Hz. Ali kimdir?


Hazreti Ali’nin Künyesi: Ebul Hasan ve Ebu Turab
Lakabı: Emir ul Muminin
Baba adı: Ebu Talib
Anne adı: Fatıma Bint Esed
Doğum yeri: Mekke (Kâbe)
Doğum tarihi: Amul filden 30 yıl sonra
Peygambere (sav) olan yakınlığı: Amcasının oğlu, Damadı, Kardeşi, Halifesi
Şahadet yılı: Hicretin 40.yılı Ramazan ayının 19.günü
Şahadet yeri: Kufe (cami mihrabında)
Şahadet sebebi: İbn Mülcemin secde esnasında zehirli kılıçla darbesi

Dört halifeden biri ve sonuncusudur. Hazreti Muhammed’in amcasının oğludur, sonradan damadı olmuştur.  Peygamberin vahiy katibi, Kuran mektupçusu ve hafızı idi. Zaten küçük yaştan beri Hz. Muhammed’in eğitimi altında yetişmiş, hiçbir zaman puta tapmamıştır. İlk Müslüman olanlardandır. Daima Hz. Muhammedin en yakınında olagelmiş, ölümünde de onu yıkamış ve son hizmetlerini görmüştür.

Hz. Ali, Hicret’ten sonra, Hz. Muhammed’in kızı Fatıma ile evlendi. Daima Hz. Peygamberin en yakın bir yardımcısı olarak çalıştı. Tebuk savaşından başka bütün savaşlarda onun yanıbaşında yer aldı, büyük yararlıklar gösterdi. Bedir savaşında Müşrikleri öldürmekle ün kazandı, Uhut Savaşında yaralandığı halde Peygambere yapılan hücumları püskürtü; ayrıca, putları kırmak için yapılan seferlere önderlik etti.

Ali, Hz. Muhammed’in ölümünden sonra, karısı Fatıma’nın ölümüne kadar Halife Ebu Bekir’e biat etmedi, evine kapanarak Kuran’ın ayetlerini, tebliğü tarihlerine göre sıraya koydu. Fatıma’nın ölümünden sonra Ebu Bekir’e biat etti. Hz. Ömer’in halifeliği sırasında kadı oldu, bu vazifesine Hz. Osman’ın halifeliği sırasında da devam etti.

 

Hz. Osman’ın öldürülmesinden sonra kendisine halifelik teklif edildiği halde bir hafta kadar bunu kabul etmedi, sonra 656 yılında kendisine biat edilmesine razı oldu.

Ancak, Hz. Ali’nin halifeliği de istenen sulh ve sükunu getirememişti. Beş yıl kadar süren halifeliği sırasıda çok şiddetli savaşlar yapmak zorunda kaldı. Ali’nin halifeliğini kabuletmeyen Şam valisi Muaviye ile yapılan savaşta 70.000 kişi öldü.

Hz. Ali, Fatıma’nın sağlığında ondan başka kadın almadı; onun ölümünden sonra birkaç defa daha evlendi. Bu evliliklerinden otuz iki çocuğu oldu. Ancak, bunlar arasında tarihe geçenler Hasan, Hüseyin ile Muhammed bin Hanefi’dir. Kızlarından birini de Hz. Ömer’le evlendirmişti.

Hz. Ali dünyaya hiç önem vermeyen, varını yoğunu fakirlere dağıtan, son derece adil bir insandı. Davalarda, anlaşmazlıklarda onun verdiği hükümler taraflar arasında hiç münakaşasız kabul edilirdi. İslam inanışına göre Hz. Ali cennete gireceği muhakkak olan 10 kişiden biridir.

Hz. Ali’nin İslam inanışında veli sayılması onu Hz. Muhammed’den derin bir surette ayırmış ve Şiilik bu inanıştan doğmuştur. Şiiler ona velilik, imamlık ve mücahitlik vasıflarını verirler. Bilhassa imamlık Hz. Ali’nin başlıca vasfıdır. Şiilere göre Hz.Peygamber Hudeybiye Savaşından dönüşünde Ben kimin efendisi isem, Ali de onun efendisidir demiştir. Hz. Ali’ye olan bağlılık zaman zaman onu tanrılaştırmaya kadar varmıştır. Şiiler, veda haccından dönüşte Hz. Peygamberin halifeliği ona verdiğini iddia ederler. İbni Sebe ona tanrılık atfettiği için Ali, kendisini yanından uzaklaştırmış, kendisi hakkında bu inancı besleyenleri de Küfe’de ateşe attırmıştır.

Bilhassa Şiiler arasında Hz. Ali’nin adı etrafında birtakım efsanevi hikayeler doğmuş, ona tabiat üstü kabiliyetler kondurulmuş, birçok peygamberlerden daha çok mucizeler gösterdiği kabul edilmiştir.

Sıffin Savaşında Ali’nin bir günde kendi eliyle 523 kişiyi öldürüldüğü söylenir. İnanışa göre Ali kolunu bir uzatışta 33 düşmanı öldüren, Zülfikar adındaki kılıcıyla bir vuruşta atlıların kafasını uçuran, gövdesini ikiye bölen bir kahramandır.

Bu inanışa göre Hz. Ali’nin kerametleri binin üstündedir. Yukarıda saydıklarımızda birlikte altmış kadar kitaplara geçmiştir. Adaleti hakkında anlatılan Hz. Süleyman ve Hz. Davud hakkında anlatılanlara eşittir. Nuseyri mezhebinden olanlar uluhiyetin onun şahsına tecelli ettiğine inanırlar.

Hz. Ali, Hicretin kırkıncı yılının ramazan ayının 19 unda yapılan bir suikastla yaralandı, iki gün sonra da öldü (661). Küfe’ye gömüldü. buraya sonradan Necef, daha sonra da Meşhedi-i Ali denmiştir.

   

0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.