Başarının Sırrı Okuma Alışkanlığı Nasıl Kazanılır?


Okuma alışkanlığı, küçük yaşlarda başlarsa süreklilik gösterir. Çocukta böyle bir alışkanlığın başlayabilmesi için ailede, okulda ve çevrede yeterli olanaklar bulunması gerekir. Kitap ve gazete girmeyen bir evde yaşayan, kitaplığı olmayan bir okulda okuyan çocuktan okumaya karşı istek ve sevgi beklenemez. Her sevginin bir temeli vardır. Kitap sevgisinin temeli kitapla birlikte, iç içe yaşayabilmekle atılabilir.

Çocuklarda kitaplara karşı ilgi ve sevgi uyandırabilmek, böylece sürekli bir okuma alışkanlığı sağlayabilmek için yararlanılan araç ve gereçleri şöyle sıralayabiliriz.

1. Kitaplıklar: Kitaplıklar çekici görünüşleri, kolayca okuma olanağı sağlamaları yönünden çocuklara okuma alışkanlığı kazandıran temel mekânlardır. Çokluğu, pahalılığı, eski basımların kolayca bulunmaması nedenleriyle herkes istediği kitabı edinemez. Kitaplıklar geniş kitap varlıklarıyla okumak isteyenlere kapılarını açık tutar. Kitaplara ulaşmanın zorluğunu ortadan kaldırır.

Ülkemizde kitaplıkların çoğu devlet eliyle kurulup işletilmektedir. Kültür Bakanlığı’na bağlı Kütüphaneler Genel Müdürlüğü kitaplıklar kurmak ve işletmek ödeviyle yükümlüdür.

Devlete bağlı kitaplıkların başlıcaları şunlardır:

Genel kitaplıklar: Bunlara halk kitaplıkları da denilmektedir. Genellikle yetişkinlerin okuyabilecekleri kitaplar bulunursa da çocukların da okuyabilecekleri kitaplar yok değildir. Genel kitaplıklardan daha verimli bir ölçüde yararlanmalarını sağlayabilmek için bunların içinde çocukların kitap okuyabilecekleri ayrı ve özel salonların açılması, bu bölümde çocuk kitaplıklarının sergilenmesi yerinde olur.

Çocuk kitaplıkları: Hemen her il ve büyükçe ilçe merkezinde etkinlik gösteren bu kitaplıklar çocukların okuyabilecekleri kitaplardan oluşurlar. Çocuklar için döşenmiş salonları bulunur. Burada çocuklar okuyabilecekleri kitapları raflardan kendi kendilerine alabilirler. Çocuk kitaplıkları kurs, anma toplantıları, gösteriler de düzenlemektedir. Yalnız çocuk kitaplıklarının bütün çocuklarımızı kucağında topladığı, onlara okuma alışkanlığı kazandırmada öncülük ettiği henüz söylenemez.

Gezici kitaplıklar: Kimi büyük kentlerde kitaplık biçimine sokulmuş arabalarla kitaplar halkın ve okurların ayaklarına götürülmekte idi. Hangi semte ne zaman uğrayacakları radyolarla duyruluyordu. Kitap okumak isteyenler okuyacakları kitaplara evinin önünde ulaşabiliyorlardı. Nedense bu uygulamadan vazgeçildi. Gezici kitaplıkların yeniden uygulamaya konulması okuyan insan sayısını arttırmada etkili olacaktır.

Okul kitaplıkları: Devlete bağlı bu kitaplıkların dışında hemen her okulun da bir kitaplığı vardır. Okul kitaplıkları yalnızca devlet yayınlarından oluşmuş gibidir. Bunların da zaman içinde, dilleri, anlatımları eskimiştir.

Bazı öğretmenler okul kitaplığı ile de yetinmeyip sınıflarda da kitaplıklar kurmaktadırlar. Şu son yıllarda okullarda öğretmenlerin sınıflarında kitaplıklar kurması ürkütücü bir duruma gelmiştir. Öğretmenlerin seçtiği kitaplar müfettişler tarafından sorgulanmakta ya da müdürler tarafından ilgili mercilere şikâyet konusu olmaktadır.

İşleyebilen okul kitaplıkları, genel kitaplıklardan da, çocuk kitaplıklarından da önemlidir. Çünkü çocuğun hemen her gün yanı başındadır. Çocuk uzak bir semtteki bilmediği, görmediği bir genel kitaplığa zorlukla gidebilir. Ama çekici çocuk kitaplarıyla doldurulmuş ve içi iyi düzenlenmiş bir okul kitaplığı, çocuğu ister istemez kendisine çeker.

2. Başvuru Kitapları: Çocuklar roman, öykü, masal kitaplarından çok başvuru kitaplarıyla içli dışlı olurlar. Başları sıkışınca bu tip kitapların sayfalarının karıştırırlar. Bu tür kitaplar sanıldığından da çoktur. Bunlar ansiklopediler, ansiklopedik eserler, okullarda öğretilen bilgilere kaynaklık eden kitaplardan oluşur. Türkiye’de bu türden yayınlar varsa da ya çok pahalı ya da çok derme çatma yayınlardır. İyi bir kâğıda renkli olarak basılanlar hem pahalı satılıyor, hem bu kitaplar dış ülkelerdeki yayınların çevirmeleri olduğu için çevre incelemeleri, yakın yurt incelemeleri konularında yararlı olamıyorlar. Yerli yazılanlar da genellikle kötü baskılı ve yetersizdirler. Okul ünite dergilerinin yasaklanması üzerine dergi çıkaran yayınevleri ellerinde kalan dergileri ciltleterek satmaktadırlar. Bunlar görünüşleriyle ansiklopediyi andırsa da yetersiz kaynaklardır.

Güzel basılmış, renkli resimlerle anlamlandırılmış başvuru kitapları çocuklarda araştırma, inceleme ve okuma alışkanlığı kazandırmada öncülük edebilir. Yayınevlerinin bu boşluğu doldurmaları beklenir. Günümüzde kalpler ile mesajlaşlaşıyoruz belki kalplerin rengi ne anlama geliyor sorusunun cevabını bilmiyoruz ama okumak kişinin hem kelime dağarcığını geliştirir hem de doğru düşünmesini sağlar.

3. Dünya Çocuk Kitap Haftası: Hemen yeryüzünün bütün ülkelerinde Kasım ayının ikinci haftası çocuk kitapları haftası olarak benimsenmiştir. İlk Çocuk Kitapları Haftası Amerika’da 1919 yılında başlatılmıştır. Bu hafta boyunca sergiler açılmakta, yarışmalar düzenlenmektedir. Ankara, İstanbul gibi büyük kentlerimizde de uluslar arası nitelikte çocuk kitapları sergileri açılmaktadır. Çocuk Kitapları Haftası’nda ilköğretim okulları odak olmalı, sergiler açılmalı, yazarlar davet olunmalıdır. Ayrıca Kitap Haftası boyunca yakın çevrede düzenlenen sergilere öğrenciler götürülmelidir. Bu tür etkinlikler hem çocukların kitapları tanımasına olanak sağlar, hem de okuma sevgisi aşılar.

ABD’de Çocuk Kitap Haftası kurumlaşmıştır. Önce bu işi özel yayınevleri yürütürken 1945’te The Children’s Book Council (Çocuk Kitapları Meclisi) kurulmuş, hafta düzenleme ve çocuk yayınları için bilgi merkezi olma görevini yüklenmiştir. Kurum her yıl düzenlenen hafta için ayrı bir çekici slogan saptamaktadır.

4. Kitap fuarları: Yakın yıllara kadar ancak birkaç büyük ketimizde açılan kitap fuarlarının başka illere de yayılmakta olduğu görülüyor. Bu hayırlı bir gelişmedir. Öğrencilerin fuarlara götürülmesi yararlı bir etkinlik olur. Kitap fuarlarına yalnız ilköğretim öğrencileri değil ortaöğretim öğrencileri de götürülmelidir. Hatta bu kadarla da yetinilmemeli üniversite yetkilileri üniversite öğrencilerini de kitap fuarlarına yönlendirmelidirler. Tv’lerde yer alan ve basit sorulardan oluşan bilgi yarışmalarında üniversite öğrencisi ya da mezunu gençlerimizin en tanınmış yazarlarımızın adlarını bile anımsamakta zorluk çektikleri görülmektedir. Bu görünüş üniversite kavramına oldukça zarar vermektedir.

5. Çocuk Kitap ve Dergileri: Çocuk kitapları ve dergileri göz alıcı resim ve renkleriyle kitapçı dükkânlarının vitrinlerini süslerler. Çocuklara yeni çıkan kitaplar alınıp verilmeli, bunları okumaları sağlanmalıdır. Çocuk dergilerinden hiç olmazsa bir tanesi eve sürekli olarak girebilmelidir. Bu kitaplar ve dergiler çocukta okuma alışkanlığının temelini atıp geliştirirler. Çocuklara kendi harçlıklarıyla da kitap edinme olanağı sağlanmalıdır. Çocuğa kitabın, çikletten, çikolatadan daha yararlı bir gereç olduğu kavratılmalıdır. Yalnız şu son yıllarda yayınlanan ve sayıları yüzleri bulan çocuk dergilerinin pek çoğu yalnız salt çizgi dizilerden oluşmakta, içlerinde tek satır düzyazılı anlatıma yer verilmemektedir. Çocukların ilgilerini çekebilmek için içlerine bir takım değersiz armağanlar konulmaktadır.

Çizgi roman/çizgi öykü çocuğu resim okuyucusu yapar. Çocuk evde yan gelip ya da sırt üstü yatarak resimleri kolaylıkla okur. Buna alışkanlık kazanır. Eline ders kitabını ya da bir romanı aldığı zaman sıkıntı basar, terler dökmeye başlar. Bu durumu öğretmenler ve aileler dikkate almalılar, derslerinde başarılı

Okul kitaplıkları: Devlete bağlı bu kitaplıkların dışında hemen her okulun da bir kitaplığı vardır. Okul kitaplıkları yalnızca devlet yayınlarından oluşmuş gibidir. Bunların da zaman içinde, dilleri, anlatımları eskimiştir.

Bazı öğretmenler okul kitaplığı ile de yetinmeyip sınıflarda da kitaplıklar kurmaktadırlar. Şu son yıllarda okullarda öğretmenlerin sınıflarında kitaplıklar kurması ürkütücü bir duruma gelmiştir. Öğretmenlerin seçtiği kitaplar müfettişler tarafından sorgulanmakta ya da müdürler tarafından ilgili mercilere şikâyet konusu olmaktadır.

İşleyebilen okul kitaplıkları, genel kitaplıklardan da, çocuk kitaplıklarından da önemlidir. Çünkü çocuğun hemen her gün yanı başındadır. Çocuk uzak bir semtteki bilmediği, görmediği bir genel kitaplığa zorlukla gidebilir. Ama çekici çocuk kitaplarıyla doldurulmuş ve içi iyi düzenlenmiş bir okul kitaplığı, çocuğu ister istemez kendisine çeker.

2. Başvuru Kitapları: Çocuklar roman, öykü, masal kitaplarından çok başvuru kitaplarıyla içli dışlı olurlar. Başları sıkışınca bu tip kitapların sayfalarının karıştırırlar. Bu tür kitaplar sanıldığından da çoktur. Bunlar ansiklopediler, ansiklopedik eserler, okullarda öğretilen bilgilere kaynaklık eden kitaplardan oluşur. Türkiye’de bu türden yayınlar varsa da ya çok pahalı ya da çok derme çatma yayınlardır. İyi bir kâğıda renkli olarak basılanlar hem pahalı satılıyor, hem bu kitaplar dış ülkelerdeki yayınların çevirmeleri olduğu için çevre incelemeleri, yakın yurt incelemeleri konularında yararlı olamıyorlar. Yerli yazılanlar da genellikle kötü baskılı ve yetersizdirler. Okul ünite dergilerinin yasaklanması üzerine dergi çıkaran yayınevleri ellerinde kalan dergileri ciltleterek satmaktadırlar. Bunlar görünüşleriyle ansiklopediyi andırsa da yetersiz kaynaklardır.

Güzel basılmış, renkli resimlerle anlamlandırılmış başvuru kitapları çocuklarda araştırma, inceleme ve okuma alışkanlığı kazandırmada öncülük edebilir. Yayınevlerinin bu boşluğu doldurmaları beklenir.

3. Dünya Çocuk Kitap Haftası: Hemen yeryüzünün bütün ülkelerinde Kasım ayının ikinci haftası çocuk kitapları haftası olarak benimsenmiştir. İlk Çocuk Kitapları Haftası Amerika’da 1919 yılında başlatılmıştır. Bu hafta boyunca sergiler açılmakta, yarışmalar düzenlenmektedir. Ankara, İstanbul gibi büyük kentlerimizde de uluslar arası nitelikte çocuk kitapları sergileri açılmaktadır. Çocuk Kitapları Haftası’nda ilköğretim okulları odak olmalı, sergiler açılmalı, yazarlar davet olunmalıdır. Ayrıca Kitap Haftası boyunca yakın çevrede düzenlenen sergilere öğrenciler götürülmelidir. Bu tür etkinlikler hem çocukların kitapları tanımasına olanak sağlar, hem de okuma sevgisi aşılar.

ABD’de Çocuk Kitap Haftası kurumlaşmıştır. Önce bu işi özel yayınevleri yürütürken 1945’te The Children’s Book Council (Çocuk Kitapları Meclisi) kurulmuş, hafta düzenleme ve çocuk yayınları için bilgi merkezi olma görevini yüklenmiştir. Kurum her yıl düzenlenen hafta için ayrı bir çekici slogan saptamaktadır.

4. Kitap fuarları: Yakın yıllara kadar ancak birkaç büyük ketimizde açılan kitap fuarlarının başka illere de yayılmakta olduğu görülüyor. Bu hayırlı bir gelişmedir. Öğrencilerin fuarlara götürülmesi yararlı bir etkinlik olur. Kitap fuarlarına yalnız ilköğretim öğrencileri değil ortaöğretim öğrencileri de götürülmelidir. Hatta bu kadarla da yetinilmemeli üniversite yetkilileri üniversite öğrencilerini de kitap fuarlarına yönlendirmelidirler. Tv’lerde yer alan ve basit sorulardan oluşan bilgi yarışmalarında üniversite öğrencisi ya da mezunu gençlerimizin en tanınmış yazarlarımızın adlarını bile anımsamakta zorluk çektikleri görülmektedir. Bu görünüş üniversite kavramına oldukça zarar vermektedir.

5. Çocuk Kitap ve Dergileri: Çocuk kitapları ve dergileri göz alıcı resim ve renkleriyle kitapçı dükkânlarının vitrinlerini süslerler. Çocuklara yeni çıkan kitaplar alınıp verilmeli, bunları okumaları sağlanmalıdır. Çocuk dergilerinden hiç olmazsa bir tanesi eve sürekli olarak girebilmelidir. Bu kitaplar ve dergiler çocukta okuma alışkanlığının temelini atıp geliştirirler. Çocuklara kendi harçlıklarıyla da kitap edinme olanağı sağlanmalıdır. Çocuğa kitabın, çikletten, çikolatadan daha yararlı bir gereç olduğu kavratılmalıdır. Yalnız şu son yıllarda yayınlanan ve sayıları yüzleri bulan çocuk dergilerinin pek çoğu yalnız salt çizgi dizilerden oluşmakta, içlerinde tek satır düzyazılı anlatıma yer verilmemektedir. Çocukların ilgilerini çekebilmek için içlerine bir takım değersiz armağanlar konulmaktadır.

Çizgi roman/çizgi öykü çocuğu resim okuyucusu yapar. Çocuk evde yan gelip ya da sırt üstü yatarak resimleri kolaylıkla okur. Buna alışkanlık kazanır. Eline ders kitabını ya da bir romanı aldığı zaman sıkıntı basar, terler dökmeye başlar. Bu durumu öğretmenler ve aileler dikkate almalılar, derslerinde başarılı olamayan öğrencilerin çizgi roman dergilerini okuyup okumadıklarını araştırmalıdırlar.

Kaynak: babaya sözler


0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.