Mimar Sinan kimdir?


Mimar Sinan (15 Nisan 1489 – 17 Temmuz 1588).  29 Mayıs 1481 yılında Kayseri’nin Ağırnas köyünde doğdu. Yavuz Sultan Selim zamanında devşirme olarak İstanbul’a geldi. 1.Süleyman, II. Selim ve III. Murat dönemlerinde baş mimar olarak görev yaptı.

Mimar Sinan’ın eserlerindeki şifreler

Süleymaniye Camii, I. Süleyman adına 1551-1557 yılları arasında İstanbul’da Mimar Sinan tarafından inşa edilen camidir.

Eserleri mana yüklüydü, yaptığı her esere bir mana yükleyebilmekte mahirdir. Hatta yaptığı eserlerin  ayrıntılarına da manalar yüklemiştir. Mesela yaptığı camilerde kullandığı dört kubbe dört hak mezhebi, dört büyük meleği ya da dört büyük kitabı temsil eder. Bunun yanında İstanbul’da Kanuni devrinde imar ettiği Şehzade Camii genç yaşında vefat eden şehzadenin hayratına vakfedildiğinden, eserde gençlik fışkıran bir renk, ferahlık ve ince işlemeli detaylar vardır. Ancak Mimar Sinan gibi bir ustanın Müslüman olmasını bir türlü hazmedemeyenler yine burada da devreye girerek yapılardaki ayrıntılara kendilerince manalar yüklemişlerdir. Mesela Selimiye Camii’nin müezzin mahfilinin altında yer alan havuz ve tavandaki çarkı eski Şamanist aşamanın bir uzantısı olarak değerlendirenler olmuştur.

Güçlü ifadelerin sükûtunu severdi Mimar Sinan’ın en değerli eserlerinden olan Selimiye Camii, sadece kendi külliyatını değil Edirne şehrinin tamamını kucaklayan bir estetik bütünlük içerisinde ele alınmıştır. Camii bütün Osmanlı ev mimarisinde olduğu gibi yukarıdan aşağıya doğru inen bir konstrüktif (bünye) çözümlemeyle namaz kılma düzeni ve çevre verileri göz önüne alınarak tasarlanmıştır. 2 Aynı zamanda bulunduğu yer olarak Avrupa’ya, Osmanlı toplumunun gücünü gösteren Selimiye Camii, izleyenlerin zihninde, içteki güçlü ve dâhiyane mimari ifadenin dışta derin sükûtunu gösterebilmektedir.

Özgüven abideleri inşa etti Süleymaniye Camii ve Külliyesi Osmanlı devlet teşkilatının yanında, teknik donanımının da sergilendiği, devletin gücünü temsil eden muazzam bir eserdir. Külliye için bütün Osmanlı coğrafyası seferber edilmiş, kereste ihtiyacı Karadeniz’den, demir ve kurşunlar Sofya ve İstanbul’dan, kubbe tuğlaları ise Hasköy’den olmak üzere özel olarak imal ettirilmiştir. Neticede yedi yıl içerisinde tamamlanan bu eser, içeriden bakıldığında büyük kubbeyi çevreleyen değişik kubbe ve kemerlerle o zamana kadar görülmeyen bir zenginlik ve optik etkiyle insanı etkilemektedir. Dışarıdan bakıldığında ise 128 penceresi, kubbeyi taşıyan payelerin dıştaki devamı olan kuleler, kubbenin etrafında yivli dört adet kubbecikler ve dört büyük minaresine rağmen adeta endamlı bir görünüşe sahip olan Süleymaniye Külliyesi, zihinlerdeki Müslümanlık özgüvenini tazelemektedir.

 

Mimar Sinan’ın mantığı

Mimar Sinan’ın ustalık eseri; Selimiye Camii.(Edirne)

Soylu ama sakin bir özgüven Her eserin hikâyesini taşla dizmiş gibidir Sinan. Süleymaniye Külliyesi, Kanuni Süleyman devrinin asırlardır süren azametini taşıyacak nitelikte devasa ve intizamlıdır. Sinan iyi bir gözlemcidir de. Gözlemlediklerini
eserlerine yansıtır. Süleymaniye Camii’nin dış hattı Sinan’ın doğup büyüdüğü Ağırnas’tan Erciyes Dağı’nın görünüşünü andırır. Şehzadebaşı Camii, çekilen sıkıntıların, çilelerin yasını çeker gibi hafiften karanlıktır. Edirne Selimiye Cami, ferah ve geniş açılardan güneşi görmesi hasebiyle hükümdarın bahtını temsil eder. Manisa Muradiye Camii “minarelerinin ahenkli silueti, Manisa dağının dik yükselişi ile boy ölçüşür gibidir.”

Eserleri medeniyet birikiminin numuneleridir Mimar Sinan bir şehir planlamacısıdır adeta. Bina olsun da nasıl olursa olsun demez. İlk önce çevreyi süzer. Mimari dokuyu dikkate alır. Sonra zemine iner. Rutubete düşmandır. “Duvarı nem yıkar” diyerek eserin etrafına gerekirse kuyular kazdırır. Suyu zeminden boşaltır. Yoksa koskoca eser zamanla çürür. Eserin sağlam olması demek illa ki kalın duvarlı olması demek değildir. Hafif malzeme, geniş kubbe, aydınlık ân ve ısı farkından esneyen ve nefes alan Horasan harcı onun eserlerinin vazgeçilmez unsurlarıdır. Eserlerinde Selçuklu, Emevi, Sasani ve Bizans’ın kullandığı mimari teknikleri ve sanat çizgilerini kullanmakta bir behis görmemiştir. Ancak beslendiği bu kaynakların hiç birine benzemediği gibi kendinden başkasına benzemeyen bir güzelliğe ulaşabilmeye muvaffak olmuştur. Mesela Süleymaniye Külliyesiyle aynı tarihlerde inşasına başladığı Kırım Tatar Han Camii, küçük olmasına rağmen Kırım’ın mimari bakımından en gösterişli camii olarak kabul edilir. 4 Avrupa’da çok bilinen Fatih Camii planının minyatür gibi bir benzerini Kırım Tatar Han Camii’nde uygulamaya çalışan Mimar Sinan, eserinde kullandığı üslup ile adeta dışarıya karşı vakur benlik duygusunu göstermek istemiştir.

Mimar Sinan, 17 Temmuz 1588 yılında İstanbul’da vefat etti. Türbesi, Süleymaniye Külliyesi‘ndeki, Haliç duvarının önündedir.

 

   

0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.