Besin Zinciri Özellikleri Nelerdir?


Bitkiler tohum üretir, fare bu tohumların bir kısmını yer, tilki fareyi yer, kartal tilkiyi yer. Bu, bir besin zinciri hikâyesidir. Ama olaylar göründüğü kadar basit değildir ve aslında yeme ve yenme ilişkilerinin sonsuz bir karmaşası vardır.

Bitkiler yaprak, dal ve tohum üretir. Tırtıllar ve diğer otobur hayvanlar bu yaprakları yer. Bu yapraklar yere düştüğünde böcekler ve mikroplar tarafından tüketilir; bu canlıların atıklarındaki besinler de diğer bitkiler tarafından kullanılır. Kuşlar tırtılları ve kimi zaman da kelebekleri yer. Rakunlar kuşların yumurtalarını yer. Fareler tohumları, başka küçük memeliler de bitkilerin dallarını yer.

Solucanlar, kınkanatlılar ve diğer böcekler kuşların ve farelerin artılarını yer ve onların artıkları da mikroplar tarafından ayrıştırılır. Kuşlar kınkanatlıları yer. Tilki fareleri yer. Çakallar da fare yer, ara sıra da tilki yavrularını yer. Ölen tilki ve kartalların yenmeden bırakılmış kısımlarını sinek larvaları, böcekler ve küçük organizmalar bitirir. Sonra onların besinleri de geri dönüşüme girer.

Canlılar dünyası birbirine bağlı milyarlarca besin ağından oluşur. Anlamayı kolaylaştırmak için biz bu ağı parçalara ayırırız ama gerçekte bu birbirine bağlı bir bütündür.

Tüm canlı organizmalar bazı organizmalar tarafından yenebilir. Bununla beraber, bir organizma diğerini yediği zaman, avının enerjisinin yalnızca %10’unu almış olur. Milyonlarca tohum, binlerce fare, yüzlerce tilki ve yalnızca birkaç kartal olmasının sebebi bu olabilir. Oysa bir kartal öldüğü (veya yakalamış olduğu bir somon balığına pençe sallayan bir boz ayı tarafından öldürüldüğü) zaman, etinin ve hatta kemiklerinin tamamı tüketilir.

Bütün besin ağları dünyanın gerçekten üretken olan organizmalarına, yani üreticiler adını verdiğimiz, fotosentez (veya kimyasal sentez) yapan bakterilere dayanır. Birçok bakteri, tek hücreli canlı, hayvan ve bazı etobur veya asalak bitkiler bu üreticilerle ya da birbirleriyle beslenen tüketicilerdir.

Ölü organizmaları yiyen ve besinlerini yaşam sürecine geri döndüren bakteriler ve Mantarlar ayrıştırıcılardır. En büyük biyokütle (toplam ağırlık) üreticilerdedir. Daha sonra ayrıştırıcılar ve insanların da içinde olduğu tüketiciler gelir. Kaplan veya insan olması fark etmez; yalnızca bu bitki yaprakları, yabani otlar ve bunları geri dönüştüren trilyonlarca mikrop sayesinde var olabilen büyük hayvanları unutmamamız gerekir.

Biz insanlar, özellikle büyükbaş ve küçükbaş hayvanlar, domuzlar ve tavuklar olmak üzere büyük hayvanları yeriz. Bu hayvanların bol miktarda tahıla ihtiyacı vardır (yarım kilo et için 3 kilo), bu yüzden bu süreç kimi zaman “besin zincirinde daha az gıda tüketmek” olarak adlandırılan vejetaryen beslenme alışkanlığıyla karşılaştırıldığında ekolojik anlamda müsriftir.

Üreticilerin gelişmek için fotosentez yoluyla güneşin enerjisini kullanabilmesini sağlayan bir süreç olan birincil verimlilik, bütün besin ağları için zemin hazırlar. Fakat bu birincil verimlilik de, ölü bitkilerin çürümesiyle toprakta biriken besinleri ve hayvanlar gibi daha karmaşık organizmaların kalıntılarını veya atıklarını tüketen bitkilere ve bakterilere bağlıdır.

Biz insanlar bile öldükten sonra vücudumuzdaki besinleri yaşamın büyük döngüsüne geri kazandıran mikroplar tarafından tüketiliriz. Doğa her şeyi tutumlu bir şekilde geri dönüştürür.


0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.