Jose Saramago – Körlük Kitap Özeti Yorumu Ana Fikri Kahramanları İncelemesi


Jose Saramago’nun 1955 yılında yazdığı Körlük kitabının uzun bir özetini, ana düşüncesini, karakterlerini ve kısa bir analizini sizlerle paylaşıyoruz…

Jose Saramago’nun yürek burkan romanı Körlük (Portekizce’de kitabın adı “Körlük üzerine bir deneme”) bir alegorik hiciv örneğidir. Alegorik satir genellikle ahlaki veya siyasi doğada paralel bir alt metne sahip anlatı türüdür.

Alegorik hiciv olaylar toplum, siyaset veya hayatın çeşitli yönleriyle alay etmek için açıkça veya örtülü olarak metafor olarak kullanılır. Körlük’te romanın aktüel ortam, karakter ve zamanları muğlak bırakılsa da Portekiz’de 1933’ten 1974’e kadar ülkeyi yöneten Estado Novo (Yeni Devlet) adındaki otoriter rejim alegorik hicve ilham verir. Sağcı kapitalist topluma özgü ahlak, iyilikseverlik ve empati yoksunluğu mercek altına alınır.

Ya Hepimiz Kör Olsaydık?

Roman, isimsiz bir ülkenin bir şehrindeki insanların kör olmaya başlamasının ardından yaşanan olayları açıklar. Bu karanlık bir körlük değil, süt gibi, inci beyazı bir körlüktür. Temas veya aynı ortamda bulunma yoluyla bulaşan bu hastalığın tedavisi yoktur. Hükümet, hastalık bulaşanları korunaklı bir hastaneye kapatır ve yalnızca yiyecek ve temizlik malzemesi tedarik ederek kendi kaderlerine terk eder.

Körler arasında ihtiyaç, hayatta kalma mücadelesi ve insani empatinin geri dönüşü sayesinde dayanışmayı temel alan bir tür toplum doğmaya başlar ve ana karakterler bir topluluğun üyeleri olarak gelişme gösterir. Saramago kör olanların fiziksel ve psikolojik mücadeleleriyle akıl, insanlık ve insan toplumu fikrini yitiren insanlar arasında paralellik kurar:”Bu kör tutsaklar […] çok geçemeden hayvanlara, daha da kötüsü kör hayvanlara dönüşecek.” Örgütlü bir kör gangsterler gurubunun gelişi, totaliter bir rejimin şiddet ve terörünün açık siyasi çağrışımlarını barındıran ek bir baskı unsuru haline gelir.

Saramago noktalama işaretlerini asgariye indirerek ve zaman kipleri ve perspektifleri değiştirerek anlatısına durdurulamaz bir güç katar. Bu, anlatının temalarını yankılayan bir biçimde öyküde sürüklenme hissi yaratır.

Körlük ve İçgörü

İlk tutsaklardan biri olan, ama sadece kocasıyla beraber olabilmek için körmüş gibi davranan doktorun karısının gözleri aracılığıyla okuyucuya bu kasvetli ortam hakkında ek bir perspektif sunulur. Bu sayede yaratılan bağlar, terk edilen alışkanlıklar ve öyküde yeni baştan oluşturulan ideolojiler daha iyi anlaşılabilir. Karakterler doktorun karısı aracılığıyla birbirlerini keşfeder ve beyaz körlüğün, gangsterlerin acımasızlığının ve hastanenin zor koşulların üstesinden gelmek için umut ve güç bulur. Doktorun karısının insanlığı ve empatisi, insanların uğruna mücadele etmesi gereken türden bir toplumun simgeleri olarak, hastanenin dışında bir yaşamı yeniden inşa etmeye başlamalarını sağlar.


0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.