Emperyalizm Nedir?


Emperyalizm, bir devletin kendi sınırları dışındaki başka ülkelerin rızası olmadan egemenlik kurma yönündeki politikasıdır.

Emperyalizm ya da Türkçe adıyla yayılmacı politika; güçlü bir devletin kendisinden daha güçsüz başka devletler ya da uluslar üzerinden ekonomik çıkar sağlamaya çalışmasını anlatan bir siyasi kavramdır. Emperyalist devlet, sömürdüğü devletin her türlü maddi kaynaklarından sonuna kadar faydalanabilme hakkını kendinde görür.

Emperyalizmin Tipleri:

Emperyalist politikalar güden bir devlet ya da ulus, diğer devletlere ya da uluslara yayılmacı politikası şu çeşitlerde kullanabilir:

1. Toprak işgal etmek.
2. Vergiye bağlamak.
3. Kaynakları sömürmek.
4. Kültürünü yaymak ve köle olarak kullanmak.

Emperyalistler tarafından, yukarıdaki şekillerin sadece biri uygulanabileceği gibi hepsi birden ya da birkaçı birden de uygulanabilir.

Emperyalizmin Tarihi:

Emperyalizm
Emperyalizm

Emperyalizm, kelime olarak 1870’li yıllarda İngiltere’de yaygınlaşmaya başlamış olsa bile tarih boyunca daima varlığını koruyan bir kavramdır. Uzmanlar, emperyalizmin tarihini incelerken üç evreye ayırmaktadır. Bunlar:

a. Tarihin başlangıcından 16yy.’a kadar olan emperaylizm. Bu evrede imparatorlukların izlediği yayılmacı ve savaşa dayalı ekonomi siyaseti mevcuttur.

b. Coğrafi keşiflerin başladığı 16yy’dan 19.yy’a kadar olan emperyalizmdir. Avrupa kıtasının keni kıtalardaki halkları sömürmesine dayanan bir siyaseti içerir.

c. 1880’lerde başlayan sömürgeciliğin had safhada olduğu, Afrika ve Asya’nın büyük devletler tarafından paylaşıldığı ve dünya savaşlarının da dahil olduğu dönemdir.

Emperyalist Ülkeler:

Tarih boyunca bir çok büyük imparatorluğun günümüzde emperyalist olduğu uzmanların hemfikir olduğu bir konudur. Son yüzyıllarda ise başta İngiltere olmak üzere; Amerika Birleşik Devletleri, İspanya, Portekiz, Fransa, Hollanda ve İtalya bunlara örnek gösterilebilir.

Lenin’e göre ise emperyalizm kapitalizmin en yüksek aşamasıdır.

Kapitalizm tekelci aşamaya vardığında ürettiği fazla ürünleri fazla ürünleri satmakta zorluk çeker ve bu da bir takım krizlere sebebiyet vermektedir. Maksimum kar amacı ile maksimum üretim yapan kapitalistler ellerinde kalan ürünleri satmak için yeni pazar alanları yaratmaya yönelirler. Bu anlamda diğer ülkeleri askeri, siyasi, sosyal ve kültürel anlamda işgal ederler. İşgal ettikleri ülkelerin bağımsızlığını elinden almak ile kalmaz ülkenin doğal kaynaklarını da ele geçirirler.

En nihayetinde işgal ettikleri topraklara ellerinde kalan fazla malları satarak hem o bölgenin esnaf ve yerli üretimi yok ederken hem de doğal kaynaklarını sömürerek ikinci bir defa darbe vurmuş olurlar.

ABD’nin 2003’teki Irak işgali buna bir örnektir. İşgalden önce hemen hemen hiçbir ABD firmasının bulunmadığı Irak bugün McDonals gibi büyük tekelleşmiş ürünlerin pazar haline dönüşmüştür.


Yorum Yapınız

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.