Kleopatra kimdir?


Kleopatra milattan önce 69’da İskenderiye’de dünyaya geldi. Ailesinin en büyük kız çocuğu olan Kleopatra kendisinden önce gelen altı Kleopatra ünvanlı kraliçeninde unutulmuş olmasından dolayı tarihe Kleopatra olarak geçti. Ve antik Mısır’ın son helenistik kraliçesi oldu.

Mısır’ı fetheden Büyük İskender’in ölümünün ardından baş generallerden biri olan 1.Putolome ülkeyi devralmış bir yunandı. Ailesinin kökeninde 1.Putolomiye dayanıyordu babası ise Kleopatra 18 yaşındayken vefat eden 12. Putolme idi. Babasının hayatını kaybetmesinin ardından onun bıraktığı vasiyete uydu ve gelenekleri dinleyerek evlenip tahta çıktı.

Kleopatra

Söz konusu geleneğe göre, kutsal kraliyet kanını aile içinde tutmak gerekiyordu. Bunun için yapılması gereken tek şey vardı. Kardeşler evlenmeliydi. 10 yaşındaki kardeşi 13. Putolome ile evlenen Kleopatra tahta çıkan 7. Kraliçe Kleopatpra unvanını aldı. Kadının ikinci plana atıldığı bu zamanlarda Kleopatra’nın ayakta kalabilmesi çok güçtü.

Bunun yanısıra kuzeyden büyük bir tehlike geliyordu. Bu tehlikenin adıysa Büyük Roma İmparatorluğuydu. Romalılar baskıcı, maceraperest ve yayılmacıydılar. Uygarlıklarını batıda ve doğruda taşıyabildikleri kadar uzağa taşımışlardı. Bu büyük imparatorluğunun uzandığı doğuya Kleopatra’nın Mısır’ı da dahildi. Kleopatra’nın babası 12. Putoline askerlerin ödemelerini yapabilmek için Roma’dan borç almak zorunda kalmıştı. Bu durum kendisini değil ama oğlu 13. Putolome’yi zora sokmuştur. Çünkü mali açıdan Romaya bağımlı bir Mısır kalmıştı. 13. Putolome yaşından ve acemiliğinden dolayı kendisinden önce yaşanmış olanlardan dolayı bir kukla krala dönüştü. Danışmanlarına uyan kral ablası ve eşi olan Kleopetra’yı saraydan attı.

 

Kleopatra Güney Mısır’da Nil Vadisine sürgüne yollandı. kendini kurtarmak için artık tek bir şansı vardı. Bu dönemde Sezar, Pompei veCrassus arasında bölüşülen güç gerçek sahini arıyordu. Kazandığı savaşlarda halkın gözünde prestij sahibi olan Sezar’ın ışıltısı Kleopatra’nın da dikkatini çekmiştir. Kleopatra’ya göre Sezar avlanılması gereken bir balıktı. Rivayete göre Kleopatra sicilyalı kölesi Apoolas’ın önerini kabul etmiş ve bir halının içine saklanarak Sezar’ın önüne serilmeyi uygun bulmuştu. Huzura taşınıp yere serdi ve tüm güzelliği ve ihtişamıyla Roma İmparatorluğunun kalbini fethetmiştir.

Kleopatra’nın zekasını zaman içinde gören Sezar gitgide ona aşık oldu. Kleopatra’ya olan hayranlığı ve aşkı onuiki kardeşin arasındaki çatışmaya dahil etti. Roma İmparatoru, Kleopatra ve kardeşii 13. Putolomet’riyi barıştırma niyetindeydi fakat Kleopatra’nın istediği bu değildi. O ülkenin başına tekrardan geçmenin ve gücünü artırmanın peşindeydi. Kleopatra’nın hayali yalnızca Mısır değildi. Büyük İskender’in rüyasını paylaşıyor ve iki imparatorluğu birleştirerek dünyaya hükmetmek istiyordu. Sezar ve hatta Sezar’dan olma minik Sezarion bile Kleopatra’yı hayaline götürecek birere araçtı.

Kleopatra Sezar’ı Mısır ordusunun karşısına çıkarmayı ardından baş düşmanı olan kardeşi 13. Putolomen’in öldürülmesini sağladı. Sezar’ın Kleopatra’ya duyduğu aşk Mısır’ı fethedip yönetimine geçirmek yerine küçük bir inci küpe hediye eder gibi koca Mısır İmparatorluğunu aşık olduğu kadına teslim etmesini sağlayacak kadar büyüktü. Bu yüzden ele geçirdiği Mısır’ı Kleopatra’nın ellerine bırakıp onu bir diğer kardeşi olan 14. Putolomen’in yanında tahta çıkardı. Kleopatra sadece cazibesi ve güzelliği ile değil entellektüel zekasıyla da büyük bir diktatörü kandırarak kaybettiği tahtı tekrar ele geçirmişti.

Bir bilim insanı ve filozof olarak da kabul edilen Kleopatra yunan bilginlerle tartışabilecek bir donanıma sahipti. Aynı zamanda akdeniz dünyasının en zengin kadınıydı ve dokuz dil biliyordu. Güzelliği ve çekiciliğiyle tüm liderler için baştan çıkarıcı bir kadındı. Kendisinden önce gelmiş olan kraliçelerin aksine dünyaya adını ve gücünü miras bırakacaktı.

Sezar’ın M.Ö 15 Mart 44 yılında o meşhur suikasta kurban gitmesinin ardından Kleopatra’nın yeni bir mücadeleye girmesi gerekiyordu. Çünkü Markus Antonius ve Sezar’ın üvey oğlu oaln Ocatvis iktidar için savaşıyordu. Kleopatra’nın Mısır’ı önemli bir savaş alanı durumundaydı. Antonius kraliçe Kleopatra’nını onu desteklemesini istiyordu. Kleopatra yeni hedefni belirleme konusunda seçimini zorlanmadan yapıyor ve önüne gelen fırsatı değerlendiriyordu. Büyülenmesi gereken sıradaki adam Markus Antonius’tu. Kleopetra on kendisine aşık etmek için çok çabalıyordu çünkü başarısız olması durumunda kaybedeceği çok şey vardı.

Sezar sayesinde Romalıları tanımış olan Kraliçe onların zenginlik ve ihtişamdan etkilendiğini biliyordu. Bu sebeple düzenlediği şölenlerden birinde kayda geçmiş en büyük incilerden biri olan küpesini çıkarıp şarabın içinde eritip Antonius’a içirmişti. İsraf aşırılık, oburlukla Roma lideri etkileyebileceğini anlayan kraliçe zenginlik gösterileri düzenliyor ve onu kendi elleriyle besliyordu. Antonius’un ruhani inançlarını kullanıyor ve onun karşısına Mısır’ın Yunanistan’ın dişi tanrıçaları gibi çıkyyordu. Yaptığı makyajlar sayesinde İsi ve Afradi’in bir karışımı gibi görünüyordu.

Mısırlıların, Firavun’un insan suretine bürünmüş tanrı olduğuna inandığı bir dönemde Kleopatra’nın bir Romalıyı tanrıça ile seviştiğine inanması zor olmamıştı. Fakat Kleopatraya kapılıp gerçeklerden uzaklaşan Antonius arkasından gelen Octavius’un ayak seslerini duymuyordu. Sezar’ın üvey oğlu Kleopatra ve Antonius için geliyordu. M.Ö yılının 1 Ağustosunda 39 yaşındaki Kleopatra Antonius ile birlikte teslim oldu ama ikisi de Octavius tarafından zincire vurularak Roma’ya sürüklenmekten korkarak intihar etmeyi tercihe etti.

Ölümerinin ardından Antonius’un heykellerini yıktıran Octavius Kleopatra’nın heykellerine dokunamadı.

   

0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.