Phoolan Devi Kimdir?


Phoolan Devi, bir kanun kaçağı, kadın haklan çetecisi, mahkum, Hint parlamenter ve zamanının efsanesidir. Hindistan’da Uttar Pradesh’te, en alttakilerden biri konumundaki yoksul Mallan, dokunulmazlar kastında dünyaya gelmiştir. On üç yaşındayken, kendisini döven ve tecavüz eden orta yaşlı bir adamla evlendirilmiştir. O adamdan kaçtığı zaman, annesi ona intihar etmesini söylemiş, fakat Phoolan bunu reddedince köylülerce dışlanmıştır.

Phoolan Devi
Phoolan Devi

Birkaç yıl sonra, uzun süredir devam eden aile anlaşmazlığında bir sona gelinmişti. Phoolan muhalif duruşu nedeniyle hapse atıldı. Burada pek çok defa polis tarafından tecavüze uğradı; ona, bir kadından beklenildiği gibi nasıl itaat edileceği öğretiliyordu.

On altı yaşındayken, bir haydut çetesi tarafından kaçınlacak ve çetenin yüksek bir kasttan gelen lideri tarafından seks kölesi yapılacaktı. Bu durum, aşağı kasttan Vikram Mallah’m, lideri öldürmesine ve çeteyi ele geçirmesine kadar devam etti. Vikram Mallah, cesareti ve yürekliliğinden dolayı Phoolan’a hayrandı. Phoolan onunla evlendi, tüfek kullanmayı öğrendi ve ondan sonraki ikinci komutan oldu. Birlikte yüksek kast köylerini yağmaladılar, talan ettiler ve ele geçirilen ganimetleri yoksullarla paylaştılar. Phoolan aynca, kendisine tecavüz etmiş olan bütün erkeklere karşı kendi eliyle adalet uygulamaya girişti.

Vikram, rakipleri tarafından öldürüldüğünde, Phoolan da suikastçiler tarafından kaçırıldı. Onu, Thakurs yüksek kastının bir köyü olan Behmai’de esir tuttular. Üç hafta boyunca toplu tecavüze uğradıktan sonra kaçmayı başardı. Kısa bir süre sonra yeni bir çetenin lideri oldu. Onun popülerliğinin esas nedeni, birçok kişinin Phoolan’ın, Hint güç tannsı Durga’nın reenkamasyonu olduğuna inanmasıydı. Yaklaşık iki yıl sonra, tesadüfen kendisini Behmai yakınlarında bulacak ve köyü soymak için plan yapmaya girişecekti. Kendisine tecavüz eden birkaç adamı tanıyınca, çetesine Vikram’m katillerini bulmak üzere köyü arama emrini verdi. Katilleri bulamadılar, ama topladıkları otuz kadar adama ateş açıp yirmi ikisini öldürdüler.

Katliam, onu bulmak için seferber edilen kitlesel bir polis avını tetikledi. Phoolan iki yılını kaçak olarak geçirdikten sonra, yetkililerle bir anlaşma yaptı ve on bin kişinin önünde güvenlik güçlerine teslim oldu. On bir yıl boyunca yargılanmaksam hapiste kaldı. Tutukluluğu sırasında, bir yumurtalık kisti ameliyatı için anestezi altında iken rahmini aldılar.

1994’te, serbest bırakıldığında Budizm’e yöneldi. Ertesi yıl, kendisine sorulmadan yapılmış hayat hikâyesiyle ilgili Bandit Queen isimli bir filmin ortaya çıkışı onu öfkelendirecekti. Çünkü kendisi hakkında filmde bir kurban portresi çiziliyordu. Film geri çekilmezse, kendisini yakmakla tehdit etti, fakat sonunda 60.000 dolarlık anlaşmayı kabul etti. Kadınların ve alt kastların haklarını savunan Phoonan, 1996’da Parlamento’ya seçildi. Seçim kampanyası sırasında, yargılanmasını isteyen Behmai’li dul kadınlar tarafından sık sık taciz edildi. Onun öncelikli amacının, siyasete girerek milletvekili dokunulmazlığını elde etmek olduğu yönündeki suçlamalar ise kulaktan kulağa dolaşıyordu. Öldüğü sırada, hâlâ alt kastların sevdiği, üst kastların ise nefret ettiği bir figürdü. Otuz yedi yaşında, New Delhi’de evinin dışında vurularak öldürüldü.

“Bunu kendi dilinizde tecavüz olarak adlandırabilirsiniz. Hindistan’ın bir köyünde yaşam neye benzer bir fikriniz var mı? Tecavüz olarak adlandırdığınız şey, her gün köylerdeki yoksul kadınların başına gelen bir şeydir. Yoksul kızların, zenginlerin kullanımı için varolduklarına inanılır”.


0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.