Fobi ne demek?


Kişiyi tedirgin eden unsurla orantısız olarak ortaya çıkan abartılı endişe durumu ve buna bağlı olarak kişinin engelleyemediği tepkilere fobi denir.

İnsanın güvenliğini ya da hayatını tehdit eden bir tehlikeye verdiği duygusal tepki korku olarak adlandırılır. Korku, yaşamın gerçeklerinden biri ve hayatın güvenli bir şekilde devam etmesi için hayli önemli. Olası bir tehlikeden korkmak, kişinin gerekli önlemleri alarak kendini korumasını sağlar. Bu nedenle, korkuya sebep olan tehdit unsuruyla bu unsura gösterilen tepki orantılı olduğu müddetçe, korku yararlı bir duygu olarak kabul edilir.

Fobisi olan insanlar, kendilerinde endişe yaratan duruma karşı gösterdikleri abartılı tepkinin mantıksız olduğunu kabul etseler dahi kendilerini engelleyemezler. Bu kişiler daima fobiye yol açan durumlar, nesneler veya ortamlardan kaçınır.

Fobiler üçe ayrılır:

  • Fobiler, yol açan etkene göre üç grupta sınıflandırılır. “Agorafobi” olarak adlandırılan açık alan korkusu tüm fobilerin yaklaşık % 60’ını oluşturur.
  • İkinci sırada, sosyal ortamlarda bulunma korkusu olan “sosyal fobi” yer alır.
  • Üçüncü grup, belirli bir nesneye karşı duyulan “özgül fobi”dir. Bu fobi türü genellikle kadınlarda olur ve en sık görülen şekli hayvan fobisidir. Tüm fobi grupları içinde toplam 65 bin civarında fobi tanımlanmıştır.

    Fobi, bir şeye karşı duyulan korkunun, bireyin gündelik yaşamını olumsuz yönde etkilemesi hali.

Fobiler neden ortaya çıkar?

Fobilerin oluşum mekanizması tam olarak bilinmiyor, ancak çeşitli kuramlar var. Freud’un ortaya attığı psikanalitik görüşe göre fobiler, erken çocukluk döneminde çözümlenmemiş cinsel iç çatışmaların
sonucu olarak ortaya çıkar. Erkek çocuğun babayla, kız çocuğun anneyle rekabetinin sonucunda onlara karşı oluşan korkunun, ilgisiz bir nesneye aktarılması fobinin temel mekanizmasıdır. Bu kurama göre, belirli bir hayvandan korkan ve ondan kaçan çocuk aslında ebeveynden korkmaktadır. Fobi gelişimindeki diğer bir kuram da koşullanma modelidir.

 

Temelde korkutucu olmayan bir uyaran aynı anda başka bir korkutucu uyaranla birleştiğinde kişide aşırı bir tepkiye yol açabilir. Yapılan bir deneyde, fareden hiç korkmayan küçük bir çocuk fareyi her sevmek istediğinde büyük bir gürültü çıkarılarak korkutulmuş, böylece fareye karşı fobik davranış gelişmesi sağlanmıştır. Klasik koşullanma modeli her ne kadar fobilerin başlangıç mekanizmasını açıklayabilse de devamlılığını açıklamakta yetersiz kalır. Klasik koşullanma yoluyla öğrenilen şeyler, olumsuz uyaranın ortadan kalkmasıyla birlikte zaman içinde unutulur. Bu durumda fobinin oluş mekanizması için başka ek modellere ihtiyaç vardır.

Edimsel koşullanma modeline göre, belirli bir davranışın oluşmasına yol açan en önemli etken, o davranışın oluşturduğu sonuçtur. İnsan beyni, sonucu değerlendirerek davranışı ödüllendirir veya cezalandırır. Korkuya sebep olan nesne veya ortam kişide şiddetli bir endişe yaratır, bu endişeden kaçmaksa kişiyi rahatlatır. İnsan beyni bu davranışı ödül olarak kabul ederek o nesne ya da ortama karşı fobi oluşmasını sağlar. Sosyal öğrenme denilen bir modelde fobiler, çocukluk ve ergenlik döneminde gözlemleyerek öğrenilir. Bu modele göre fobiler, sebep olan nesneyle hiç karşılaşılmasa bile oluşabilir ve nesilden nesle aktarılır. Bazı araştırmacılar, fobilerin oluşum mekanizmasının temelinde, korkuyu oluşturan duruma ve nesneye karşı kişinin olumsuz bir önyargı taşıdığını savunur. Yani kişide fobi oluşmadan önce, ona yol açan nesneye veya ortama karşı zaten olumsuz düşünceler vardır. Kişi, önyargı taşıdığı durum ve nesnelerle karşılaştığında da fobi gelişir.

Örneğin bir kişi hayatında hiç yılan görmemiş bile olsa o hayvanın zararlı olduğu önyargısını taşıyabilir ve onu gördüğünde fobik bir tepki verebilir. Fobi oluşmasındaki temel mekanizmanın ne olduğu halen net olarak bilinmiyor.

Fobi, deneysel çalışmalarda görülebilecek kadar kısa sürede gelişmez. Kuluçka (inkübasyon) süresi denilen ve bazen yıllar süren bir süreç sonrasında ortaya çıkar. Kişi, korkuyu oluşturan nesneye ya da ortama karşı giderek duyarlı hale gelir ve duyduğu endişe zaman içinde artar. Bu rahatsız edici unsurlardan kaçıldıkça duyulan endişe azalır. Kaçtıkça endişenin azaldığını gören beyin bu davranışı ödüllendirerek fobinin kalıcı hale gelmesine yol açar. Fobilerin tedavisinde sakinleştirici bazı ilaçlar ve depresyon ilaçları (antidepresanlar) kullanılır. Bunlara ek olarak çeşitli psikoterapiler de uygulanır.

Korku ile fobi arasındaki fark

Korku insanın güvenliğini sağlar, ama fobi insanın yaşamını kısıtlar. Fobi bir tür endişe (anksiyete) bozukluğudur, ancak ondan farklı olarak fobide aşırı korkuya yol açan sebep bellidir ve gösterilen tepki aşırıdır. Fobinin endişeden başka bir farkı da, korkunun sürekli devam etmeyip sadece belirli bir nesne karşısında veya belirli bir ortamda ortaya çıkmasıdır. Fobiye yol açan unsurla karşılaşıldığında, o andaki koşullar her ne olursa olsun kişi aynı abartılı tepkiyi gösterir. Çarpıntı, yüzde yanma hissi, yüz kızarması, titreme, terleme, nefes darlığı, ağız kuruluğu, mide bulantısı, yutkunma güçlüğü, tansiyon düşmesi, çarpıntı ve bayılma belirtiler arasında sayılabilir.

   

0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.