Avrupanın Utanç Verici İcadı BEKARET KEMERİ


Orta Çağda Avrupa karanlık, doğu ise aydınlık günler geçirmekteydi. İlk nasıl ve nerede yapıldığı hakkında kesin bir bilgi olmamasına rağmen 11. yy civarlarında İtalyada ortaya çıktığı tahmin ediliyor. Daha sonraları ise kıskanç kocalar tarafından kısa zaman içerisinde bütün Avrupaya yayıldı. Bu kemer kilot şekline benzeyen, demirden yapılan, giyen kadının rahat etmesi için demirin üzerine deri kaplanan ve aynı zamanda anahtarlı bir kilidi bulunan, bir nevi o dönemin iç çamaşırıydı.

Müslümanlara karşı düzenlenen haçlı seferlerinde topraklarından ayrılan yüzbinlerce şovalye, yıllarca geri dönemeyeceklerini bildikleri için kadınların bu esnada kendilerini rahatça aldatabileceklerini düşünüyorlardı. Genç karılarını yıllarca kocasız bırakma fikri ve aldatılma korkusu derken çare bekaret kemerinde bulundu.

Eski bir Cermen atasözü şöyle der; “İnsanın karısına güvenmesi iyidir. Ama hiç güvenmemesi daha iyidir.”

Genç karılarını yıllarca kocasız bırakma fikri, aldatılma korkusu derken çare bekaret kemerinde bulundu. Bu kemer kadının tuvalet ihtiyacını karşılamasına bir mani olmuyor, fakat cinsel ilişkiye girmesini engelliyordu. Avrupalı kocalar, kadınlarına bu kemeri zorla giydiriyor ve kilitliyorlardı. Kendisi dönene kadar bu metal parçasını taşımaya ve gurur kırıcı bir işkenceye maruz bırakıyordu. Üstelik sefere katılan askerden yüzde 80’i geri dönmediği için kimi kadınlar ölene kadar bu kemer ile yaşıyorlar. Nitekim yapılan kazılarda bekaret kemeri takılan bir çok kadın iskeleti bulunmuştu.

Fakat kadınlar haçlı seferlerinin tekrarlanması ile yıllar içerisinde bu kemerlerden kurtulma yollarını da bulmuşlardı. Bazı kadınlar kocaları sefere çıkmadan önce aşırı yemek yiyor ve kilo alıyordu. Kocası kemeri takıp gittikten sonra ise yemeği içmeyi kesiyor ve zayıflıyordu. Böylelikle beli iyice incelen kadın, kemerin içinden kilidi açmadan rahatça çıkarabiliyordu.

Varlıklı olan kadınlar hiç bununla uğraşmayarak, kocası gittikten sonra kilidi yapan demirciye gidip, kemerinin yedek anahtarını çok yüksek fiyata satın alıyordu.

Zaten bekaret kemerinin ortaya çıkması en çok demirci esnafını sevindirmiştir. Nal ve kılıç üretmeyi bırakıp bekaret kemeri yapan demirciler bunları yüksek fiyattan kocalara satıyor, kocalar gittikten sonra yaptıkları ikinci anahtarı da, daha yüksek fiyatlara, kilidi açmak isteyen kadınlara satıyorlardı. Böylelikle demirciler maddi olarak ortaçağdaki en iyi dönemlerini yaşadılar.

Ayrıca yıllar geçtikten sonra kocasının döneceğinden umudu kesen kadınlar bu kilitleri açtırmak isteyince, yeni bir zanaat türüne ihtiyaç duyulmuş, böylelikle çilingirlik mesleği de bu dönemde ortaya çıkmıştır.

Bu gelenek Avrupada haçlı seferlerinden sonrada 18.yy’a kadar azalarak da olsa devam etti. Haçlı seferleri sonrasında eski şöhreti kalmasa da bekaret kemerlerinin üretimi sürdürüldü.
Yine bazı aileler de, bu kemeri kız çocuklarını zapt etmek için kullanmaya devam etti.

Ergenlik döneminden sonra ailedeki genç kızlara bu kemer takılır, böylelikle evlenene kadar erkeklerden korunması sağlanırdı.

 


E-posta hesabınız yayımlanmayacak.