Fyodor Mihaylovic Dostoyevski kimdir?


Roman sanatı dendiğinde ilk akla gelen kavramlardan biri de “Rus Klasikleri”dir ve Dostoyevski de bu klasiklerin en büyüklerinden biridir. İnsan ruhunun karmaşık derinliklerine inip, hayatımızı oradan aldığı ışıkla aydınlatmaya çalışan yazarın kendi hayatı da romanlarında anlattığı karakterlerden çok farklı değildir.

11 Kasım 1821 günü Moskova’da doğan Fyodor Mihayloviç Dostoyevski‘nin çocukluğu, Mikhail adındaki sarhoş babası ve Maria adındaki hasta annesiyle birlikte geçti. Fyodor, doktor babasının çalıştığı hastanedeki hastalarla sohbet etmeyi ve Rusya’nın her yerinden ve farklı toplumsal kesimlerden gelen bu insanların öykülerini dinlemeyi çok seviyordu. Yazardaki ilk yazma hevesi, o dönemde dinlediği bu öykülerden kaynaklandı. Fyodor, annesinin ölümünden sonra Petersburg’daki Mühendis Okulu’na girdi. 1839’da, babasının ölüm haberini burada aldı. Okulu başarıyla bitirdikten sonra İstihkam Müdürlüğü’ne girdi. Bir yıl sonra istifa ederek buradan ayrıldı.

Maaşına ve topraktaki payından aldığı yıllık 5.000 rublelik gelire karşın devamlı para sıkıntısı içindeydi. Bilardoya merak salmıştı ve hep kaybediyordu. Hayatı boyunca sürdüğü pervasız yaşantı nedeniyle son yıllarında kitaplarından sağladığı gelirin dışında hep yoksulluk içindeydi.

Hayatını baştan başa değiştirecek olay yaklaşıyordu. Edebiyatla ilgilenmeye başlamıştı ve işe Balzac’ın “Eugenie Grandet”sini Rusçaya çevirmekle başladı. Ordudaki hayattan da iyice sıkılmıştı. Kardeşine 1843 yılında yazdığı mektupta, “Askerlikten patatesten nefret ettiğim kadar nefret ediyorum” diye yazmıştı. Ertesi yıl daha fazla dayanamayarak istifa etti. Kararını kardeşine mektupla haber verirken şöyle diyordu: “Hiç pişman değilim. Bir ümidim var. Romanımı bitirmek üzereyim. Orijinal bir eser olacak.”

Dostoyevski, romanını Oteşestvenya Zapiski adlı ünlü bir edebiyat dergisinde yayımlatmayı ummuştu; fakat aradan bir yıl geçtiği halde dergi, romanında önemli değişiklikler yapmadıkça eserini yayınlamayı reddetmeye devam ediyordu. O da istenen değişiklikleri yapmak yerine eserini kendisi bastırmaya karar verdi ve kazanacağı parayla borçlarını kapatabileceği umuduyla İnsancıklar’ı (Bednye Lyudi) ilk olarak 1846 yılında yayımladı.

Dostoyevski, bu kitapta toplumun acımasız kurallarına karşı yaşlı bir adamın öksüz bir kıza duyduğu sevdayı iç dünyasındaki derin çatışmalarla işledi. Halkın sıcak ilgisiyle karşılanan bu kitap, eleştirmenlerden de övgüler aldı. Ünlü eleştirmen Belinski, romanı okuduktan sonra Dostoyevski’ye gelecekte büyük bir yazar olacağına dair övgü dolu sözler söyledi. Şair Nikolay Neksarov, Dostoyevski hakkında “Yeni bir Gogol doğdu” diye konuştu. Yazarlıkta ün sağladıktan sonra 1846 yılında, Gogol esintileri bulunan kitabı Öteki (Dvoynik) yayımlandı.

Yazar bu romanda, kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma halinde bulunan bir memurun hikayesini anlattı. Bu romanda ele aldığı çift kişilik temasını daha sonra bazı romanlarında kullansa da öteki, Belinski dahil hiçbir eleştirmence beğenilmedi.

1847 yılında ise Ev Sahibesi (Hozyayka) isimli romanı yayımlandı. Dostoyevski bu eseri ile de beklediği övgülerin aksine olumsuz eleştiriler aldı. Bu durum üzerine Dostoyevski, ruhsal çöküntüye düştü ve üzüntüden hasta oldu. Ancak yazarlığı bırakmayan Dostoyevski, 1848 senesinde Beyaz Geceler (Belıye Noçi) ve Bir Yufka Yürekli (Slaboye Serdtse) adlı kitaplarını yayımlattı. Bir Yufka Yürekli yazara itibarını yeniden kazandırsa da beklediği başarıyı elde edemeyen Dostoyevski’nin umudu kırıldı. Yazarlıkta umduğunu bulamayan Dostoyevski, politikayla ilgilenmeye başladı ve genç liberallerin grubuna girdi.

1849 yılında devlet aleyhindeki bir komploya karıştığı iddiası ile tutuklandı. On ay hapishanede kalan Dostoyevski, kurşuna dizilmek üzereyken diğer sekiz tutuklu arkadaşı ile affedildi. Cezası dört yıl kürek, dört yıl da adi hapse dönüştürüldü. Cezasını çekmesi için Sibirya’da bulunan Omsk Cezaevi’ne gönderildi. Burada geçirdiği dört yılın ardından er rütbesi ile ordunun hizmetine verildi ve subaylığa kadar yükseldi. 1857 yılında Maria Dmitrievna Isayeva ile evlendi. Beş yıl boyunca görev yapan Dostoyevski, 1859 yılında özgür bırakıldı ve Petersburg’a yerleşti.

1859’da ordudan terhis edilerek Moskova dışında küçük bir yerde kalmaya zorlanan Dostoyevski, özgürlüğüne kavuştuktan sonra Petersburg’a döndü. Kardeşi Mihail ve arkadaşı N. N. Strahov ile birlikte Vremya (Zaman) ve sonra da Epoha (Dönem) adlı dergileri hazırladı. Bu dergilerde Slavcı düşünceyi savunduğunu belirten yazılar yazdı.

Ezilenler (Unijenniye i Oskorblyonniye) ve Ölü Evinden Anılar (Zapiski iz Mertvogo Doma) ile kendinden söz ettirdi. 1863 yılında uzun zamandır arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar borçları yüzünden sıkıntıya düşen ve yayımcılardan yazmadığı romanların avanslarını alarak yaşayan Dostoyevski’nin Yeraltından Notlar adlı yapıtı, 1864 yılında yayımlandı. Bu romanda yazar, insan ruhunun derinliklerine indi. Suç ve Ceza (Prestuplenie i Nakazanie) ve Kumarbaz (İgrok) adlı yapıtları ise 1866 yılında yayımlandı. Dostoyevski, Suç ve Ceza’yı 1858 yılında Semipalatinsk’te bulunduğu zaman Roussky Slovo dergisi için uzun bir hikaye olarak tasarlamıştı. Bunun nedeni, Sibirya’dan ayrılana dek roman yazmama kararı almasıydı.

Dostoyevski, Suç ve Ceza romanında bir Rus aydını olan Raskolnikov’un kendi doğrusu adına işlediği cinayetleri ve vicdanıyla hesaplaşmasını konu edindi. Yazar, küçük bir otel odasında ve ekonomik olarak kötü durumdayken yazdığı Suç ve Ceza’yı 1866 yılında tamamlamıştı. Suç ve Ceza, Dostoyevski’nin en önemli eserlerinden biridir. Romandaki ana düşünce, “işlenen suçun cezası mutlaka çekilir” esasına dayanmaktadır. Romanda Rusya’nın büyük şehirlerinden birindeki yoksul halkın hayatı dile getirilmektedir. Yazar eseri yazmaya başladığı zaman karısı ağır hastaydı. Dostoyevski bir yandan karısının baş ucunda beklerken bir yandan da bu başyapıtını yarattı. Romanın kahramanı Rodion Raskolnikov’un Rusya’nın Faust’u olduğunu söyleyenler vardır. Ortak yönleri ikisinin de yoksul, öğrenci, gururlu ve ihtiraslı olmalarıdır. Her ikisi de üstün zekalarından ötürü duydukları gururla suç işler. Kendilerine bağlı bir kadının aşkı ile doğru yolu bulurlar.

Dostoyevski’nin sonraki yapıtları olan Budala (Idiot) 1866, Ebedi Koca (Veçnıy Muj1870 ve Ecinniler (Besı) 1872 yılında yayımlandı. Bütün bu başyapıtlar birbirini izledi. Karısı öldükten sonra sekreteri Anna Grigoriyevna Snitkina ile evlendi. Yeniden borçlanan ve kumarhanelerde dolaşmaya başlayan Dostoyevski, o günlerde bir kız çocuk sahibi oldu.

Ancak kızı doğduktan kısa süre sonra öldü. Dostoyevski bu yüzden de büyük bir sarsıntı geçirdi. 1875’te Delikanlı (Podrostok), 1876’da Bir Yazarın Günlüğü (Dnevnik Pisatelya) ve 1879’da Karamazov Kardeşler (Bratya Karamazovi) adlı romanları yayımlandı. Hayatı boyunca eserlerinde işlediği temaları yeniden ele alan ve insan duygularının derinliğine inen eserler yazan Dostoyevski, Zosima ve Alyoşa karakterlerinin öne çıkacağı Bir Büyük Günahkarın Yaşamı adlı eserini tamamlayamadı. 1881 yılının ocak ayında akciğer kanaması geçirerek yatağa düştü ve 28 Ocak 1881 tarihinde öldü. Dostoyevski için 31 Ocak 1881 tarihinde yapılan cenaze töreninde yaklaşık otuz bin kişi tabutunun arkasında yürüdü.

Seçme Romanları:

  • İnsancıklar (1846 – İnkılâp Kitabevi, 2007),
  • Netochka Nezvanova (1849),
  • Ezilmiş ve Aşağılanmışlar (1861),
  • Ölüler Evinden Anılar (1862 – Türkiye İş Bankası Yayınları, 2008),
  • Yeraltından Notlar (1864 – Türkiye İş Bankası Yayınları, 2011),
  • Suç ve Ceza (1866 – Bordo Siyah Yayınları, 2011),
  • Kumarbaz (1867 – İletişim Yayınları, 2009),
  • Budala (1869), Ecinniler (1872),
  • Delikanlı (1875), Karamazov Kardeşler (1881 – İş Bankası Yayınları, 2009)

https://www.elegansnikahsekeri.com/

   

0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.