Masallar hakkında bilgi » E-Kütüphane

Masallar hakkında bilgi


Hayali serüvenler veya kıssadan hisse çıkartılan eğelenceli hikayelere masal denir.

Masallar, gerçeğe uygunluk ve mantıktan bile bile uzaklaştırılmış öykülerdir. Belki de bunun için “Bir varmış bir yokmuş” diye başlayan o ünlü tekerlemeyle dinleyici veya okuyucu belirsiz, gerçek dışı bir çağa ve ortama götürülür. En geniş anlamıyla masalların iki değişmez özelliği vardır: birincisi, bunların yazılı değil, sözlü geleneğe dayandırılması; ikincisi de genellikle kimin malı olduğunun bilinmemesidir. Bunun dışında, konulara ve amaçlarına göre bir ayrım yapmak gerekirse, üç tür masal sayabiliriz: periler, cinler, ejderhalerla dolu gerçek dışı masallar; ahlaki veya siyasal bir art düşünceyle düzenlenmiş olan hayvan masalları ve toplumun çeşitli kesimleri etkileyen kişileri hedef alan gerçekçi, taşlamalı ve güldürülü masallar.

Çok eskilerde, uzun kış gecelerinde, düğünlerde ve bayramlarda, bir topluluğa halk masalları anlatan masalcılar vardı. Özellikle yazının icadından önce masalcı, destan okuyucu ve saz şairlerinin yaydıkları sözlü halk edebiyatı, okuma – yazma bilmeyen toplulukların tek kültür aktarma yoluydu. Bu sözle aktarma sırasında, masa yaratıcılarının kimliği zamanla unutuluyor; daha da önemlisi, dilden dile gezerken bu masallar biçim değiştiriyor, gelişiyor, güçleniyordu. Esin kaynağı geniş olan bu masalcılara bugün bile, bütün ulaşım yollarından uzak bölgelerde yaşayanlar arasında, okuma-yazma bilenlerin az olduğu toplumlarda hala rastlanır. Bunlar hem yorumcu olur, hem de yaratıcı. Herkesin bildiği hikayeleri alır ya günün koşullarına uydurarak veya dinleyenlerin tepkilerine göre değiştirerek yeni bir biçimde anlatırlar.

Ayrıca batıda Perrault, Grimm, Andersen, bizde de Eflatın Cem Güney, Aziz Nesin gibi ünlü yazarlar bu anlatılagelen halk masallarını derlemiş, tamamlamış, zenginleştirmiştir ve böylece yazıya geçirmişlerdir. Hepimizin bildiği o Pamuk Prensesler, o Mavi Sakallar, Keloğlanlar günümüze böyle gelmiştir.

 

Masal türleri

Az önce, peri masalları, hayvan masalları, taşlamalı ve güldürülü masallar diye üç masal türünden söz ettik.

Bu üç türün üçünü de çocuklar için masallar ve büyükler için masallar diye ayırabiliriz. Bu ayırımı kesin olamaz. Gerçi, halk masallarının hemen hemen hepsinin büyükler için düzenlendiği düşünülebilirse de, bazı önemli masalların sırf çocuklar için tasarlandığı söylenebilir. Sözgelimi, Kırmızı Şapkalı Kız, ve Bay Seguinin Keçisi bunlardandır. Beydeva’nın Masalları (Kelile ve Dimne) İslam yazarlarınca aktarılarak dünümüze kadar gelmiş en eski Hint masallarının bir derlemesidir. Günlük işler konusunda bilgi edinmek isteyen bir hükümdarın dileği üzerine yazıldığı sanıdır.

Bununla birlikte, bu ayırımlar kesin değildir ve özellikle 17. yüzyıldan sonra bu iki tür masal birbirine karışmış ve dünya çocuk edebiyatında belirli bir gelişme olmuştur.

Çocuklar masalları neden çok sever?

Çocukların masala düşkünlüğü çeşitli etkenlere bağlanır. Her şeyden önce masallar, çocuklara, iyiler ile kötüleri anlatmak içindir. Aynı zamanda, masalların hayli düzenli bir yapısı vardır. Tekerlemelerle başlar, kişileri tanıtır. Olaylar belli bir çizgi içinde gelişir. İyiler ve iyilikler masalın sonunda kazanan taraftır. Masallar kendisini zayıf gören çocuklara gizli bir güçlülük verir. Kendin o masal kahramanının yerine koyan çocuğun kendine güveni artar.

Hayvan masalları

Eski çağlarda sırandan insanlar güçlüler tarafından ezilince, masalcılar belki de apaçık kabullenilemeyecek gerçekleri hatırlatmak üzere hayvanlardan yararlanmışlardır. Her masalcı, yurdunun hayvanlarını sahneye koymuş; böylelikle insanların hayvanlara yakıştırdıkları özelliklere dayandırılmış, az çok belirlenmiş bir hayvan sözlüğü ortaya çıkmıştır. Tilkinin kurnazlığı, kurdun vahşiliği gibi.

En eski ve ünlü hayvan masalları, Asya’da Vişnu-Sarma’nın Panşatanira’ı Yunanistan’da Aisopos’un masalları; Roma’da Phaedrus’un masallarıdır.

Yakınçağ’ın en ünlü hayvan masallarıysa La Fantoine’ninkilerdir; ama ünlü masallar bunlardan ibaret değildir. Perrault’nun Latinceden aktardığı Rönesans Devrinde yaşamış İtalyan ozanı Faerne’nin masalları, Leonarda da Vinc’nin ve Rus Krıylav’un masalları ve Kelile-Dimne, Mesnevi’deki hayvan hikayeleri gibi.

Sağduyu ve fantezi

Yaşlı insanların bir kısmı yaşlarına uygun düşmeyen bir eğlence saydıkları için masalları küçümser. Bu tutum aynı zamanda göz kamaştırıcı bir sanat hazinesi ve sonsuz bir sağduyu ve fantezi dünyasını küçümsemek demektir. Öte yandan, birçok büyük yazar, en güzel eserlerinin konusunu masallardan almıştır. Sözgelimi, Rabelais iyi yürekli dev Gargantua’yı Moliere çapık Don Juan’ı, Goethe ünlü Faust’u ve La Fontaine masallarındaki konuların pek çoğunu hep halk masallarından almıştır.

Ama bunların hepsi, masalları olduğu gibi aktarmakla yetinmemiş, fantezi hale büründürerek bir esin kaynağı veya başlangıç noktası olarak kullanmışlardır.

Nihayet, masalların eşsiz bir üstünlüğü de , beklenmedik durumları, olanaksız ve göz kamaştırıcı dünyaları düşlemenize, hayal gücümüzü genişletmemize yardımcı olmalarıdır.

   

0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.