Çocuğun gelişiminde anne ve babanın rolü


Büyümek denince hepimizin aklına çocuklar gelir; sanki sadece onlar büyür ve gelişirmiş gibi… Aslında bir grup olarak ailenin her bireyi, tüm hayatları boyunca gelişir. İnsanın gelişimi, çocukluktan sonraki dönemlerde de devam eder. Aile içi ilişkiler, bu gerçeği göz önüne alarak oluşturulmalıdır. Mesela ailede çocuğun gençlik çağına girmesiyle birlikte, gencin aileden kopmadan çevreyle de rahat bağlantı kurabilmesi için aile içi otorite biraz esnetilmelidir. Benzer şekilde, evlendiklerinde yetişkinler kendi ailelerinden koparlar, yeni bir yuvanın temellerini atmaya çalışırlar. Hayatlarını düzenlerken artık eşlerini de hesaba katarlar. Paylaşmayı öğrenirler. Çocukların doğmasıyla birlikte, bu ikili ilişkide ailenin yeni üyeleri için de yer açılır. Sonra çocuklar artık büyümüş, birer yetişkin olmuşlardır. Onların evlenmeleriyle aileye gelin, damat, dünür ve torunlar katılır. 

Ebeveynler için 40-50’li yaşlar, gelişimin biraz karmaşık bir dönemidir. Çünkü bir yandan evlatları artık birer yetişkin olarak hayatlarını kuruyorlardır, öte yandan da çoğunlukla yaşlanan anne-babalarına bakıyorlardır.

Gelişim ve değişim sürekli devam etse de, ebeveynlerin çocuklarını düşünmesi, onlarla olan ilişkileri her zaman hayatlarının bir parçasını oluşturur. Özellikle çocukluk döneminde, ebeveynler çocuğu en iyi nasıl yetiştiririm diye düşünürken iki uçta toplanma eğilimindedirler.

Bir grup, kendilerini geleneksel aile olarak adlandırır. Çocuklara kurallar koyup, asla onlardan vazgeçmezler, taviz vermezler. Çocukların hiçbir konuda fikirlerini almazlar, tamamıyla otoriter babanın ya da otoriter annenin sözleri karar sayılır. Evde ‘yıldırıcı’ cezalar uygulanabilir. Onlara göre başa gelecek en kötü şey çocuğu şımartmaktır.

 

Diğer yandan kendilerini özgür olarak nitelendiren ailelerde, çocuklarının tüm fikirlerini rahatça söz ve davranışlarla açıklamasına izin verilir. Bu ebeveynlere göre çocuklara kurallar koymak onların üretkenliğini zedeler. Onlara göre hayatta olabilecek en kötü şey çocuğu ‘bastırmak’tır, onu serbest bırakmak lazımdır.

Yıllardır yaptığımız araştırmalar ve gördüğümüz vakalar gösteriyor ki, her iki uçta yer alan aile tarzları, çocuklar için hiç de olumlu sonuçlar doğurmamaktadır.

Şimdi bu aile tiplerine, özelliklerine ve çocukları üzerindeki tesirlerine kısaca temas edelim:

Yaygın anne baba tutumları

        1) Otoriter-Katı Kuralcı Aile

• Çocuk her kurala uymak zorunda bırakılır.

• Evde katı ve sert bir disiplin uygulanır.

• Ana baba sürekli araştıran, çocuğun her işine karışan bir tavır sergiler.

• Aile çocuğun her hareketini izler. Mutlaka onun hareketlerinde kusur bulur, olaya müdahale eder. Doğrusunu(!) hemen, o anda çocuğa öğretir veya öğretme çabasına girer.

• Çocuğun hata yapmasına fırsat verilmez.

• Kısa vadede bu yöntemle çocuğun bir disiplin altına alındığı görülse de, uzun vadede bu yöntem sağlıksız ve zararlıdır.

        Çocuk üzerindeki etkisi: 

• Çocuğun kendine olan güveni ortadan kalkar.

• Çocuk sessiz, uslu, nazik ve dürüst olabilir, ama küskün, silik, çekingen ve kolay etki altında kalan bir yapıya bürünür.

• Çocuk kolayca ağlar.

• Çocuk isyankâr, inatçı, huysuz bir yapıya da bürünebilir ki, bu durumda bu tip aileler genelde sorunu çözmek için baskı arttırma yoluna giderler. Bu ise asiliği daha da körükler.

• Çocuk hırçın ve kindar, arkadaşları ile uyumsuz ve kavgacı olabilir.

• Hata yapmasına müsaade edilmediği için ileri yaşlarda hayatın sıkıntıları karşısında dayanıksız olabilir.

        2) İlgisiz ve Kayıtsız Aile

• Aile aşırı rahattır, çocuğun dünyasına girmek gibi bir kaygıları yoktur.

• Çocuk sorumluluklarından kaçar. Ana baba çocuğa iyi bir model olamaz.

• Genellikle bu aile tipi davranışı, anne ve babada aynı anda görülmez.

        Çocuk üzerindeki etkisi:

• Çocuk bencil ve şımarık olur. Bu yüzden arkadaş çevresinde sevilmez.

• Çocuk evde veya okulda anne babasının dikkatini çekmek için alışılmadık davranışlar sergiler.

• Ailesi çocuğa model olamadığı için çocuk kendine başka modeller seçer. Gençlik dönemlerinde vaktinin tümünü arkadaşları ile geçirir.

• Çocuk genç yaşta zararlı alışkanlıklar edinmeye eğilimi olur.

        3) Koruyucu Aile

Bu aile tipi, baskıcı otoriter aile ile karıştırılabilecek kadar benzer özellikler taşır. Aralarındaki temel fark; bu ailede aşırı şefkat ve koruma güdüsünün, disiplinin önünde gelmesidir. Bu aile tipinde:

• Çocuğa gerektiğinden fazla özen ve kontrol gösterilir.

• Özellikle anneler bu tip tavırlar sergiler.

• Çocuğun kendi yapacağı ve yapması gereken işler bile koruyucu ebeveyn tarafından yapılır.

        Çocuk üzerindeki etkisi:

• Çocuk aşırı duygusaldır.

• İleri yaşlarda bile etrafına bağımlı olarak yaşar.

• Kendi ayakları üzerinde durması uzun yıllar alır.

• Toplum içinde kendi başına iş yapma cesaretini gösteremez.

• Anne babasından ayrı kalamaz, ileri yaşlarda bile sürekli anne babasının yanında olmak ister.

        4) Tutarsız Aile

Genellikle genç ebeveynlerde ve ilk çocuğun yetiştirilmesinde görülse de, orta ve ileri yaşlardaki ebeveynlerde de görülebilmektedir.

• Eski-yeni çatışması olur ve ailenin çocuğa karşı tavırlarında tutarsızlıklar sergilenir.

• Tutarsız davranmanın nedeni genellikle eşlerin çocuk yetiştirmeye farklı bakmaları ve bunu çocuğa yansıtmalarıdır.

• Bazen de eşler çocuk yetiştirme metotlarında değişiklik yapma hususunda farklı düşünürler, bu da tutarsızlığa neden olur.

        Çocuk üzerindeki etkisi:

• Tutarsızlığın neticesi olarak çocuk, asi, hırçın, inatçı olabileceği gibi, içine kapalı ve pısırık da olabilir.

• Çocukta ana baba sevgisi azalır.

• Çocukta dikkat toplayamama ve uzun süre bir işe odaklanamama problemleri ortaya çıkar.

• Çocuk anne veya babadan birisine çok yaklaşırken, diğerinden uzaklaşabilir.

• Çocukta yalan söyleme, izinsiz eşya alma gibi davranış bozuklukları başlayabilir. Kişilik bozukluğu için ciddi bir risk faktörüdür.

5) Sevgiye Dayalı, Hoşgörülü, Destekleyici ve Sınırları Belli Aile

En etkili olan ebeveynlik tarzı; sevgiye dayalı, hoşgörülü, destekleyici olandır.

Bu ailenin en temel özelliği, eşlerin kendilerini anne-baba olmaya hazır hissetmeleridir.

• Anne ve baba, hissettikleri sevgiyi şefkat, anlayış ve sabırla yoğururlar. Sıcak bir aile ortamı sağlamaya çalışırlar.

• Müşfik bir şekilde olumlu davranışları onaylayarak, çocuğun karakterinin sağlıklı bir biçimde gelişmesini ve hayata hazırlanmasını sağlamaya çalışırlar.

• Evlatları ile vakit geçirmekten ve onlar için bir şeyler yapmaktan hoşlanırlar. Çocuklarının başarıları, kendi ayakları üstlerinde durabilmeleri onları gururlandırır.

• Böyle ebeveynler evlatlarının istek ve ihtiyaçlarını anlarlar, onların ilgi alanları ile sorunlarını ciddiye alır ve gerçekten bunlarla alakadar olurlar.

• Aynı zamanda net bir biçimde belirlenmiş kuralları vardır. Çocukları için standartları yüksek tutarlar, çeşitli davranışları için belirli kurallar vardır ve tüm bunları tutarlı bir şekilde uygularlar.

• Tatile çıkma, ziyaretler gibi planlar ile ilgili konularda çocukların da fikirlerini alırlar.

• Kendilerini hatasız görmezler. Çocuklarına farklı da olsa fikirlerini ifade edebilmeleri için uygun ortam sağlarlar. Yalnız, bunu yaparken saygılı bir üslup beklentisi içindedirler.

• Evlatlarının meraklı olmalarını ve soru sormalarını teşvik ederler. Ancak bu sayede konulan kural ve sınırlamaların, gerekçeleriyle birlikte daha kabul edilebilir olduğunun bilincindedirler.

• Çocuk yanlış bir tavır sergilediğinde, ona bunun neden yanlış olduğunu anlatırlar. Müdahale etmeyi ertelemezler. Aile kuralları neyi gerektiriyorsa onu hemen yaparlar.
• Böyle ebeveynler çocuklarının sorgusuz-sualsiz kendilerine itaat etmelerini beklemezler. Ama dizginleri de tamamıyla çocuğa vermezler.
• Kurallar belli bir mantık ve anlayış üzerine oluşturulmuş, sınırlar ise sevgi ile çizilmiştir.

        İşte bu, sevgiye dayalı, hoşgörülü, destekleyici ve sınırları belli aileler;

(1) Çocuklarını sevdiği halde onlara sınırlar ve kurallar koymada zorlanan aşırı müsamahakâr ailelerden,

(2) Yeterli sevgi ve güven ortamını sağlamadan çocuklarına haşin davranan ve onların her şeyini kontrol etmeye çalışan baskıcı ailelerden ayrılırlar.

Sevgiye dayalı, hoşgörülü, destekleyici ebeveynler çocuklarıyla en başından itibaren iyi ilişkiler içindedirler. Ama bu durum, bugüne kadar çocuklarına karşı diğer 4 gruba giren tutumu sergilemiş olan aileler için çok geç olduğu anlamına gelmez. Bir yerden başlayıp, ilişkiyi yeniden düzenlemek mümkündür. Sevgiye dayalı, hoşgörülü, destekleyici bir ebeveyn olmak öğrenilebilir bir davranış olup, uygulandığı takdirde çocukla olan ilişkide düzelmeler, yükselişler başlayabilir.

Hiçbir şey için geç değil. Geçmişi değiştiremeyeceğimiz, geleceği de bilemeyeceğimize göre, şu anı değerlendirmek yapılacak en akıllıca iştir. Zararın neresinden dönülse kârdır.

Değişime önce kendimizden başlayalım. Çünkü insanın bir başkasını değiştirmektense kendisini değiştirmesi çok daha kolaydır. Anne babanın olumlu anlamda değişmesi, çocuklarının ahlak ve karakteri düzgün birer birey olabilmelerini kolaylaştıracaktır.

   

0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.