Patrona Halil İsyanının Nedenleri ve Sonuçları


1730 Patrona Halil ayaklanması, Osmanlı tarihinde birkaç defa eşi görülen ve padişahın tahttan indirilmesi ile neticelenen başkent isyanlarından biridir. Genel olarak, zamanın Sadrâzamı Damad İbrahim Paşa’nın sefaheti, İran sınırı boylarında Osmanlı askerinin uğradığı başarısızlıklar ve Sünnîlerin Şiiler tarafından zulüm görmelerine rağmen padişah ile sadrâzamın bir türlü harekete geçmemeleri, 1730 ayaklanmasının başlıca sebepleri olarak gösterilmiş bulunmaktadır.

Patrona Halil İsyanı derinlemesine incelendiğinde, ekonomik sosyal ve siyasal mahiyette çok daha derin bir takım sebepleri bulunduğu meydana çıkar. XVIII . yüzyılın ilk yansında Osmanlı İmparatorluğu, ekonomi bakımından aşılması güç bazı zorluklarla karşılaşmaktadır. Geçen yüzyıldan beri girişilen çeşitli savaşların gerektirdiği masraflar devlet hâzinesini boşaltmış, başarısız seferlerden sonra devlet hâzinesine ganimet malı girmemesi büyük malî buhranlara sebep olmuştur. Cülûs bahşişleri ile saray masrafları da oldukça kabarık bir yekûn tuttuğundan malî krizler zaman zaman çok şiddetli bir hal almıştır. Şüphesiz ki hükümet bunlara karşı bazı çareler aramaktan geri kalmamıştır. Alınan tedbirlerin bir kısmı, 1730 ayaklanmasının başlıca kurbanlarından Damat İbrahim Paşa’dan öncesine, bir kısmı da onun sadareti zamanına rastlamaktadır.

Hükümetin aldığı tedbirlerden biri, paranın ayarını düşürmek olmuştur. Hükümet ile hükümetten aylık alanlar arasında bu yüzden baş gösteren anlaşmazlıklara, yine ayni malî operasyon dolayısıyle piyasanın altüst olması da katılınca büyük kitleleri kapsayan derin bir hoşnutsuzluk hali meydana gelmiştir. Ayrıca vergi konması ve toplanması usulleri de genel bir memnunsuzluk yaratacak şekilde soysuzlaşmıştır. Aslında ağır olan adî vergilerin yanında sefer zamanlarına mahsus olağan üstü vergiler, ahali için altından kalkınılamaz bir yük teşkil etmektedir.

Ayni zamanda, bu vergilerin toplanması sırasında ilgili memurların işledikleri yolsuzluklar çok kere zulüm derecesine varmıştır. Bu yüzden halk bir çok yerlerde köylerini bırakarak başka diyarlara göç etmek zorunda kalmıştır. Bunlardan bir kısmı İstanbul’a gitmiş ve başkentte hükümetten memnun olmayan unsurlardan birini teşkil etmiştir.

 

Hükümetçe bir yandan vergilerde ıslâhat ile devletin geliri artırılmaya çalışılırken öte yandan tasarruf tedbirlerine de baş vurulmuştur. Bunlar arasında memur ve asker maaşlarından sağlanan tasarruflar önemli bir yekûn tutmuştur. Her yıl muntazam bir devlet bütçesi yapılmış ve bu suretle parayı çok seven padişah memnun edilmeye çalışılmıştır. Fakat tasarruf olunan bu paraların başlıca eğlence yerlerine harcanması bilhassa göze batmıştır.

Ancak tasarruf tedbirleri, vergi yüzünden memnun olmayan halkın yanında ayrı bir memnun olmayanlar zümresinin vücuda gelmesine sebep olmuştur. Bunlar memur ve askerlerdir. İstanbul esnafı bir kısım vergiden muaf olduğundan,  taşradan İstanbul’a bir esnaf akını başlamıştır. Üstelik yeniçerilerin de ticaretle meşgul olmaları, İstanbul esnafının şilcâyetlerini büsbütün artırmıştır.

O tarihlerde esnafın şikâyetçi olduği başlıca üç madde vardır:

  • Paranın ayarı ve değeri bakımından vukubulan değişikliklerin piyasada doğurduğu buhran,
  • Esnaf teşkilâtının çıkardığı güçlükler,
  • Sefer zamanında esnaftan alınan ordu akçası ile bid‘ at denilen yeni vergi.

Patrona Halil İsyanının sonuçları;

  • Askerler ayaklanmıştır.
  • Patrona Halil isyan etmiştir.
  • Damat İbrahim paşa öldürüldü.
  • III. Ahmet tahtan indirilmiştir.
  • I. Mahmut tahta geçirilmiştir.
  • Lale devri sona ermiştir.
  • Hanedan halkın ihtiyaçlarına ses vermeye başlamıştır.
  • Modernleşme durdurulmuştur.
   

0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.