Türkiye Cumhuriyeti hakkında bilgi » E-Kütüphane

Türkiye Cumhuriyeti hakkında bilgi


Resmi Adı
Türkiye Cumhuriyeti

Türkiye

Kuruluş Tarihi
29 Ekim1923

Başkent
Ankara

En Büyük Şehirleri
İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Antalya

 

Yüzölçümü
814.578 km2

Coğrafi Koordinatları
26° ve 45° Doğu Meridyeni ve 36° ve 42° Kuzey Paraleli

Kıyı Sınırları
Güneyde Akdeniz, Batıda Ege Denizi ve Kuzeyde Karadeniz.

Dil
Resmi Dil Türkçedir. Büyük şehirlerde İngilizce yaygın olarak bilinmektedir.

Para Birimi
TL (Türk Lirası)

Zaman Dilimi
GMT +2; CET +1; ve EST (ABD – Doğu) +7

İklim / Hava Durumu

Bölgelere göre iklim de değişiklik göstermektedir. Ancak ülke genelinde ılıman bir iklim hakimdir. Karadeniz bölgesinde ılıman, güney ve Ege sahillerinde ise Akdeniz iklimi görülür. İç kesimlerde karasal ve kurak iklim görülürken, doğu bölgesinde sert dağ iklimi hakimdir.

Avrupa ve Asya arasında devlet. Türkiye üç yanı denizlerle çevrili bir ülkedir. Kuzeyinde Karadeniz, güneyinde Akdeniz, batısında Ege Denizi vardır. Türkiye toprakları Karadeniz ile Akdeniz arasında iki yarımadadan meydana gelir. Bunlardan doğuda büyük olanına Anadolu, batıda küçüğüne Trakya adı verilir. Bu iki yarımada Marmara Denizi, İstanbul ve Çanakkale boğazlarıyla birbirinden ayrılır. Ülkenin doğu-batı uzunluğu 1565 km, kuzey-güney uzunluğu 650 km’dir.

Türkiye’nin komşuları

Türkiye, batıda Trakya kesiminde Bulgaristan ve Yunanitanla komşudur. Lozan Antlaşmasıyla çizilen Türk-Bulgar sınır 20 km, Türk-Yunan sınırı 204 km’dir. Yunanistan’la olan sınır Meriç Irmağı çizer. Türkiye doğuda İran ve Sovyetler Birliği ile komşudur. 470 km’yi bulan İran sınırı 14639’da Kasrı Şirin Antlaşmasıyla çizilmiş ve o zamandan beri değişmemiştir.

Kurtuluş Savaşı sırasında çizilen Türk-Sovyet sınırı 580 km’dir. Kuzeyde Çoruh Irmağının Karadeniz’e döküldüğü yerin biraz güneyinde başlar. Bir ara Araçayı sonra Aras Irmağı boyunca uzanarak güneyde İran sınırına kavuşur. Güneydeki iki komşu Irak ve Suriye’dir. 378 km olan Irak sınırı, İran sınırının sona erdiği Keişim Gediği’nden Dicle Irmağı’na kadar uzar, 1926’da çizilmişti.

1939’da Hatay’ın Türkiye’Ye katılmasıyla son biçimini alan Türkiye-Suriye sınırı sınırlarımızın en uzundur. 789 km. Böylece Türkiye’nin komşularıyla olan sınırlarının toplamı 2 621 km’yi bulur. Türkiye’nin komşuları arasında toprakları en geniş olan ülke, Sovyetler Birliği’dir. İran’ın toprakları da Türkiye’den geniştir ama nüfusu Türkiye’ninkinden azdır. Öteki komşuların hem toprağı, hem nüfusu Türkiye’ninkinden küçüktür.

Coğrafya

Yüzey şekilleri

Renkli bir haritaya bakılırsa, batıdan doğuya doğru gidildikçe Türkiye’nin rengi koyulaşır. Bu demektir ki, doğuya doğru gidildikçe yükseklik artar. Haritalarda kıyılar boyunca uzanan dar yeşil şerit, kıyı düzlükleriyle birlikte yamaçların denizden 200 m kadar yüksek bölümlerini de gösterir.

Dağlar

Türkiye’nin kuzeyi ve güneyi sıradağlarla kaplıdır. Doğuda Artvin’den başlayarak batıda Sakarya ağzına yakın sona eren Kuzey Anadolu dağları yer yer derin ve dar bağazlarla kesilen birkaç sıra halinededir. İlk sırada yer alan kıyı dağlarının en yüksek kesimi doğdadır, Rize dağları arasında Kaçkar Tepesi’nin yüksekliği 3 937 m’dir. Batıya doğru Trabzon, Giresun, Canik dağları adıyla uzanan kıyı dağları gittikçe alçalır. Kızılırmak Boğazının batısında uzanan İsfendiyar Dağları yeniden yükselirsede Sakarya’ya doğru o da alçalarak sonunda kaybolur.

İç sıradağlar daha dağınıktır. Doğuda kıyı dağlarının gerisinde Çoruh ve Kelkit ırmaklrı, bu olukların güneyinde de Kop, Çimen v.b. dağları yer alır. Biraz batıda ise Köse Dağları vardır. Bu dağlar tek sıralı değildir, bir elin parmakları gibi açılan sıralar halindedir. Bunlar Anadolu içlerine doğru uzanır ve yavaş yavaş alçalarak kaybolurlar. Daha batıda, kıyı dağlarının gerisinde Ilgaz ve Bolu dağları bulunur.

Marmara Denizinin güneyinde Samanlı Dağları, bunların güneybatısında Uludağ bulunur. Trakya’da Çatalca Yarımadasının Kuzey kesiminde ıstıranca Dağları uzanır.

Anadolunun güney kenarını kaplayan sıradağlar Toroslar’dır. Batıda Dalaman Çayı vadisinden başlayan bu sıradağlar birkaç bölüm halinde doğuya doğru ilerleyerek sınırlarımız dışında uzanıp gider. Toroslar’ın en yüksek dorukları Hakkari dağları üzerindedir.

Batıda Anadolu’^da Ege Denizi’ne kadar ulaşan birtakım dağ sıraları varsa da yükseklikleri fazla değildir. Bunların en önemlileri Bozdağlar ve Aydın Dağları’dır.

Türkiye’nin orta ve doğu kesiminde ise birtakım sönmüş yanardağlar yer alır. Bunların bir bölüğü Kayseri yöresindedir. Bir başka bölük Van Gölü’nün batı kesimindedir. (Tendürek, Süphan ve Nemrut dağları). Türkiye’nin en yüksek dağı, doğu sınırındaki Ağrı Dağı’dır. (5 137 m). Ondan biraz daha alçak olan Küçük Ağrı da onun yanıbaşındadır. Bütün bu eski yanardağların çevresinde lav külleriyle kaplanmış geniş alanlar bulunur.

İklim

Türkiye’de yazlar sıcak geçer, ama sıcaklık her yerde aynı değildir. En sıcak yerler Güneydoğu Anadolu’dadır. Yazın buralarda sıcaklık gölgede 45 dereceyi bulur. Akdeniz Bölgesin bu kesime gömre daha az sıcaktır. Ege Bölgesinde kuzeye doğru çıkıldıkça sıcaklık azalır. Karadeniz kıyılarında ise havalar nispeten serindir. Batıdan doğuya doğru gidildikçe yükseklik arttığı gibi serinlik de artar.

Kıyı bölgelerinde denizlerin etkisiyle daha ılıman iklim özellikleri görülür. Dağların yüksekliği ve uzanışı deniz etkilerinin iç kesimlere ulaşmasını engeller. Bu nedenle iç kesimlerinde karasal iklim özellikleri görülür.

Yaz mevsiminde Türkiye’de en çok poyraz ve yıldız rüzgarları eser. Bunlar serin rüzgarlardır. Karadeniz kıyı dağları bu rüzgarların getirdiği bulutları engelleyerek yağışını alır, rüzgarlar dağlrı aşıp içirilere girdikten sonra artın ne bulut kalır, ne yağmur. Bu yüzden yazın Anadolu içlerinde, Ege ve Akdeniz kıyılarında yağmur olmaz. Buralarda hava hemen her gün açık, gökyüzü mavi, güneş parlak ve yakıcıdır. Sadece zaman zaman çok kısa süren sağanak yağışlar görülür. Bu yağışlar doğuya doğru gidildikçe artar, kuzeydoğu köşede ise en yüksek düzeye ulaşır.

Kışın genelikle batı rüzgarları eser. Bu rüzgarlar ülkenin her tarafın bol yağış getirir. Yağışlar içerilerde ve doğuda kar şeklindedir. Akdeniz kıyılarında pek kar düşmez, düşse de yerde çok kalmaz, hemen erir. Güneybatı rüzgarlarının estiği günlerde soğuklar kırılır. Bu rüzgarlar yağış getirir, yağışlar kesilince gene soğuklar artar. Böylesine, kuru soğuk denir. Bu da uzun sürmez, yeniden bulutlar gelir. Böylece kışın havalar durmadan değişir gider.

Bu yaz-kış durumuna ve bunlar arasında yer alan ilk ve sonbahar havasına göre Türkiye’de başlıca üç türlü iklim görülür.

1-Karadeniz iklimi. Karadeniz kıyılarında görülen, her mevsimde yağışlı, kışın ılık, yazın az sıcak iklim.

2– Akdeniz iklimi, Yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı olan iklim. Akdeniz, :Ege ve Marmara kıyılarında hüküm sürer. Ancak Marmara Bölgesi, Akdeniz Bölgesi kadar sıcak ve kurak olmaz.

3– İç bölgeler iklimi. Bölgelere göre değişiklik gösterir. İç Anadolu’da yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk, kış ve ilkbahar nispeten bol yağışlıdır. Doğu anadoluda yazlar serin, kışlar uzun ve soğuk öteki mevsimler nispeten bol yağışlıdır. Güneydoğu anadoluda yazlar çok sıcak, kurak ve uzun, kışlar soğukça ve yağışlıdır, Trakya’da kıyılardan uzak iç kesimlerde iç anadoludakine benzer bir iklim görülür.

Doğal bitki örtüsü, ormanlar

Türkiye’nin kıyılarında kışlar ılık geçtiği için doğal bitkilerin birçoğu kışın da yeşil kalır. Bunların çoğunun yaprakları sert, parlak ya da tüylüdür. Genellikle bodur olan bu bitkiler, kuraklığa da iyi dayanır. Maki adı verilen bu bitki örtüsü Akdeniz ikliminin tanıtıcı özelliğidir. Akdeniz ve Ege kıyılarında 400-800 m yükseklikler kadar yetişen makiler yaz-kış yeşil yapraklı olan yabani zeytin, keçiboynuzu, kocayemiş, mersin, pırnal meşesi, defne gibi bodur ağaçlarından ve bunlar arasında yetişen zakkum, kekik, lavantaçiçeği gibi bazı kokulu bitkilerden oluşur.

Türkiye’de ormanların yüzde 85’i kıyılarda ve kıyılara yakın yerlerdedir. Karadeniz’in kıyı kesimni, içeride Kastomaonu ve Bolu yöresi öteden beri bir ağaç denizi halindedir. Ne var ki binlerce yıldan beri Türkiye ormanları büyük ölçüde yıkıma uğramış, eskiden ağaçlık olan iç kesimler şimdi ormansız kalmıştır. Buralar bugün bozkırlar halindedir. Bozkırlarda bodur ve seyrek çalılardan, çeşitli otlardan başka bitki görülmez. Yalnız akarsu boylarında yer yer söğüt ve kavak ağaçlarına rastlanır Buralar yalnız ilkbaharda yeşildir. En geniş bozkurlar iç, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’dadır.

Tarih

Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra barış isteyen Osmanlı Devleti ile düşman devletler arasında Mondros Silah Bırakışmaı Antlaşması imzandı. Bu anlaşmaya göre Osmanlı Devleti, orfusunun ve donanmasını kaldıracak, Boğazlar düşman devletlere açılacak, donanma ve silahlar onlara teslşim edilecek, bu devletler istedikleri yerleri işgal edeceklerdi. Antlaşmaya uyularak Boğazlar düşman devletlere (İngiltere, Fransa, İtalya, Yunanistan) açıldı. Bu devletler Türkiye’yi savaşsız ele geçirmeye başladılar. İngilzler Musul’u aldılar ve Anadolu’nun önemli demiryolu kavşaklarına asker yerleştirdiler.

Fransızlar Adana, Urfa, Maraş ve Antep yöresine girdiler. İtalyanlar Antalya ve Konya’ya asker çıkardılar. Son olarak 15 mayıs 1919’da Yunanlılar İzmir’e asker çıkardılar. Böylece Türkiye dört bir yandan düşman saldırısına uğradı. Bu güç durum karşısında padişah ve yandaşları, ingilizleri Türkiye’nin haline acındırmaya çalışarak, bazılarıysa Amerika Birleşik Devletleri’nin himayesine sığınmak isteyerek ülkenin bütünlüğünü ve bağımsızlığını kurtarmaya çalışıyorlardı. Azınlıklarsa bu bulanık durumdan yararlanarak yurdu parçalamak çabasına girişmilerdi. Rumlar, Ermeniler, Kürtler çeşitli dernekler kurarak bağımsızlık elde etmek istiyorlardı.

Türkiye on yıl süren savaştan yorgun ve bitkin çıkmış, çok fakir düşmüştü. Üstelik bağımsızlığı da elden gitmek üzereydi. Türk ulusu buna katlanamazdı. 19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal Paşa’nın Anadolu’ya ayak basmasıyla Kurtuluş Savaşı başladı. Erzurum ve Sivas kongrelerinde yurdun bütünlüğünün ve bağımsızlığının ne pahası olursa olsun korunması ve bu uğurda sonuna kadar savaşılmsı için kararlar alındı. Bu kararlar son Osmanlı Mebusan Meclisince de kabul edilerek Misakı Milli adı altında bütün dünyaya ilan edildi.

İstanbul işgal edilip Mebuslar Meclisi dağıtılınc Ankara’da yeni bir meclisin topplanmasına karar verildi. Mustafa Kemal Paşa’nın yönetiminde bulunan Anadolu ve Rumeli Müdafai Hukuk Cemiyeti’nin önderliğinde gerekli seçim yapıldı ve seçilen milletvekillerinin katıldığı Türkiye Büyük Millet Meclisi 23 Nisan 1920’de Ankara’da toplanarak ulusun yazgısını eline aldı. Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde yürütülen Kurtuluş Savaşı üç yıl sürdü. Türkiye’yi ele geçirmeye kalkışan ve Ankara önlerine kadar ilerleyen Yunan ordusu Sakar ve Başkomutanlık Meydan savaşlarında yenilgiye uğratılarak Türkiye düşmandan temizlendi. 11 ekim 1922’de imzalanan Mudanya Silah Bırakışma Antlaşmasıyla savaş sona erdi.

Kurtuluş Savaşı’nda Türk ulusuna çok kötülüğün dokunan iç ayaklanmalar, padişahın devlet işlerinden uzaklaştırılması, barış antlaşmasının T.B.M.M. Hükümetince imzalanması gerekliyi. 1 kasım 1922’de çıkarılan bir yasa ile saltanat kaldırıldı. Uzun süren tartışmalardan sonra 23 temmuz 1923’te Lozan Antlaşmnası imzalandı. Bu antlaşma ile Türkiye’nin sınırları Misakı Milli’ye uygun olarak çizildi,. Kapitasyonlar kaldırıldı. Türkiye her bakımdan bağımsız bir devlet oldu.

Başkent Ankara ve Cumhuriyet’in ilanı

Atatürk TBMM’den çıkarken

İstanbul yüzyıllardan beri devletin başkentiydi. Gene öyle olacağı sanılıyordu. Atatürk, bunu doğru bulmadı, Türkiye’nin ortasında bulunan ve Kurtuluş Savaşı’nın kalbi olan Ankara’nın başketn olmasını önerdi. 13 ekim 1923’te Ankara başkent oldu. 1921 tarihli Anayasa’da egemenlik kayıtsız şartsız milletindir deniyordu. Millet adına egemenlik hakkını Türkiye Büyük Millet Meclisi kullanıyordu. Saltanata dayanmayan bu çeşit devletlerin bütün dünyaca kabul edilen bir adı vardı: cumhuriyet. Artık Türkiye’de de rejim adına koyma zamanı gelmişti. Lozan Antlaşması imzalandıktan bir süre sonra 29 Ekim 1923’te Meclis’in oybirliğiyle cumhuriyet ilanına karar verildi. Milletvekilleri ayağa kalkarak Yaşasın Cumhuriyet sesleriyle kararı alkışladılar. Yapılan seçimde Gazi Mustafa Kemal Paşa oybirliği ile ilk cumhurbaşkanı seçildi.

Devrimler ve sonrası

Askerlik ve siyaset alanda elde edilen başarılar sonunda yeni bir devlet doğmuştu.Bu devletin çağdaş devletler düzeyinde olabilmesi için bir takım değişikliklere gerek vardı. Devletin adı değişmekle bir ulusun yaşamı değişmezdi. Ulusun yaşamında hızlı bir değişim ve atılım yapmak kaçınılmaz bir görevdi. Atatürk ve Cumhuriyet Hükümeti hem buları gerçekleştirmek, hem yurdu hızla kalkındırmak istiyorlardı. İlk iş olarak din işleriyle devlet işlerini birbirinden ayrılması gerekiyordu. Bunun için halifelik kaldırıldı. ve laiklik ilkesi benimsendi. Bunun ardından öteki devrimler geldi. Hukuk Devrimi, Kıyafet Devrimi, Takvim, Saat ve ölçü devrimi, yazı devrimi vb.

Bu devrimleri gerçekleştirmek ve ülkenin kalkınmasını sağlama için barış içinde yaşamaya ve zaman ihtiyaç vardı. Atatürk’ün yurtta barış, cihanda barış ilkesi uyarınca Türkiye savaşların dışında kalmaya çalıştı. İkinci Dünya Savaşına katılmadı. Böylece bu savaşın yol açtığı büyük yıkımlardan korunmuş oldu. Üstelik savaşın yarattığı ticaret ve savunma sıkıntı ve zorluklarına rağmen yaygın bir ilköğretim ve teknik öğretim seferberliğine girişti.

Çokpartili dönem

Türkiye, Cumhuriyet’in ilanından beri tekpartili bir yönetim altındaydı. İkinci Dünya Savaşı sona erdikten sonra 1946 yılında çokpartili düzene geçildi. 1950 seçimlerinde çoğunluğu kazanan Demokrat Parti iktidara geldi. Cumhuriyet Halk Partisi ve başkan İsmet İnönü iktidardan çekildi. Türkiye’yi 10 yıl süreyle Demokrat Parti ve onun liderleri olan Celal Bayar ile Adanan Menderes yönettiler. Demokrat Parti başlangıçta birtakım özgürlükler getirdi ve köklü bir kalkınma hareketi başlattı. Ancak ekonomik sıkıntılar başgösterince basın, söz, toplantı ve gösteri özgürlüklerini kısarak güdümlü bir demokrasi anlayışına yöneldi. Bunun üzerine ülkede dirlik ve düzen bozuldu. Ülkenin geleceğini tehlikede gören Türk Silahlı Kuvvetleri bu duruma son vermek için 27 Mayıs 1960’ta harekete geçerek Demokrat Parti iktidarına son verdi.

Devrim sonrası

27 Mayıs Devriminde iktidarı ele alan subaylar Mili Birlik Komitesini kurdular. Bir Kurucu Meclis toplayarak yeni bir Anayasa yaptılar. 1961 yılında kabul edilen Anayasa, halkoyuna sunularak onaylandı ve yürürlüğe girdi. Böylece çift meclisli demokratik bir düzene geçildi. Yasaların Anayasa’ya uygunluğunu denetlemek üzere bir Anayasa Mahkemesi kuruldu. Çalışanlara sendika kurma hakkı, işçilere grev ve toplu sözleşme hakları tanındı. Tam bir basın özgürlüğü sağlandı. Karma ekonomiye dayanan planlı bir kalkınma dönemine girildi.

   

0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.