Simya Nedir?


Simya Nedir?  Harflerin ve sayıların gizli güçlerle yüklü olduğuna inanan, varlığın özünü anlayabilmek için bunları bilmenin gerekli olduğunu savunan, ayrıca başlıca amacı topraktan özellikle altın ve gümüş elde etmek olan, Ortaçağ’da yaygınlaşmış “geleneksel bilim” dalı. Simya’nın ilk defa ne zaman ve kimler tarafından ortaya konulduğu, nasıl geliştiği kesinlikle bilinmiyor.

Kelimenin anlamına bakarak simyanın Süryani veya yunan dilinden türetildiğini ileri sürenler; evrenin toprak, ateş, hava ve su gibi dört ilkenin birleşimiyle ortaya çıktığını savunan görüşün yayılmasından sonra doğduğunu söyleyenler vardır.

Simya bir büyüdür. Sayıların, harflerin birtakım gizli güçler taşıdığı, evrenin, insanın ve Tanrının ancak bunlarla anlaşılabileceği görüşüne dayanır.

Bunu ilkel bir hipnotizma olarak nitelendirenler de vardır. Simya, bu özelliğiyle büyücülerin insan zihni üzerinde yaptıkları derin etkiye ve insanın irade gücünü bir süre zayıflatarak ona hakim olmasına dayanır.

Simyanın Tarihçesi

Simya
Simya

Mukaddime adlı eserinde simyaya özel bir bölüm ayıran İbni Haldun, onu, «harflerin birtakım gizli güçlerle donandığına inanma» şeklinde yorumlar.

Daha çok, kendini aşırı ölçüde tasavvufa verenlerin üzerinde durduğu simya, okuyup üflemelerle, insanın iradesini kısa bir süre için ortadan kaldıracak nitelikte şaşırtıcı, büyüleyici hareketlerle uğraşır.

Simya ile uğraşanlara göre evrende tek varlık vardır. Ayrı ayrı görünen bütün varlık türleri tek kaynaktan, Tanrı’dan gelir, önce evrenin özü olan harfler yaratıldı.

Onların özündeki gizli güçleri, derin anlamları kavrayan bir kimse bütün gizlilikleri bilir, varlık türlerini kuran özleri buyruğu altına alır, onlarla istediği biçimde yeni varlıklar ortaya koyabilir. Varlıkarı kuran harfler (özler) kavrandıktan sonra, değişik madenlerden altın, gümüş yapılabilir.

Bunu yapmak için, varlığı kuran harflerin düzenini, varlığı meydana getirirken dizildikleri sırayı, birbiriyle olan bağlantılarını bilmek gerekir. Simya, bunu bilmenin ilmidir.

Bütün kelimeler gizli, tanrısal güçlerle donatılmıştır. Bu gizli güçler evreni doldurulmuştur. Tanrı’nın yardımını elde eden ermiş (veli) bunları bilir. Bu yüzden, gene Tanrı’nın yardımıyla, onları yan yana getirir, yeniden birleştirir, isterse altın, gümüş elde eder.

Ortaçağda, daha çok Yeni Eflatun’cu İslam kültür çevrelerinde ve tasavvufta simyaya büyük bir önem verildi. Tanrı’nın yardımıyla istenen şeyin yapılabileceğine, bakırdan, kalaydan, kursundan altın çıkarılabileceğine inanıldı.

Bu amaçla, değişik büyüler uygulanarak, bakırdan altm yapmak için gerekli olan ve gizli güçleri bulmanın anahtarı niteliğini taşıyan iksir’in aranmasına başlanıldı. Simya, başta hurufilik olmak üzere birtakım tarikatları da etkiledi.

İnsanı, bütün varlık türlerini kavramanın harfleri, onlarda gizli sayıları bulmaya bağlı olduğu görüşü ortaya çıktı. Her harfin bir sayıyı gösterdiği inancına dayanan eski ebced hesabı bundan doğdu.

Simya, zamanla İslam edebiyatının kavramlarından biri oldu. Iran ve türk edebiyatlarında simya deyimlerini kapsayan şiirler yazıldı.


0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.