doğu tarafında bu mescidin inşa edildiği gözükmektedir.

Kehf Suresi 21: Böylece onları (halka) buldurduk ki ALLAH’ın sözünün gerçek olduğunu öğrensinler ve Saat (dünyanın sonu) konusunda da kuşkuları kalmasın. Halk onların durumunu aralarında tartışırken bir kısmı, ‘Onların üzerine bir bina yapın,’ dedi. Rab’leri onları daha iyi bilir. Onların durumuna karar verme yetkisini ellerine geçirenler, ‘Onların üstüne bir mescid yapacağız,’ dediler.

 

   

0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.