Psikanaliz nedir? » E-Kütüphane

Psikanaliz nedir?


Freud’un geliştirdiği, insanın uyumlu veya uyumsuz davranışlarının kaynağı sayılan, bilinçaltı çatışma ve güdüleri araştırıp bilince çıkararak davranış sorunlarını çözme yöntemi, ruhsal çözümleme.

Psikanaliz, başlangıçta kesin tıbbi anlamı içinde bir tedavi yöntemi olarak gelişti. Freud, tanımlanabilir hiçbir organik temeli olmayan bazı sınırlı rahatsızlıkların histerik nöbetler (convulsion) fobiler, ruhçöküntüleri, ilaç alışkanlıkları, işlevsel mide hastalıkları gibi altlarında yatan bilinçaltı
etkenlerin açığa çıkarılmasıyla iyileştirilebileceğini keşfetti.

Freud psikanalizi üç işlev üzerinden tanımlıyordu:

1- Zihinsel süreçleri anlamaya yönelik bütünlüklü bir kuram,

 

2- Bir ruhsal tedavi yöntemi ve

3- Bir düşünme biçimi.

Zamanın akışı içinde bu tür rahatsızlıklar, özetle nevrotik olarak adlandırıldı. Bir süre sonra son otuz-kırk yıl içinde psikiyatristler, nevrotik insanların açık semptomlardan yakınmakla kalmadıklarını, ayrıca yaşamla olan bütün ilişkilerinde de önemli ölçüde rahatsız olduklarını kavradılar. Ayrıca birçok insanın, daha önceden nevrozlara özgü olarak değerlendirilen belli semptomlardan hiçbirisini göstermeksizin de kişilik bozukluklarına sahip olduğu anlaşıldı. Başka bir deyişle, nevrozlarda semptomların bulunabileceği de, bulunmayabileceği de ama buna karşın kişilik bozukluklarının her zaman var olduğu gerçeği giderek daha da açıklık kazandı. Böylece kaçınılmaz olarak varılan sonuç, daha az özgün olan bu güçlüklerin nevrozların temel çekirdeğini oluşturduğu yolundaydı. Bu gerçeğin anlaşılması, psikanaliz biliminin gelişmesinde, hem bu bilimin etki gücünü artıran, hem de boyutlarını genişleten büyük bir yapıcı rol oynamıştır.

Açık klinik semptomları kadar, zorlanımlı kararsızlık, tekrarlanan bir yanlış arkadaş ya da sevgili seçimi, işe yönelik ağır ketlemeler gibi açık kişilik bozuklukları da psikanalizin alanına girer duruma geldi. Yine de ilgi odağı kişilik ve bunun olası en iyi gelişimi değildi; nihai amaç belirgin bozuklukların anlaşılması ve sonuçta safdışı bırakılmasıydı ve kişilik analizi sadece bu amaca yönelik bir araçtı. Böyle bir çalışmanın sonunda bir insanın tümel gelişimi daha iyi bir doğrultuya girdiği zaman bu, neredeyse kazara bir yan ürün oluyordu. Halihazırda psikanaliz, özgün nevrotik rahatsızlıklar için bir tedavi yöntemidir ve böyle kalacaktır. Ama bunun genel kişilik gelişimi için bir yardım olabileceği gerçeği kendine ait bir ağırlık kazanmaya başlamıştır.

Giderek artan sayılarda insanlar analize yönelmektedirler ve bunun nedeni bu insanların ruhçöküntülerinden, fobilerden ya da önemli rahatsızlıklardan yakınmaları değil, yaşamla başa çıkmadıklarını hissetmeleri ya da kendi içlerindeki etkenlerin kendilerini engellediğini ya da başkalarıyla olan ilişkilerini zedelediğini hissetmeleridir.

   

0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.