Harname Hakkında Bilgi


Şeyhî (Ölümü 1431) tarafından feilâtün mefâilün feulün kalıbıyla yazılmış mesnevi biçiminde 126 beyitlik güzel bir fabldır. Feilatün feilatün feilün kalıbına uyan dizeler de çoktur. Konusu yük çekmekten, yeterli beslenmemekten dolayı bir deri bir kemik kalmış zavallı bir eşeğin başından geçenlerdir. Zayıf ve hasta eşek işe yaramaz duruma düşünce sahibi evden atar. Eşek kırda dolaşırken et ve yağ bağlamış besili öküzler görür. Bunlar ekin tarlalarında serbestçe yayılmaktadır. Başlarında birer tacı andıran boynuzları vardır. Eşek bir kendi haline, bir de onlara bakar. Ağır yükler taşıdığı halde neden kendisi aç ve perişandır? Öküzlerin başlarını süsleyen boynuzlar neden kendi başında yoktur? Düşünür ama bunun nedenine bir türlü akıl erdiremez.

Eşekler arasında çok yaşlı, görmüş geçirmiş, deneyimli, bilge bir eşek vardır. Zayıf eşek ona gider “Biz en ağır işleri gördüğümüz halde neden bize bakmıyorlar? Öküzlerin başlarındaki boynuzlardan neden bizde yoktur?” diye sorar. Yaşlı eşek şöyle der: “Tanrı öküzleri aş/ekmek üretsin diye yarattı, Onlar arpa/buğday yetiştirirler, onları işleyip onları yerler. Yaptığımız işe göre bize boynuz değil kulak kuyruk bile çoktur.”

Bunları dinleyen eşek oradan ayrılır “Ben de artık ekin işleyeyim, yaz kış orada yatıp kışlayayım,” diyerek yakın bir tarlaya gider. Başaklanmış ekinleri öyle bir yer, öyle bir yer ki tarlayı hiç ekilmemişe çevirir. Karnı tıka basa doyunca keyfinden naralar atar. Ekin üstünde yatıp yuvarlanır.

Tarla sahibi uzaktan tarlasını görünce ne yapacağını şaşırır. Kalın bir sopa kaparak zavallı eşeği adam akıllı döver. Öfkesini bununla da yatıştıramaz. Bıçağını çekip kulaklarını, kuyruğunu keser.

Boynuz umarken zavallı eşek kulaktan kuyruktan olur.

Şeyhî bu öyküyü çocuklar için değil, kendi durumunu anlatmak için yazmıştır. Mesleği hekimliktir. Osmanlı padişahı Çelebi Mehmet’in (1. Mehmet) hastalığına saray hekimleri çare bulamayınca ünlü bir hekim olan Şeyhi Kütahya’dan çağrılır. Onun tedavisiyle padişah iyileşir. Şeyhî’ye para ve toprak bağışında bulunur. Topraklarını görmeye köye giderken yolda toprakların eski sahipleri tarafından soyulur, bütün parası elinden alınır. Şeyhî durumunu anlatmak için Harname’yi yazıp padişaha götürür.

Harname teknik, içerik, biçem ve dil yönünden Türk mizah edebiyatının şaheseri olarak nitelendirilmiştir. Dili fazla ağır ve terkipli değildir. Betimlemeleri oldukça başarılıdır.

Harname metni, Doç. Dr. Faruk K. Timurtaş tarafından bir inceleme ile birlikte yayınlanmıştır: (Şeyhî’nin Harnamesi, İstanbul Üniversitesi yayınları, 1971)


0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.