Oğuz Atay ” Tutunamayanlar ” İnceleme


NASIL YAZDI?

Tutunamayanlar, üzerine uzun uzadıya konuşulmuş, sorgulanmış bir roman. Öyle ki roman olup olmadığı dahi defalarca gündeme gelmiş, tartışılmış hatta belirli edebiyat muhafazakârı kitlelerce roman olmadığına kanaat edilmiş bir roman. Evet, bir roman; çoğaltma makinesinde mumlu kâğıtlara yazılmış ve TRT’nin yarışmasına böyle katılmış bir roman. Bir tutkunun, yazarın okura birinci ağızdan iç dökmesinin romanı…

Romanın herhangi bir ayıklama, seçme gözetmeden yazıldığını romanı okuyan herkes ilk bakışta anlayabilir. Atay’ın tekrar tekrar geriye dönüp şu kelime oraya olmadı, sanki bu bölümde bir kopukluk var gibi bir kaygısı belli ki hiç olmamış. Şarkılar, türküler, oyun havaları diye meşhur bir deyiş vardır ya… Tutunamayanlar, işte öyle ilerleyen bir roman. Oyundan şiire birçok başka formu da romana dâhil ederek romanı özgürleştirdiğini söyleyen, humoruyla mizah yazarlarına çalım atan Atay da gayet tabii bu durumun farkında ki romanda alttan alta okuruna -özeleştiriyle karışık belki de eleştiriyi imkânsızlaştırmak adına- şöyle sesleniyor: “Sen gene dikkat et; her şeyi ayrıntılı anlatma o kadar.

ihmal ettiğini düşündüğü için vicdan azabı çeken Turgut, arkadaşının intiharının sebeplerini merak eder. Ortak arkadaşlarından ve geriye bıraktıklarından Selim’in hayatının izini sürmeye çalışırken tutunamayanlarla
tanışacaktır. Böylece Turgut, sadece arkadaşını değil kendi benliğini de tanıyacağı bir yolculuğa çıkar. Tutunamayanlar’da Atay,
mühendis Turgut Özben’i, egosunu, üst egosunu, iç benliğini -yani Olric’i-, intihar eden arkadaşı mühendis Selim Işık’ı ve Turgut ile Selim’in ortak arkadaşlarını anlatıyor. Bu karakterlerin her biri hâlden hale bürünüyor ve Atay’ın tabiriyle tutunamıyor ama kitaptaki karakterlerin her hâlinde Atay’ı, üslubunu, mizahını, gözlemciliğini ve mutlaka kendi hayatına dair birçok şeyi görmek mümkün.

NEDEN YAZDI?

Tutunamayan karakterleri aslında kendi hayatından arkadaşlarıydı.

Ömer Lekesiz’in mucidi olduğu, çok sevdiğim bir söz var -ki Lekesiz, bu sözü aslında başka bir eser için kullanmıştır- vesselam ben dahi o sözle devam edeyim. Atay, yazdıklarıyla eleştirmenlerin yoluna bir
muz kabuğu bırakmıştır.

Döneminde eleştirmenler, Tutunamayanlar’ı görmezden gelememiş, rahatsız olsalar dahi üzerine basarsam düşerim korkusuyla çevresinden dolaşmışlar ya da el mahkûm övmüşlerdir. Kimi, Atay’ın Tutunamayanlar’da psikolojik tahliller üzerine çalıştığını söylemiş, kimiyse küçük burjuva aydınına ağır bir eleştirel bakış getirdi, demiştir. Neden yazdığı şöyle dursun; Atay, Tutunamayanlar’da karakterin acılarıyla okuru boğmamış, salya sümük ağlatmamıştır. Atay’ın karakterlerinin yaşadıkları, hissettikleri, çektikleri insanın irkilmesine sebep olan -belki klişe olacak ama- güldürürken düşündüren tespitler yahut içsel bunalımlardır. Bu minvalde Atay, bir söyleşisinde, romanda bütünüyle insana yönelmek istediğini dile getirir. Yaşadıklarıyla, düşündükleriyle, tercihleriyle, yaptıklarıyla ve aslında yapmak istedikleriyle insana…

NE ZAMAN YAZDI?

‘69 yılının soğuk bir kış günüydü,’ diyemeyiz elbette. Ancak böyle bir roman yazmak için gerçekten de zor zamanlardı. Koltuğunun altında kâğıt tomarlarından oluşan roman dosyasıyla yayıncı yayıncı gezen bir Atay anlatılagelir. Sinan Yayınları’nın o dönemki sahibi Hayati Asılyazıcı ise karşısında heyecanlı bir Oğuz Atay tablosu çizer. Onun anlattıklarından ve muhakkak okuduklarımdan benim gözümde canlanansa -nedendir bilinmez- Atay’ın Korkuyu Beklerken kitabının Demiryolu Hikâyecileri -bir rüya- öyküsündeki gariban hikâyecilerdir. Ellerinde
kâğıt tomarlarıyla, yataklı yolcu trenlerini bekleyen…

NEREDE YAZDI?

Kuşkusuz Oğuz Atay, Tutunamayanlar’ı önce kafada yazmıştır. Atılgan gibi, Tanpınar gibi… Hatta Dostoyevski ve Cervantes gibi…

Beceriksiz ve korkak bir hayvandır. İnsan boyunda olanları bile vardır. İlk bakışta, dış görünüşüyle, insana benzer. Yalnız, pençeleri ve özellikle tırnakları çok zayıftır. Dik arazide, yokuş yukarı hiç tutunamaz. Yokuş, yukarı kayarak iner. (Bu arada sık sık düşer.)


0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.