Suat Derviş kimdir?


Kadın haklarının savunucusu, edebiyatçı, başını eğmeyen kadın Suat Derviş kimdir?

Edebiyatımızın ilk feminist yazarlarından Suat Derviş, tıp profesörlerinden İsmail Derviş Bey’in kızı. Osmanlı’nın modernleşmesini savunan, Kurtuluş Savaşı başladığında da direnişe destek veren İsmail Derviş Bey, kızının eğitimine önem vermiş bir baba. Bu nedenle Suat Derviş, önce özel ders alarak Fransızca ve Almanca öğrenir, sonra eğitimi için yurtdışına gider. Berlin Konservatuarı ve Edebiyat Fakültesi’ndeki eğitiminin üçüncü yılında Hitler’in iktidara gelmesi nedeniyle, eğitimini yarıda bıkarak Türkiye’ye döner.

Suat Derviş

Suat Derviş’e yazarlık yolunu çocukluk arkadaşı Nazım Hikmet açmıştır. Derviş’in genç yaşta yazdığı Hezeyan adlı mensur şiirini kendisinden habersiz Alemdar gazetesine gönderen Nazım Hikmet, 1918’de bu şiirin yayımlanmasını sağlamıştır. Nazım, Suat Hanım için yazdığı şiirde, onu en kısa ve iyi biçimde özetler: Osmanlı polisinden kaça kaça tiyatro! İlk Türk kadın oyuncu Afife Jale “Eğemedim ben bu kadının başını”.

Suat Derviş, Türkiye’ye döndükten sonra birçok gazetede yazarlık, muhabirlik yapar, çeşitli röportajlar hazırlar. Tan gazetesine hazırlayacağı bir haber dizisi için Sovyet Rusya’ya gitmesi, kendisi için bir dönüm noktası olur. 1937 yılında yayımladığı bu röportaj dizisi ve 1944’te yazdığı Neden Sovyetler Birliği’nin Dostuyum? adlı incelemesi uzun yıllar gazeteci olarak iş bulmakta zorlanmasına neden olacaktır. Hiç adlı romanın yayımlandığı 1939 yılından itibaren yaklaşık otuz yıl süresince, hiçbir yayınevi Derviş’in romanlarını yayımlamaz.

 

Suat Derviş, 1940-1941 yıllarında Marksist Yeni Edebiyat dergisini çıkartan grupta yer alır. 1941’de burada tanıştığı Türkiye Komünist Partisi Genel Sekreteri Reşat Fuat Baraner ile evlenir. 1944 yılında, eşiyle birlikte tutuklanır, bir yıla mahkûm olur. Daha sonraki dönemde Paris’e kardeşinin yanına gider. 1953-1963 yılları arasını orada geçirir. Ankara Mahpusu romanı, kız kardeşi Hamiyet tarafından Fransızca’ya çevrilir, 1957’de Le prisioner d’Ankara adıyla yayımlanır. 1961’de Türkiye’ye geri döner. 1968’de en çok bilinen eseri olan Fosforlu Cevriye adlı romanını yayımlar. Kitap, 1969’da filme çekilir ve geniş kitlelere ulaşır. 1970 yılında, Neriman Hikmet ve diğer arkadaşları ile birlikte Devrimci Kadınlar Birliği’ni kuran Derviş, 1971 yılında tekrar gözaltına alınır, 1972’de ölür.

Suat Derviş, kitaplarını yazarken kadını  eserinin merkezine yerleştirir. İlk dönem eserlerinde kadın sorunlarını, genel olarak özgürlük ekseninde değerlendirse de, Marksizm ile tanıştıktan sonra, sorunların sınıfsal analizini yapmaya ve eserlerini de bu düşünceyle yazmaya başlar. Türkiye’de röportaj yapan ilk gazeteci kadınlardandır, romanı başka bir dile çevrilen ilk yazarımızdır, mücadele eden ve kadın sorunlarını dillendiren önemli bir kalemdir.

   

0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.