Radyoaktif Kirlilik Nedenleri Nelerdir?


Biz insanlar ve bütün canlılar alemi hayatımızın her alanında, ya doğal yollardan, ya da teknolojik eşyaların bizlere sunduğu kolaylıkların belki de bir bedeli olarak sürekli radyasyona maruz kalıyoruz. Radyasyon seviyesi insanlar ve canlılar aleminin sağlık ve yaşam alanlarını tehdit edecek düzeye ulaştığında radyoaktif kirlilik adı verilen çevre sorunlarına yol açmaktadır. Radyasyon, bazı maddeler tarafından ışınlar ya da dalgalar halinde yayılabilen enerjidir. Örneğin radyoaktif element olan uranyum, plütonyum gibi elementler atom çekirdeğinin kendiliğinden parçalanarak etrafa yaydığı alfa, beta ve gama ışınları ile elektrikli aletlerden yayılan elektromanyetik dalgaların tamamı (radyasyon) adı verilmektedir.

Günlük hayatın bir parçası olan güneş ışığı, kızıl ötesi ışınlar, mikrodalgalar, elektronik cihazlardan yayılan elektromanyetik dalgalar canlıların sağlığını olumsuz etkileyecek seviyelere ulaştığında radyoaktif kirliliğe neden olur. Kullanılan elektrik akımını taşıyan kablolar, baz istasyonları, yüksek gerilim hatları, mikrodalga yayan ev aletleri, elektronik cihazlar günümüzde elektromanyetik kirliliği artıran etkenlerdir.

Radyoaktif Kirlilik
Radyoaktif Kirlilik

Gözle görülmeyen bu kirliliği, cep telefonunuz çalarken radyo ya da televizyonunuzdan çıkan hışırtılı sesten anlayabilirsiniz. Teknoloji yaşamı kolaylaştırsa da her geçen gün daha fazla manyetik alanın etkisinde kalmaktayız. Buna bağlı olarak elektromanyetik alanlardaki radyasyonun ölçülmesi, insan sağlığı üzerindeki etkileri günümüzdeki en önemli araştırma konularındandır. X ışınları ve nükleer reaksiyonlarla radyoaktif maddelerin parçalanması sonucu ortaya çıkan ışınlar, radyoaktif kirliliğe sebep olmaktadır.

Radyoaktif kirliliğin insanlarda stres, uykusuzluk ve depresyon gibi etkileri olduğu bilinmektedir. Elektronik aletler, çevrelerine büyük miktarda ısı yayar. Örneğin cep telefonları ile uzun süre konuşulduğunda bir ısınma hissedilir. Bu ısı, hücre ya da dokuların hasarına ve ölümüne yol açabilir. Tıbbi amaçlı uygulanması gereken radyasyon dışında insanların doğrudan radyasyona maruz kalmaları kesinlikle önerilmez. Radyasyon, DNA’yı ve hücre yapısını bozarak kısa ve uzun vadede canlılara ciddi zararlar verir. Bu zararlar, alınan doza ve maruz kalma süresine göre değişebilir.

Radyasyon, hamile kadınların bebeklerinde de ciddi sağlık sorunlarına, düşüklere, büyüme, gelişme ve zekâ geriliğine yol açabilir. Dünya’nın oluşumundan beri canlılar, doğal radyasyon kaynakları olan güneş ışınları ve yer kabuğundaki radyoaktif maddelerden kaynaklanan radyasyonla birlikte yaşamaktadır. Ancak günümüzde en önemli enerji üretim seçeneklerinden biri olan nükleer enerji, radyoaktif kirlilik konusunda endişeler yaratmaktadır. Bir nükleer enerji santralinde atomların parçalanması sırasında ve sonrasında radyoaktif atıklar oluşur. Bu atıkların zararsız hale getirilmesi, günümüz teknolojisi ile mümkün değildir. Bu nedenle nükleer santrallerde ortaya çıkan atıkların güvenli bir şekilde depolanması gerekmektedir.

Nükleer santrallerde yeterli güvenlik önlemleri alınmazsa neler olabileceği 1986 yılında Ukrayna’nın Çernobil kentinde meydana gelen nükleer reaktör kazası ile çok iyi anlaşılmıştır. Çernobil’de atmosfere yayılan maddeler çok sayıda insanın ölümüne, kanser vakalarının artmasına ve embriyonik dönemde zarar görmüş sakat çocukların doğmasına sebep olmuştur. Birçok çevre kirliliği sorunu gibi nükleer felaketler de ülke sınırlarını aşarak başka ülkeleri de etkilemektedir. Örneğin bazı çevreler, ülkemizin Karadeniz Bölgesi’nde kanser vakalarında görülen artışı Çernobil’deki kazaya bağlamaktadır.

Nükleer enerji ile sadece elektrik enerjisi üretilmekle kalmayıp bazı ülkeler nükleer silah üretmişlerdir. Nükleer silahlar, diğer patlayıcılardan çok daha fazla zarar verme amaçlı kullanılır ve bir kenti ya da bir ülkeyi canlı, cansız ne varsa tamamen yok edecek güçtedir.

Dünya tarihinde, ABD tarafından Japonya’nın Hiroşima ve Nagazaki kentlerine atılan nükleer silahlar bunun örneklerdir. Nükleer patlamalar sonucu saçılan radyoaktif maddeler, yağmur bulutlarıyla dünyanın çeşitli yerlerine taşınabilir. Bu maddeler. doğrudan soluma yoluyla insanlara geçebilir. Ayrıca radyoaktif maddelerle kirlenmiş toprak ve sudan önce bitkilere sonra da besin zinciri yoluyla hayvanlara ve insanlara radyoaktif maddeler geçebilir.

İnsanlar, röntgen gibi tıbbi amaçlı tanı ve tedavi yöntemleri kullanıldığında da bir miktar radyasyona maruz kalır. Ayrıca hava alanlarında ve alışveriş merkezlerinde bulunan X-ışınlan ile çalışan dedektörler de radyasyon yaymaktadır. Cep telefonu ile uzun süre konuşmak, televizyon ve bilgisayar ekranı yakınında çok uzun süre kalmak, bulunduğunuz ortamlarda elektronik cihazları uzun süre açık bırakmak, bireysel olarak radyasyonun olumsuz etkilerine daha çok maruz kalmanıza yol açabilir. Bu gibi yanlış davranışlardan kaçınarak radyasyonun etkilerini en aza indirebilirsiniz. Bunun dışında hem bireylerin hem toplumların hem de yöneticilerin alması gereken önlemler bulunmaktadır. Bireylerin ve toplumun elektromanyetik veya radyoaktif kirlilik konularında bilinçlendirilmesi, atılacak ilk adımdır.


0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.