Fal ve Falcılık Hakkında Bilgi


İnsanoğlu tarih boyunca gerek kendisiyle, gerekse çevresiyle ilgili  bilinmezleri anlayıp keşfetmeye, geleceği hakkında bilgi sahibi olmaya ve böylece kendi kaderine hükmetmeye çalışmıştır. Bilinmeyene ulaşmak için, merak edilene bir ışık, bir işaret bulmaya gayret göstermiş fal, büyü, sihir, kehanet gibi uğraşılar toplumlarda yer edinmişlerdir.

İnsanların bu duygularını karşılamak üzere bu işleri meslek edinen falcı, büyücü, sihirbaz, kahin, bakıcı gibi kişiler ortaya çıkmıştır. Bu kimseler toplum tarafından da büyük itibar görmüşlerdir. Konumuz olan fal özelikle kişinin geleceği, kaderi ve talihi hakkında birtakım bilgiler elde edebilmek, ipuçları yakalayabilmek amacıyla çeşitli metotlar kullanılarak yapılan bir kehanet türü olarak tanımlanmaktadır.

“Fal” kelimesi Arapça bir kelime olup, gelecekteki olaylara “işaret” anlamında ve “tyr” kelimesinin eş anlamlısı olarak kullanılmıştır.  Gelecek hakkında bilgi sahibi olabilmek için çeşitli yollara başvurma, baht, uğur ve talihi anlamak için birtakım garip yollara başvurarak, atılan boncuk ve baklaya, tesadüfen açılan bir kitabın sayfasına, koyunun kürek kemiğine, kahve fincanına vb. şeylere bakarak bunlardan anlam çıkarma işi anlamına da gelmektedir. Bu işi kendine meslek edinmiş kimseye ise falcı denilmiştir.

Ayrıca karışık olan bir hususu ortaya çıkarmak amacıyla yapılan teşebbüslerde, uğur ve uğurlu şeyleri gösteren simge anlamında da kullanılmıştır. Batı’da genellikle gelecekten haber vermede (kehanet), Grekçe “manteia”, İngilizce “mancy”, Fransızca da “mancie” ekleriyle yapılan ve fal türlerine göre değişen kelimeler kullanılmaktadır. Fal, bakıcılık ve kehanet kelimeleri de sadece divination” kelimesiyle ifade edilmektedir. Bunlar tek bir kavram altında toplanmış olsa da aralarında farklar bulunmaktadır.

Bakıcılık ve kehanet özel birtakım yeteneklerle ve cinler vasıtasıyla gelecekten haber alma çalışması yönüyle faldan ayrılmaktadır.7 Kehanet, falcılıktan daha kapsamlıdır. Belirli fal ve astrolojik metotları kullanarak gelecekten, ara sıra da geçmişten haber vermesi yönüyle faldan farklı görülmüştür. Fakat gelecekten haber verme özelliklerinden dolayı fal ve kehanet genelde bir arada ve aynı anlamda kullanılmıştır.

FALIN TARİHİ

Falcılığın insanlık tarihinin en eski uğraşlarından biri olduğu görülmektedir. Milatta  en az 4000 yıl önce Çin, Mısır, Babil, Eski Yunan Medeniyetlerinde uygulandığı bilinmektedir. Fakat fal ve falcılığın muhtemelen en eski kaynağı Mezopotamya’dır. Din ve hekimlikle ilgili işlerde kullanılmakla birlikte özel ve genel nitelikteki meselelerin çözümünde başvurulan yardımcılardandır.

Falcılıkla uğraşanlar arasında sadece o ülkenin halkı değil, üst kademeden insanlar da olmuştur. Bazı dinlerde din adamlarının bu işlerle uğraştıkları, Tanrılarla irtibat kurarak onlardan gelecekle ilgili bilgiler almaya çalıştıkları bilinmektedir. Birçok uygarlıkta kehanet merkezleri kurulmuş, bu merkezlere her sınıftan insan büyük ilgi göstermiştir. Krallar bu merkezlere haber göndererek, ordusunun savaşacağı şehri, yeri ve uygun zamanı öğrenmek istemişlerdir. Kehanet ve kahinlik konusu geniş bir şekilde incelendiği zaman özellikle Dünyanın her yerinde, politeist inançlara sahip kültürlerde rastlanmaktadır.

Kehanetle uğraşanlar, sadece din adamı değil aynı zamanda Tanrıların seçtiği, Tanrı ile insanlar arasında aracılık yapabildiğine inanılan kimselerdir. Sümerlerde kahinlerin tanrılarla irtibat halinde olduklarına ve gelecekten haber aldıklarına, uğurlu veya uğursuzu bildiklerine inanılıyordu. Hatta yerin altına giderek, Cehenneme gitmiş olan ruhlardan istediklerini kurtarabildikleri kabul görüyordu.

Bu ülkede kahinlere kehaneti ilk öğreten kişinin “Anmeduranki” olduğu söylenmektedir. O, büyük tufandan önce gelen hükümdarlardan yedincisi olarak bilinmektedir. “Baru’lar” ise kahinlik görevinde bulunan papazların isimleridir. Keldanilerde fal aracı olarak birçok nesneler, hayvanlar, doğal olaylar kullanılmıştır. Bir elmasın parıltıları, rüzgarda sallanan yapraklar, yılanlar, köpekler kısacası hemen hemen her şey fal bakmak için bir araçtır.

Yunanlılarda bazı Tanrıların kahinlik gücünün olduğuna; ilahların medyumlarla, kahinlerle iletişim kurduklarına ve onlara birtakım haberler verdiklerine inanılmıştır. Bu ilahlardan en önemlisi olan “Apollo” kehanet Tanrısı olarak da nitelendirilmiştir. Delfi’de bu Tanrının bir tapınağı bulunmakta idi. Homeros zamanında “Kahinlik Ocağı” olarak büyük bir üne sahip olmuştur. Diğer bir Tanrı da Zevs’tir. Epeiros’ta, Dodona’da eski meşe ağaçlarının çıkardığı hışırtılar Zevs’in sesi olarak düşünülmüştür. Üstelik Olimpia’da bu Tanrı’nın bir kehanet ocağı vardır.17 Bir diğeri de Tanrıça Tykhe (İsis)’dir. Romalıların en çok tapındıkları ve korktukları, kör talihi simgeleyen Fortuna ile bir tutulmuştur. Ege’de tarih öncesi çağlardan beri kahinlik özelliği bulunan, yer altı kahramanları, tanrılar ve yarı tanrılara inanılmıştır. Bir mitolojiye göre ise, Apollo evlenmek istediği Kassandra’ya falcılık yeteneği vermiş, Hermes’e de zar şansıyla ilgili falı vermiştir.

Eski Yunanistan’da hem kişisel hem de toplumların geleceğiyle ilgili kehanetlere önem verilmiştir. Bunları Yunan Mitolojilerinde, destanlarında (İlyada, Odise), ünlü tarihçi Heredot’un eserlerinde de görebiliriz. Yunanlı filozof Pyhagoras MÖ. VI. Yüzyılda Mısır’ı ve bazı Asya ülkelerini dolaşmış Kaldelilerin, Mecusi Rahiplerin uğraştığı gizli ilimleri inceleyerek Yunanistan’a getirmiştir.

Ülkedeki krallar gelecekle ilgili  bilgiler edinebilmek amacıyla Piti (Pitya) adını taşıyan Delfi kahinlerine başvurmuşlardır. Bu kahinler Yunanlılar için 7. yüzyılda önemli bir otorite haline gelmiş ve ünü sadece Yunan sınırları içinde değil Anadolu içlerine kadar yayılmıştır. Bunlar gelecekten haber veren rahiplerin yanında ömürlerini kahinliğe adamış ve hayatlarını saf kalma düsturu içinde yaşamayı seçmiş kadınlardır.

Aristoteles ve Platon’un da fala inandıkları söylenmektedir. Aristo Fizyognomi üzerine bir kitap yazmış bu sanatı da birçok öğrencisine öğretmiştir. Akadlar da falcılıkla oldukça fazla ilgilenen topluluklar arasındadır. Falcılığın Asya ve Akdeniz Bölgelerinde de yaygınlaşmasında etkili olmuşlardır.

Roma’daki uygulamalar ise genel olarak Yunan kültürüyle benzerlik göstermektedir. Bu iki medeniyette de görülen ve adına “mantika” denilen hem devletin hem de kişilerin geleceğinin öğrenilmeye çalışıldığı bir düşünce tarzı bulunmaktadır. Mantika, doğrudan doğruya sanatsız olarak gerçekleştirilen tabii mantika ve birtakım vasıtalar kullanılarak kehanette bulunma işi olan yapma mantika diye ikiye ayrılmıştır. Yapma, sanatlı olarak kullanılan alamet mantikası özellikle Roma’da çok gelişmiş ve uzun bir dönem kullanılan bir ilim dalı olmuştur.

Mesala dini törenlerde taşınan Tanrı tasvirinin her sallanışından ayrı bir mana çıkarılmaya çalışılmıştır. Grek, Etrüsk ve Roma falcılığı hakkında sayısız araştırmalara rağmen birçok detayları henüz aydınlatılabilmiş değildir.26 Roma imparatoru Justinianus’un sarayında çağının en büyük falcılarını bulundurduğu ve onlardan gelecek hakkında haberler aldığı söylenmektedir.

Mısır’da ise Firavunların özel kahinleri vardı. Bunlara “Urmalar” denilirdi. Bunlar Ptah mabedinin yer altı adalarında yaşarlar, inandıkları Tanrılarıyla sürekli iletişim halinde bulunurlar, dış dünya ile ilişkilerini koparırlardı. En eski kehanet merkezleri olarak Amon-Re kehanet merkezleri bilinmektedir.

M.Ö. 1450-1180 yıllarında varlığını sürdürdüğüne inanılan Hititler’de ise falın en çok kullanıldığı alan savaşlardır. Ordunun hareketleri, takip edeceği yol, kışlayacağı yer, saldırıya geçeceği yer ve zaman hakkında ve bu savaşın sonunda kralın zafer şansının olup olmadığına dair gelecekle ilgili bilgiler elde edilmeye çalışılmıştır.

Çinlilerde falcılık geleneği çok eski dönemlere, Eski Çinlilere dayanmaktadır. Fala bakmak amacıyla ciddi bir fal kitabı olarak görülen I Ching (Değişmeler Kitabı) kullanılmıştır. Bu kitap Çin’in en eski fal ve bilgelik kitabıdır.

Buda, mürşit olduktan sonra fal ve kehanet  gibi sahte hünerleri reddetmiştir. Fakat Buda’nın öğrencilerinden bazıları fala inanmış ve gittikleri ülkelere de götürmüşlerdir. Amerika yerlileri olan Kızılderililerde, Avusturya çöllerinde yaşayan Aborjinler’de de fal ve büyü işleri oldukça yaygındı. Fas (Batı Afrika), Zulu (Güney Afrika) ve Yeni Zelanda yerlileri gibi halklar yanında daha modern görünümlü birçok ülke ve toplulukların gelenekleri arasında kristal küreye bakarak vizyon görme usulleri yaklaşık M.Ö. 3000 yılından beri devam etmektedir. Bazı toplumlarda ise kahinlerin yerini bir tür din adamı olmakla beraber hekimlikle ve büyücülük, falcılık gibi işlerle uğraşan Şamanlar almıştır. Şaman aynı zamanda Kuzey Amerika, Avusturya, Güney Amerika Yerlilerinde, Eskimolarda, Japonlarda, Afrika kabilelerinde hekimlere, şifacılara, majisyenlere (büyücülere), ve medyumlara verilen isimdir.

Fala bir hayli itibar edenler arasında İslamiyet’ten önceki Türkler de bulunmaktadır. Onlar karşılaştıkları sorunları çözmede falcılardan yardım istemişlerdir. Irk ve Tölge kelimelerini fal anlamında kullanılmışlardır. En eski fal kitapları Irk Bitig’dir.

Eski Türklerde falcılar kullandıkları malzemeye göre farklı isimler almışlardır. Koyun, sığır, at, geyik gibi hayvanların kürek kemiklerine bakarak geleceği okuyanlara “yağrıncı”, koyun tezeği, taş veya benzer birtakım tanelerle fal açanlara ise “kumalakçı” denilmiştir. Bunların dışında değişik malzemeler kullananlara da “ırımcı” adı verilmiştir. Fal Orta Çağda değersiz madenleri, kıymetli madenlere dönüştürme sanatı olarak bilinen simya bilimi ile karışmış bir halde görülmektedir. Bu dönemin ünlü kahinleri arasında Nostradamus bulunmaktadır. Bu kişinin kehanet adına yapığı tahminler döneminde olduğu gibi günümüzde de konuşulmaktadır. Kitaplarında daha çok muğlak ve müphem ifadeler kullanmış, bu ifadelerde ne anlatmak istediği tam olarak anlaşılamadığından sözleri farklı şekillerde yorumlanarak geleceği bildiğine inanılmıştır.

Zamanla müneccimlik müessesi ortadan kalkmış, halk arasında “yıldızname” adlı kitaplara bakarak, geleceği söyleyen kimseler ortaya çıkmıştır. Falın yaygınlaşmasının bir sonucu olarak nasıl fal bakılacağını öğreten, bu iş için kullanılacak metinlerin de içinde yer aldığı fal kitapları, “falnameler” yazılmıştır.


0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.