Dede Korkut (destan içre tarih) – Muammer KEMALOĞLU » E-Kütüphane

Dede Korkut (destan içre tarih) – Muammer KEMALOĞLU


                Aral’a kavuşan Ceyhun’dan, Akdeniz’le buluşan Ceyhan’a kadar, ‘Kürre-i Arz’ın tasvir edilen bu en zor coğrafyasında, XI. yüzyılın ortalarından itibaren başlayan ‘Türk Fütuhatı’ ile sancakları asumana yükselen bir milletin, bütün azametiyle tarih sahnesinde bir kez daha ayağa kalktığı görüldü. O ihtişamlı kalkış ile dağlara, taşlara, akarsulara, göllere, yaylaklara, kışlaklara, hasılıkelam; Türk’ün ayak bastığı, ok attığı, kılıç salladığı, atını suladığı her yere, her mekâna ‘Türk Mührü’ vuruldu ve ‘Türk-Oğuz Tarihi’ yeniden yazıldı.

                 Destanlardan taşan, Oğuz-nâmelerle yüzyılları aşan bu şanlı tarihin yazılmasında, elbette ki, o görkemli yürüyüşün en ön saflarında öbek öbek saf tutan koca Oğuz boyları ve onların çatal yürekli yiğitleri vardı. Bu Oğuz boylarının en kalabalık ve güçlü olanlarından biri de Salurlar idi. Başlarında ise neslinin bütün vakar ve heybetiyle dikilen gözü pek boy beyleri bulunmakta idi.

Türk Edebiyatı’nın nadide incisi Dede Korkut’un tarihsel arka planının çözülmesine yönelik bu çalışma, bundan tam on yıl önce; kendi kültürünü, töresini ve aile yapısını dikkat çekici bir şekilde yaşattığı görülen bir neslin eski bir şeceresinin elimize geçmesiyle başlamıştı. Lakin işin ilginç olan kısmı ise şecere geleneği de olan bu neslin tarihi ve yurt yerleri gibi hususiyetleri ile kuşaktan kuşağa anlatılan hikâyelerinin, Dede Korkut Destanları’ndaki bazı toponim, anlatım ve hususiyetler ile sesleşmesinin çok belirgin ve duyulur halde oluşunun tarafımızca anlaşılması idi.

Muammer Kemaloğlu
Dede Korkut – Destan İçre Tarih kitabının yazarı Muammer Kemaloğlu

Bütün bu sayılanlar bir şüphenin doğmasının da başlıca nedeni idi. O şüphe ise tarihini ve tarihî şahsiyetlerini araştırmaya başladığımız neslin, şecere yolunun, daha derinlerdeki bir noktada Dede Korkuttaki bazı destan kahramanları ile çakışabileceği ihtimaliydi. Ortada şöyle tarif edilebilecek bir durum bulunmaktaydı. Şeceresi ile yüce bir dağa benzeyen bu neslin zirvesi, Dede Korkut yüzünden seçilememektedir. Zira Dede Korkut, bir bulut halesi şeklinde dağın zirvesini sarmakta ve onu görünmez hale getirmektedir. Buna rağmen neslin köklerine ulaşma yönündeki arzumuz ziyadesiyle bulunmakta ise de izah edilen bu şüphenin üzerine gidecek cesaretimiz ise hiç yoktu. Çünkü, bu şüphenin ardını görmek; Dede Korkut’un tarihsel arka planını çözmekten geçmekte olup, tam anlamıyla akla ziyan bir iş olduğu gibi, bir deli cesareti de gerektirmekte idi. Ki, bugüne kadar kimsenin bu muammayı çözmeye cüret dahi ettiği görülmemiş idi.

Ve bir müddet sonra çaresizlik içerisinde bulduğumuz deli cesaretiyle ürpererek de olsa çalışmaya başladık. Ürperdik zira Dede Korkut, öyle ha deyince çözülecek bir şey değildi. Çok uzun yıllar araştırma gerektirebileceği gibi, sonu hüsranla bitebilir veya biz onun esrarında yitebilirdik.

Artık Dede Korkut, önümüzde aşılması oldukça zor bir dağ gibi bütün vakarıyla dikilmekte idi. Vakit geçirilmeksizin başlanan hummalı ve titiz bir çalışma ile Akkoyunlular devrinden geriye doğru tüm Türk-Oğuz/Türkmen tarihi ayrıntılı bir şekilde taranmış ve nihayet bu şanlı tarihin destansı bir sayfasında Dede Korkut’un ayak izlerine rastlanmıştır. Denilebilir ki, bu hususta aşılması imkansız dağlar aşılmış, açılması gereken dehlizler açılmış ve büyük ölçüde de aydınlatılmıştır.

 

Ortada, büyük bir azmin ve gayretin eseri olarak tam on yılda tamamlanabilmiş bir çalışma bulunmaktadır. Bu çalışmanın gün yüzü görmesiyle; Dede Korkut Destanları’nın üzerlerine oturtulmuş oldukları tarihî hadiselerin zaman, mekan ve tarihî şahsiyetleriyle alakalı birtakım belirlemeler ve Kitâb-ı Dedem Korkud’un müellifi ve telif tarihi gibi hususiyetleri hakkında yapılan bazı tespitler ile bunlarla bağlantısı bulunan tarihî kaynakların açıklandığının görüleceği gibi, şecere yolları, şüphemiz doğrultusunda bazı destan kahramanları ile kesiştiği tespit edilen neslin, Türk-Oğuz/Türkmen tarihi içerisinde önemli görevler ifa etmiş oldukları tarihî kaynaklardan anlaşılan ulu babalarına dair, bilgi, belge vb. diğer dokümanında derlenip toparlandığı da görülebilecektir.

Hatta denilebilir ki, Dede Korkut’un tarihsel arka planı hususunda söylenmedik söz, dokunulmadık nokta kalmadığı gibi, Dede Korkut ve onun kahramanlarının akla sığmaz dünyası da beklediği ışığa nihayet kavuşmuştur. Genç Dede Korkut araştırmacılarının yoluna tutulmuş bir meşale olarak değerlendirilen bu ışık farkedilebilirse, Dede Korkut yolunun tam olarak aydınlatılması zamanının da yakın olduğu şimdiden söylenebilir.

Önsöz ve Giriş kısımlarından bazı bölümler aldığımız eser, belge-bilgi zenginliği ve tarihsel çözümlemeleriyle adeta Dede Korkut’un tarihi bir röntgenini çekmektedir. Dede Korkut’un tarihsel arka planının ilk kez çözüldüğü görülüyor.

Etraflıca bilgi için bkz:

https://www.facebook.com/destan.icre.tarih/

https://www.facebook.com/M.Kemaloglu.Qazaxli/

   

One Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

  1. Kitabı okudukça bu kitabın Dede Korkut coğrafyasının zihnimdeki sınırlarını zorladığını, hikaye kahramanlarının tarihsel akışı içinde asıl gerçekleriyle yüzleştikçe de yıllardır bu gerçekliklere neden kayıtsız kaldığımı (kendi adıma) sorgulayarak kendime kızıyorum. Muammer kardeşime böyle bir çalışmayı gerçekleştirerek kitaplaştırdığı için defaatle teşekkür ediyorum. Her okul kütüphanesinde, her tarih ve edebiyat öğretmeninde olmasını arzuladığım bir eser olduğunu söylemeliyim. Eline, yüreğine, dimağına sağlık kardeşim. Yakup ÇEBİ / Edebiyat Öğretmeni