Sinema tarihi


Sinemanın kısa tarihi, fotoğrafın 1839’da bulunmasından sonra hareketli filmler çekip göstermeye yönelik birçok girişimin ortaya çıkışıyla başladı. Edison’un kinotoskop’u ilk satışa sunulan gösterim aygıtı oldu. Lumiere kardeşlerin geliştirdiği sinematograf elle çalıştırılabiliyor ve 10 kg’lık ağırlığıyla her yere taşınabiliyordu. İlk gösterilerini 28 Aralık 1895’de Paris’te yaptılar. Edison filmleri vodvil niteliğindeyken Lumiere kardeşler dünyanın çeşitli yerlerinde belgesel veya haber niteliğinde filmler çekiyorlardı. Sinemaya özgü anlatım olanakları geliştiren Fransız filmciliği kısa sürede dünyaya yayıldı ve sinema kendi başına sanayi ve ticaret sektörü haline geldi.

İlk film, 28 Aralık 1895’de Lumiere kardeşlerin yaptığı belgesellerdir.

Sesli sinema 1919’da Lee De Forest’in patentini aldığı buluşla çektiği filmleri 1923-27 yılları arasında özel salonlarda göstermesiyle başladı. Tekniği pahalı bulan şirketler sesli sinemaya direndiler. 1926’da Warner Broşun gösterime soktuğu müzikli ve popüler şarkıların söylendiği filmden sonra 15 ay içinde Amerikan sineması sesli filme geçti. Sesli film müzikal ve canlandırma fimlerinin de başlangıcı oldu. İlk renkli filmler ise elle boyama tekniğiyle üretiliyordu; 1929-32 yılları arasında geliştirilen yöntemle renkli filmler yaygınlaştı.

Türkiye’de sinema

film
Kemal Sunal Çöpçüler Kralı filminden bir kare.

Türkiye’de ilk film gösterimi Sponek Birahanesinde oldu, ilk salon gösterimi 1908’de Tepebaşı’ndaki eski Şehir Tiyatrosu komedi binasında gerçekleşti. Abdülhamid saray halkına tiyatro seyrettirirken, Mehmed Reşad sinema seyrettirirdi. Osmanlı Devletinin kurduğu ve başına Wein- berg’i getirdiği Merkez Ordu Sinema Dairesi Türkiye’de ilk yerli film olan Himmet Ağanın İzdivacı’m 1916’da çekti. Bu film savaş nedeniyle bitirilemeyip 1918’de Fuat Uzkınay tarafından tamamlandı. Sedat Simavi Pençe ve Casus (1917), Ahmet Fehim Mürebbiye ve Birrnaz (1919) filmleriyle Türk sinemasını başlattılar. 1922’den sonra Türk sinema ve tiyatrosuna damgasını vuran Muhsin Ertuğrul oldu. 1929 yılında Hollyvvood filmlerinin Ankara’da gösterimi başlamıştı: “Eski Ankaralı da Hoolyvod’un bedialarını görmeğe geliyor ve fevkalade bir sahne karşısında kaldı mı: -Vış… diyerek hayretini gösteriyor,”

Türkiye’de çekilen ilk film “Himmet Ağanın İzdivacı”‘dır. 1916 yılında çekilmiştir.

Üçüncü Dünya sinemasının yükselişi 1960’larda oldu. Bu dönemde Türkiye’de sinema salonları mahallelere kadar girmişti. Localı ve birinci mevki, kadife perdeli lüks salonlardan, aileler için metal masaların yerleştirildiği, park sandalyelerinin dizildiği ‘yazlık’ açık hava sinemalarına kadar uzanan sinema, katırlarla taşman makinelerle yaylalara kadar çıkıyordu. Yerli ve yabancı film gösterileriyle sinemalar ilk planda ikiye ayrılıyordu. Yeşilçam kendi starlarını yaratmış, neredeyse her haftaya yeni film yetiştiriyordu. Bu ilgi ve görselliğin etkileyici gücü nedeniyle sinema, iktidarca halen sansür döneminde tutuluyordu.

 

Sinemanın büyüsü önce televizyonla bozuldu. Sonra 1970’lerde başlayan seks furyası ile sinema ‘aile’ eğlencesi olmaktan çıktı. Bugün dünya piyasasıyla birlikte Türkiye de Hollyvvood’la bütünleşmiş durumda ve sinemaya gitmek ancak baba harçlığıyla göze alınacak kadar pahalı. Sinema salonlarında belli yaşın üstünde seyirci çok nadir; kitapların ucuz popüler baskılarının yapılması gibi, çocuk sahibi olanlar da filmlerin bir iki yıl sonra televizyonda oynatılmasını bekliyorlar.

   

0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.