Türkiye arkeolojisinin öncülerinden Jale İnan kimdir? » E-Kütüphane

Türkiye arkeolojisinin öncülerinden Jale İnan kimdir?


Jale İnan, İzmir Arkeoloji Mü-zesi’nin kurucusu olan babası Aziz Ogan sayesinde, küçük yaşlardan itibaren arkeolojiye ilgi duyar. Lise yıllarında babasının iş için yaptığı gezilere katıldığında, bu toprakların ne kadar zengin bir tarihi olduğunu öğrenmeye başlar. Liseyi bitirdikten sonra, burs alarak Almanya’ya arkeoloji eğitimi görmek için yola çıktığında, 2. Dünya Savaşı yaşanmaktadır. Doktora tezini, sığınaklarda, savaşın ortasında, yarı aç yarı tok, zor koşullarda tamamlayarak, ülkesine döner.

Türkiye’de o yıllarda bir arkeoloji kürsüsü olmadığı için, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Eskiçağ Kürsüsü’nde asistan olur. 1946 yılında İÜ Edebiyat Fakültesi’nde Klasik Arkeoloji bölümü kurulur. Jale İnan, bölümün ilk asistanı olmuştur. Fakat Cumhuriyet Türkiye’sinde yeni kurulan bir bölüm, hiçbir ders materyali, araç gereci olmamak anlamına gelmektedir. Bugünden baktığımızda arkeoloji ile ilgili birçok Türkçe kaynak kolayca bulunabiliyor, arkeoloji eğitimi veren tüm üniversitelerde, bölümün eğitiminde kullanılan kaynaklar hazır. Ancak o yıllarda, İÜ Arkeoloji Bölümü’nde bulunan iki akademisyen müthiş bir sorumluluk duygusu ve çalışkanlıkla, yoktan var ederek yaratmışlardır bu materyalleri. Jale İnan ve bölüm başkanı Arif Müfit Mansel, terimlerin henüz oluşmadığı bir dönemde, derslerde okutulacak kitapları dilimize çevirirler.

Jale İnan, giriş derslerinin sorumluluğunu üstlenir ve Yunan ve Roma Sanatı isimli değerli kitabı dilimize kazandırır. Sadece çeviri yapmaz Jale İnan, arkeoloji eğitiminde zorunlu olan görüntü arşivini oluşturmak için, çeşitli kaynaklardan görüntülere ulaşır, fotoğraflarını çeker ve dia arşivi oluşturur. Bölümün eğitim verilebilecek bir duruma gelmesi için büyük bir özveriyle çalıştıktan sonra bir arkeolog olarak, asıl işine yani kazı yapmaya yönelir.

İlk önce Perge’de sonra da Side’de 40 küsur yıl devam edecek olan kazı çalışmalarına başlar. Perge’deki kazı çalışmaları sonucunda Antalya Müzesi iki defa genişletilmek zorunda kalmıştır. Jale İnan, 1940’lı yıllarda, bir bilim kadını olarak, çocuğunu ve eşini İstanbul’da bırakıp, kazı yapacağı köylere yolu olmadığı için at üstünde gider. Side ve Perge’de uzun yıllar sürecek olan kazılara devam edebilmek için yöre insanıyla sıcak bir ilişki kurmak gerektiğinin farkındadır. Kısa süre içinde bölge insanının “Ceylanum”u olur. (İsmini söylemekte zorlandıkları için köylüler, Jale Hanım’a böyle seslenirler.) Ufak yaralanmalar ya da hastalıklarda bile köylüler, “Ceylanum”a başvurur.

 

1940’lı yıllarda bir kadın, hem iki antik kentin kazısının başında, hem de köylülerle yan yana, daha önce hiç gitmediği, hiç alışkın olmadığı yerlerde yaşamayı öğrenir. Köylülerin tarihi eser konusunda bilinçlenmesi için çalışır. Tarihi eser kaçakçılığı ile savaşır. Bu arada onlarca yeni arkeolog yetiştirir, önemli eserleri Türkçe’ye çevirir, Türkiye’nin ilk arkeoloji bölümünün tüm kuruluş sancılarını göğüsler.

2001 yılında hayatını kaybetmiştir. Mezarı, Zincirlikuyu Mezarlığı’nda bulunmaktadır.

   

0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.