Deizm Nedir?


Deizm terimi, teizm ile aynı anlama gelmekte, teizm Yunanca theos (tanrı), deizm ise Latince deus (tanrı) kelimesine dayanmaktadır. 6 Ancak 17. ve 18. yüzyıllara gelindiğinde deizmin teizmden farklı bir formda kullanılmaya başlandığı ve geleneksel çizgiden ayrılan rasyonel bir teoloji anlayışını ifade ettiği kabul edilmiştir.
Pek çok araştırmacı, deizmin tam olarak ne olduğunu anlatabilecek bir tarifin yapılmasının kolay olmadığı kanaatindedir.

Deizm, 17. ve 18. yüzyıllarda İngiltere ve Fransa’da dini ve özellikle Hıristiyanlığı doğrulamak girişimi ile akıl-vahiy arasındaki uyumu kurmakla başlayan, ancak ardından o zamanlar uç görüş olarak algılanan bir hâl alarak geleneksel doğaüstücülüğe saldıran, dışsal vahiy ve gizem ima eden dogmalardan hareketle vahyin gereksiz olduğu sonucuna varan; aklın, dinin geçerliliğinin  mihenk taşı, din ve ahlâkın ise doğal olgular olduğu, ahlâkî ve dinî yaşam için gerekli rehberi doğada bulan insanın, artık geleneksel dine başvurmasına gerek kalmadığını öne süren dinî bir
anlayış olarak tarif edilmeye çalışılmıştır.

Deizm, doğru dinin ‘doğal din’ olduğunu savunan görüş olarak da tarif edilir. Bazı deistlerin kendilerini “Hıristiyan deistler” olarak tanımladıkları ve vahyi kabul ettikleri görülür. Ancak onlar bu vahyin içeriğinin doğal din ile aynı olduğunu iddia ederler. Pek çok deist ise kurgulanmış olduğuna inandıkları vahyedilmiş dinleri reddeder. Özel bir vahye ihtiyaç duymayan deist anlayışa göre doğru din, her zaman ve her yerde aynı olan insan doğası ve aklının evrenselliğine dayalı dindir. Bu deistler, Hıristiyanlık ve İslâm gibi geleneksel dinlerin, her şeye inanma safdilliğinden, politik tahakkümden ve din adamı sınıfının işlerinden kaynaklandığına inanırlar.

Deistlerin, Tanrı’nın âleme müdahale edip etmediği noktasında değişik kabullere sahip oldukları ve çoğu zaman anlaşılması güç bazı yaklaşımlarda bulundukları görülür. Ancak bu anlayıştaki baskın yaklaşım, Tanrı’nın her şeye kâdir bir varlık olması sebebiyle dilediğini yapabileceği, daha başlangıçtan itibaren yaratmış olduğu doğa yasalarının değişikliğe ihtiyaç duymayacak şekilde düzenlenip işleyişe sokulduğu, bu sebeple Tanrı’nın âleme herhangi bir müdahalesinin imkân dâhilinde olmasına rağmen buna gerek duyulmadığı yönündedir. Zirâ aksi türlü bir durumda yani deistler tarafından her şeyin yaratıcısı ve her şeye gücü yeten bir varlık olarak tanımlanan Tanrı’nın, istese de âleme herhangi bir müdahalede bulunamayacağının iddia edilmesi kaçınılmaz olarak kendi içinde çelişkili bir durumu açığa çıkaracaktır.

Tanrı’nın dilediğini yapmaya kâdir olduğu inancının, O’nun bir takım emir ve yasakları vahiy yoluyla göndermesini mümkün ancak gereksiz gören deistlerin yaklaşımlarında da görülmesi mümkündür. Deizmin vahiy kaynaklı dinlere karşı olmaya çalışırken ona alternatif olmakta yetersiz kaldığı ve bu anlayışın belki de sadece belirli bir kesime hitap edebilecek yarı dinî ve yarı felsefî ilkeleriyle, vahiy kaynaklı dinlerin sınırlandırılmış bir yorumu olmaktan
öteye geçemediği söylenebilir.


0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.