Nazım Hikmet Ran kimdir?


Hikmet Bey ve Celile Hanım’ın oğlu Nazım Hikmet 15 Ocak 1902’de Selanik’te dünyaya geldi. Babası Hikmet Bey çeşitli illerde Valilik yapmış olan Nazım Paşa’nın oğludur. Osmanlı hariciyesinde çeşitli memurluklarda ve Matbuat Umum müdürlüğü görevlerinde bulunmuştur. Annesi Celile Hanım; İlk kadın ressamları arasından anılan Celile Hanım kültürlü sanatçı ruhlu bir kadındır.

Ben, bir insan, ben, Türk şairi komünist Nâzım Hikmet ben, tepeden tırnağa iman, tepeden tırnağa kavga, hasret ve ümitten ibâret ben…

Nazım Hikmet Ran

Böyle tanımladı kendisini hayatında ne varsa şiirinde de o olsun istedi. İnsana yaşamya dair her şeyi çok sevdi, ödün vermedi yürüyüşünden.

Nazım Hikmet çocuk yaşta iken bile yazdığı şiirlerde farklı öğeler söz konusu. Parçalanmakta olan imraparatorluk ve geleceği hakkında korkusu olan bir toplulukta ve dayısı savaşta ölmüş bir çocuk. Savaşın hasarlarını bünyesinde taşıyan bir ailede yetişmiş. Nazım hikmet bunca olayların içinde yurtseverlik duyguları ile dolu şiirler yazmıştır. Şiirlerinin temelleri bu dönemde atılmıştır.

Sovyetler birliğine gittikten sonra, insanların sanat yapıtlarına kısıtlaması olması anlayışını çok iyi kavrayarak yurda geri dönmüştür. Türkçe ile en yazılabilecek en güzel şiirleri bize kanıtlamıştır.

 

1930 yıllarda bir kaç defa hapise girip çıktı, O yıllarda kıt kanaat yaşadı. Nazım davasına çok bağlı ondan vazgeçecek durumda değildi. Karısına yazdığı mektupta “Benim sana olan aşkım ve davam bunlar ikinizden ayrılmaz şeylerdir” demiştir.

Nazım Hikmet toplumcu düşüncelerini gizlemiyor ve sanatında bunu haykırıyordu. Bu durumu polis baskısını artırmıştı ve sürekli izleniyordu. Bu yüzden hayatı, Feraye hanım ile birlikte çileli bir yaşantıya dönüşmüştü. Askeri öğrenciler arasında probapaganda yaptığı iddiası ile yargılandı 35 yıl hapis cezasına çarptırıldı. 28 yıla mahkum edildi. 1938 senesinde 12 yıl 7 ay sürecek hapis hayatı başlıyordu.

Usta şairin güçlükler ve zorluklarla geçen yaşamında Piraye hanım ile olan evliliği bitmişti. Artık zorluklara Münevver hanım ile göğüs gerecekti.

Nazım Hikmet Ran 1930 yıllarında tanışıp evlenmek istediği büyük aşkı Piraye ile 1931 yılında evlenme kararı almış, fakat araya giren tutuklamalar gibi sebepler yüzünden ancak 31 Ocak 1935 yılında evlenebilmişlerdir.

Demokrat partinin iktidara gelmesinden sonra çıkarılan af yasası kapsamına Nazım Hikmet’in alınması için aydınlar tarafından büyük bir kampanya başlatıldı. Nazım Hikmet’te hapishanede açlık grevine başlamıştı. Sonunda geri kalan cezası hapsedildi ve şair 13 yıl sonra özgürlüğüne kavuştu.

Münevver hanım ile güzel günler geçiriyordu. Yaşamı boyunca hasret kalacağı oğlu Mehmet dünyaya geldi. Serbest bırakıldıktan sonra iş bulamayan ve kitap basamayan Nazım Hikmet, bir de askerlik kararı çıkması ile geriye dönüşü olmayan bir yola çıktı.

Sen yanmasan, ben yanmasam, biz yanmasak nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa.

Nazım Hikmet Mezarı
Nazım Hikmet Mezarı

Türk şairi Nazım Hikmet 1951’de geldiği Moskovada Yazalar Birliğin’ce ve sanatçılar tarafından karşılandı. Şairin siyasi mücadelesine de sahip çıkan Dünya. Evrensel yapıtlarınıda ayakta alkışlıyordu.

Memleketi artık Nazım için bir hasret olacaktı bundan sonra. Türk halkına olan bağı çok ileri seviyede idi, özlem kavramının bütünleşip bir insanda bulunması Nazım’da olan bir şeydi. Özlem adeta somutlaşmıştı. Gözlerine bakıldığında Türk halkını görmek mümkündü.

3 haziran 1963 sabahı saat 06.30’da gazetesini almak üzere 2. kattaki dairesinden apartman kapısına yürümüş ve tam gazetesine uzanırken geçirdiği kalp krizi sonucunda 61 yaşında ölmüştür. Ölümü üzerine Sovyet Yazarlar Birliği salonunda yapılan törene yerli yabancı yüzlerce sanatçı iştirak etmiş ve tören siyah beyaz olarak kaydedilmiştir. Ünlü Novodeviçi Mezarlığı’nda gömülüdür. Mezar taşı siyah bir granitten olup meşhur şiirlerinden biri olan rüzgâra karşı yürüyen adam figürü taş üzerinde Heykeltraş Nikolay Silis tarafından ebedileştirilmiştir.

 

Cebimde yoktu yüreğimi verdim.

   

0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.