Lucy Parsons Kimdir?


Lucy Parsons, bir Amerikalı sendikacı, işçi haklan savunucusu ve şiddet içeren doğrudan eylem yanlısı bir terziydi. Lucy, Afro-Amerikan, Kızılderili ve MeksikalI soylanndan gelmiş, muhtemelen Teksas’ta kölelik döneminde doğmuştur. 1870 yılı dolaylarında, daha sonra kocası olacak olan Albert Parsons ile tanıştı. Fakat ırklararası evliliği onaylamayan yasalar nedeniyle, çift hiçbir zaman yasal olarak evlenemedi. İlişkileri ve politik militanlıklan nedeniyle 1873 yılında Teksas’ı terketmek zorunda kaldılar ve Chicago’ya yerleştiler.

Lucy Parsons

Lucy, kendi işini kurarak terzilik yaptı ve iki çocuk doğurdu. O ve Albert, hem Knights of Labor’m hem de Sosyal Demokrat Parti’nin üyesi oldular. Daha sonra Lucy, Emekçi Kadınlar Birliği’nin kuruluşunda yer aldı ve bu arada da Albert ile birlikte Anarşist Uluslararası Emekçiler Birliği’nin yerel seksiyonunun örgütlenmesi için çalıştı.

Lucy, emek ve toplumsal sorunlar üzerine yayınları ve güçlü hitabet yeteneği nedeniyle, Chicago polisi tarafından “bin isyancıdan daha tehlikeli” olarak niteleniyordu. Toplumsal eşitsizliği, zengin bir azınlığın çoğunluk üzerindeki ekonomik baskısı olarak gören Lucy, şiddet içeren doğrudan eylem yanlısıydı. “Topraksıza toprak, işçiye araç, üreticiye ürün” sloganından hareket eden Lucy, şu sonuca vardı: “Bütün bunların serbest kullanım hakkı olmaksızın, mutluluğun peşinden koşmak, özgürlüğün ve hayatın tadım çıkarmak boş birer inançtır. O nedenle bunların elde edilmesi için her türlü aracın kullanılması, şiddet içeren bir devrime yol açsa bile haklılık taşımaktadır.”

1886’da Lucy, işçilerin sekiz saatlik işgücü mücadelesinde yer alacaktı. 3 Mayıs’ta Haymarket Meydam’ndaki bir gösteri sırasında polise atılan bomba sonucunda, yedi polis ve çok sayıda sivil ölmüştü. Olayın içinde olduğuna dair kanıtların yetersizliğine rağmen Albert, cinayetten yargılanan anarşistler arasındaydı ve ölüm cezasına mahkum edildi. Lucy bu olayla ilgili olarak tüm ülkede çok dolaştı ve yaptığı konuşmalarda kocası için adalet talep etti. Ancak bu çabalan bir sonuç vermedi. Albert Parsons ve diğer üç sanık, 11 Kasım 1897’de idam edildi.

Lucy, ülke çapındaki gezilerinde konferanslar vermeye ve yazmaya devam etti. Bu arada 1891’de Devrimci Anarşist – Komünist Aylık Dergi: Özgürlük isimli yayının kuruluşunda yer aldı. Dünya Endüstri İşçileri’nin kurucu üyeleri arasındaydı; oturma eylemi ve sabotajı, sınıf mücadelesinin birer silahı olarak savunuyordu. Siyasi tutuklulann savunulması gibi, ifade özgürlüğü de -kendisinin de sık sık konuşması engelleniyordu- çalışmalannm ana temasını oluşturuyordu.

1908-1909 yıllanndaki ekonomik krizler nedeniyle, açlık ve işsizlik konulanna yoğunlaştı. 1915’te Chicago’da “Açlık Gösterileri”ni örgütleyecek ve hükümeti işsizlik sorunuyla yüzleşmek zorunda bırakacaktı. Savaş sonrası yıllarda Lucy, sık sık Komünist Parti ile birlikte çalıştı. Görme yetisindeki zayıflamaya rağmen, hayatının son aylanna kadar militanlığa devam etti. Lucy Parsons, bir yangın sırasında öldü ve külleri, aralannda kocasının küllerinin de bulunduğu “Haymarket Kayıplan” anıtındadır. “Anarşizmin felsefesi, ‘özgürlük’ sözcüğünün içindedir.

Öte yanda bu felsefe, ilerlemeyi sağlayacak herşeyi içine alabilecek kadar kapsamlıdır… Anarşizm, insanın ilerlemesine, düşünceye ya da araştırmaya engel oluşturmaz. Hiçbir şey, gelecek keşiflerin yanlışlığını ispatlamaktan aciz olacağı doğrular ve kesinlikler olarak görülemez. İşte bu nedenle değişmeyen ve başarısız olmayacak tek bir slogan var: ‘Özgürlük’. Doğruları keşfetmek için özgürlük, gelişmek ve doğallıkla ve dolu dolu yaşayabilmek için özgürlük.” “Biz kölelerin kölesiyiz. Biz erkeklere göre çok daha acımasızca sömürülmekteyiz”.


0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.