Halide Nusret Zorlutuna kimdir? » E-Kütüphane

Halide Nusret Zorlutuna kimdir?


1901-1984 yıllan arasında yaşamış olan Halide Nusret Zorlutuna, Türk Edebiyatı Tarihine “Milli Edebiyat Akımı” taraftarı ve takipçisi bir şair ve yazar olarak girmiştir. Halide Nusret, 1901 yılında İstanbul’da Kızıltoprak’ta doğmuştur. Babası, hürriyet mücadelesiyle şöhret kazanan, İkinci Meşrutiyet’ten sonra gazetelerdeki fıkralarıyla tanınan Mehmed Selim Bey’ dir. 1899’da, kardeşi şair Süleyman Tevfik ile birlikte “Mürüvvet” gazetesini çıkartan Mehmed Selim Bey, bu gazetedeki bir makalesi yüzünden tevkif edileceğini sezerek İstanbul dışına kaçmıştır. 1900 yılının sonlarında Avnullah Kazımi  İstanbul’a dönen Mehmed Selim Bey, “Müşir Fuat Paşa Vak’ası”nda yakalanarak Sivas’a sürülmüş, buradan kaçmaya teşebbüs ettiği için Sinop’a nakledilmiş ve ancak İkinci Meşrutiyet’in ilanından sonra İstanbul’a dönebilmiştir. Küçük Halide, babasının Sivas’ta sürgünde olduğu sırada doğmuştur.

Halide Nusret Zorlutuna

Sanat Hayatı

Yazacağım romanın konusu, kafamda iyice oluştuktan sonra, her zaman, her yerde yazabilirim . Mesela bir salonda herkes konuşup gülüşürken, ben bir köşeye çekilip yazabilirim. Fakat özellikle gece yarısından sonra öğrencilerimin ödevleri
tashih edildikten, ertesi günkü ders hazırlandıktan ve evde herkes uykuya daldıktan sonra yanımda sekiz, on adet güzel yontulmuş ucu lastikli kurşun kalem, her ihtimale karşı bir kalem açacağı ve bol sigara bulundurarak yazmayı tercih etmişimdir. Halen gözlerimden rahatsız olduğum için, birisine söyleyerek yazdırıyorum, bu da benim için pek zevkli olmuyor, nedeyim, Allah hiç yazmamaktan korusun.”

191 7’de Talebe Defteri’nden yazmaya başlayan Halide Nusret,  1919’da Nedim, 1920’de Süs, Servet-i Fünün ve Ümit, 1922’de lctihad mecmualarında mensur şiirlerden başka, şiirler ve roman tefrikaları, musahabeler, tercüme şiirler ve romanlar, küçük hikayeler yayınlar.

Halide Nusret, 1923-1925 yıllan arasında Milli Mecmua’da, 1927-1928’de Hayat’ta, 1930’da Türk Vurdu’nda şiirlerini, az sayıda küçük hikayelerini ve musahabelerini yayınlar. 1939’da Kopuz’da, 1941’de Çınaraltı’nda ve Ülkü’de yalnız şiirlerine rastlarız. 1933-1943 yılları arasında ise imzasına sıkca rastlanmaz. Buna sebep olarak Fevziye Abdullah Tansel, O’nun eşinin vazifesi münasebetiyle Anadolu’nun muhtelif şehirlerinde, sanat merkezlerinden uzak çevrelerde yaşamış olmasını göstermektedir.

 

Daha sonraki yıllarda Türk Kadını, Kadınlar Dünyası ve Milli Mecmua’da yazılarını yayıniayan Halide Nusret’in bir de yayıncılık tarafı vardır. Defne Dergisi’nin kurucuları arasında bulunan ve daha sonra Ayşe adıyla kadınlara hitap eden bir dergiyi yayınlamaya başlayan Halide Nusret , Töre mecmuasınında kurucusu dur. O, Töre, Türk Vurdu, Hisar , Defne, Çağrı. Hilal, Öğretmen ve Türk Edebiyatı gibi dergilerle Zafer, Kudret, Vakit, Sabah ve Yeni İstanbul gibi gazetelerde sık sık imzası görülen bir “şaire” dir.

“Halide Nusret Zorlutuna, şiir ve roman sahasında eser vermiş sanatkarlarımızdandır. Fakat, daha çok şiirleriyle tanınmıştır. O da arkadaşı Şüküfe Nihai Hanım gibi, hececiler grubuna yakın ve daha ziyade Orhan Seyfi, Faruk Nafiz tarzında şiirler yazmıştır. ”

Bazı edebiyat tarihcilerinin Halide Nusret’i hecenin yedi şairinden biri olarak kabul ettiklerini belirten Bilge Ercilasun, daha sonra tesbitlerine şöyle devam ediyor: “Bazı edebiyat tarihcileri Beş Hececiler diye bilinen Orhan Seyfi, Yusuf Ziya, Halit Fahri, Enis Behiç, Faruk Nafiz grubuna Şuküfe Nihai’le Halide Nusret’i de ekliyorlar. Bence bu hececiler topluluğu, Cumhuriyetin ilk şairlerine büyük ölçüde tesir etmişler ve kendilerinin az çok devamı sayılabilecek bir başka ekol yaratmışlar: Kemalettin Kamu, Ahmet Hamdi Tanpınar, Ömer Bedrettin Uşaklı burada yer alıyorlar. Halide Nusret ise, kısmen hececilere, kısmen de bu ekole dahil.

Şiirlerine duygu, tem ve şekil olarak hececilerin havası hakim olmakla beraber, Kemalettin Kamu ve Ömer Bedrettin’le de büyük benzerlikler gösteriyor. Fakat hepsinden ayn bir hüviyet ve şahsiyet taşıyordu. ”  “Halide Nusret, hisli ve şefkatli bir genç kız ruhuyla ve kısmen mistik temayüllerle terennüm ettiği ilk şiirlerinden Türk saz şiiri tesiriyle veya gittikce olgunlaşan , bir hayatın çeşitli tahassüsleriyle söylediği en son şiirlerine kadar, Türk şiirine temiz bir Türk dili, samimi ve lirik manzumeler kazandırmış bir sanatkarımızdır. Bundan başka gönüllü; sabaha karşı minareden yükselen ezan seslerinin hisli akisleriyle olduğu çocukluk çağlarından başlayarak Anadolu’nun dumanlı dağlarından geçit aradığı olgunluk yıllarına kadar, yurdumuzun ve insanımızın çeşitli heyecanları ve özellikleri için şiirler söylemiş, bilhassa acı duyan insanlara karşı ruhunda derin bir şefkat taşıyan bu duygulu şair, şiirlerinde yine ekseriya ‘güzel bir ses’ yaratmaya muvaffak olan kadın şairlerimizdendir”

Beykoz’dan bir bakış

Güzel… güzel… güzel! her neye baksan !
Deniz aynı güzel, dağ ayrı güzel,
Güzellikten yaratılmış bu vatan ,
Beni ona çeken bağ ayrı güzel.

Fetih günlerini anmada Hisar:
Her taşında bir ölümsüz destan var.
Uyanırken küllenmiş hatıralar
Bağrında küllenen dağ ayrı güzel.

Tekbir sesi denizinde, dağında;
Karanlıklar kayboluyar anında,
Fatih Sultanımın bahar çağında,
Dünyaya açtığı çağ ayrı güzel.

Halide Nusret Zorlutuna 

Vasiyetname

Sizlerden, her şeyden önce istediğim: “Gerçek bir Müslüman” olmanızdır. Ailenize, vatanınıza, milletinize sadakatle sarılmanızdır: Hak’dan, hakikatten, doğru yol’dan Allah’ın lütfüyle hiçbir zaman ayrılmamanız. Şayet ayrılanlarınız
olmuşsa -ki inşallah olmamıştır- hemen “Doğru Yol”a yönelmenizdir. “Haram”dan, yangından kaçar gibi, kaçınız! Namus
ve şerefinle çalışarak “vazife ve mesuliyet” duygularınızı her an duyarak, sağlıklı, şerefli, mutlu uzun ömürlerle yaşamanızı
Cenab-ı Hak’dan niyaz ediyorum. Sizlerden istediğim ve beklediğim de budur.

Sizlerden ikinci iste: Birbirinize sevgi, saygı, anlayış ve müsamaha göstermeniz; birbirinizi kırmamaya, incitmemeye çalışmanızdır.

Sevgili yavrularım benim!
28 günde zor bitirdiğim şu dört sayfalık yazı, görüyorsunuz, ne kadar bozuk, okunaksız. İçinde belki ifade hatalan bile
vardır! Hoş görün! 80 yaşındayım. Çok çalıştım, çok yoruldum, yurdumun dört bucağını dolaştım. Şikayetçi değilim asla!
Anama, babama, eşime evlatlarıma ve memleketime karşı vazifelerimi -ve tek kardeşim İsmet’ime karşı da elimden geldiğince,
yaptığıma inanıyorum. Allah’ıma sonsuz hamdü senalar, sonsuz şükürler olsun! Ömür boyu şerefli, zaman zaman da mutlu yaşadım. Hazaminfadli Rabbi. Hepinizi Allah’a emanet ediyorum.

Bazı Eserleri:

  • Küller (1921), Sisli Geceler (1922),
  • Geceden Tasan Dertler (1930),
  • Gülün Babası Kim (1933),
  • Tayla Türküsü (1943),
  • Beyaz Selvi (1945),
  • Yurdumun Dürt Bucağı (1950),
  • Ellerim Bomboş (1967),
  • Aşk ve Zafer (1978),
  • Benim Küçük Dostlarım (1948),
  • Bir Devrin Romanı(1978)
   

0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.