Cahit Zarifoğlu Şiirleri


AYLAK GÖZ

Erkenden aşındırır aşkım
Odaların köşelerine zamansız oturur
Duyarsa bir çocuğun
Oyundan çağrıldığını

Başının her seferinde döndüğü kuman
Gönlünü bir tarzla kurularken kazanır
Anlarsa yenüen bir kadının
Darda kaldığını

Kendi kendine arkadaş kaçağı
Arada bir bakınır ne yaptığına
Süresiz kapılır tablolara yangelir
Ve oturdu mu bir masaya
Hakkım verir çay içmenin

Bu adam kitapların uçlanna
Çizilip itilmiş resim
Korkmadan yaşar tebessüm gösterir
Ağır başıyla nöbet alır
Dağdan kaçar şehri çevirir
Ve bırakır gönlünü bir tazı sıçramasına

Erkenden aşındırır aşkını
Anlamaz bir kadımn
Süresiz kapılıp yangeldiği tablolara
Severek tebessüm attığını
Ağır başıyla kopar dağdan
Nöbet alır şehri devirir

ÖLÜ ATLAR

Karışık bir iç deniz bunalımı
Zafersiz bir kalyonda
Ölümün her anki hatırasından uzak
inşam her halinden tanıyan

sakat bir ölü atlar alıcısı
Ucuza kilitlenmiş bir dağ ceylanı
Ancak bir tabuyu öldürecek bir zamanda
göğün bütün ön görmelerinden uzak

fenerler tutulup tekmeler atılan
önemli bir es çağ tanrısı
telaşla yenilen analarda kayboluşları
sevgisiz kalan babalarla

lekesiz bir güneşle ancak
çocuğunu sardığı bezler arman
ağrıtmaz sanılan bir yaşamak şarkısı
ikisinden birini örter kanadı

durulmayıp tebessüm ettirilen şarkıda
sevfnçsiz canlara dayanmak
her an bir başka ışıksızı arayan
acıması bir çocuğun masal cücelcrine

 

HIZLA AKAN MIZRAK

Sabahtır
Alkışlar gecenin
Sıcak damları sükûn yapılarıyla
Aydınlatır bir ucundan
Kahvaltı sofrasında çay tasını

Düzgün uysal
Işıklı bir de ağız
Gizlice götürür hücreyi bütüne
Ve akla her gelen telgraf telinde
Öpüşür iki güvercin
İncelmiş ve yumuşamış gagalarıyla

Bu geçen mızrak
Kalın kararlı
Atanın değer biçilmez atıyla
Kuşkusuz yolunda gerek

Mızrak geçer ışığı
Geçer geceyi dolduran karanlığı da