Türkiye’nin ilk kadın gökbilimcisi Nüzhet Gökdoğan kimdir?


Nüzhet Gökdoğan’ın ve ailesindeki kadınların hikâyesi, bu dosyada incelediğimiz gerçeklerin bir özeti gibi. Nüzhet Gökdoğan’ın anneannesi bir Çerkez kızı, 12 yaşında küçük bir çocukken, bir paşa tarafından “güzel bulunarak” alınıyor ve küçücük bir çocukken, bir eş ve anne olmak zorunda kalıyor. Kadınları kapatan, “alıp veren” Osmanlı düzeninde büyüyen anneannesinden daha şanslı Nüzhet Hanım. Çünkü babası Miralay Zihni Bey, Anadolu hareketinin önemli komutanlarından, aydın bir askerdir. Böyle bir ailede küçük yaşlardan itibaren, annesinin uğraşları ve titizliğiyle eğitim almış bir çocuktur Nüzhet Hanım.

Alman okullarında yetişir, öyle ki Alman okulları kapandığında, Türkçesi Almancasından kötü olduğu için, Türkçe özel ders almak zorunda kalır. Türkçesini geliştirdikten sonra, Şişli Terakki Lisesi’ne gider. Daha sonra Erenköy Kız Lisesi’nde yatılı öğrenci olur. 1928 yılında, devlet bursuyla eğitim için yurtdışına gönderilen “geleceğin hocaları” arasındadır. 17 yaşında bir gençken önce Clermon’a, daha sonra -eğitiminin daha iyi olduğunu düşündüğü için- Lyon’a gider. Burada matematik eğitimi alır. Matematiği de fiziği de çok sevdiği için astronomiyi tercih ettiğini dile getiren Nüzhet Gökdoğan, fizik alanında kendini yetersiz bulduğu için, fizik eğitiminin en zor olduğu yere, Paris’e gider. Paris’te olduğu dönemde, 1932 yılında, gündüzleri okulda fizik eğitimi alır, geceleri ise rasathanede gözlem yapar.

Paris’te eğitimini ve rasathanedeki stajını bitirdiğinde, hocaları tarafından üniversitede kalması teklif edilir. Ancak Nüzhet Hanım, “Ben altı senedir buradayım. Altı senedir devlet beni okutuyor ve bekliyor. Siz altı senelik saati geri çalıştırabilir misiniz? Bu millete bizim hizmet borcumuz var!”  diyerek İstanbul’a döner.

1934’te İstanbul Üniversitesi’ne doçent olarak atanır. Nüzhet Hanım, yaşıtı olan meslektaşlarıyla aynı sorunlarla karşılaşır. Genç Cumhuriyetin bilim insanları, Avrupa’dan gelen akademisyenlerin öncülüğünde, kürsüler – bölümler kurarlar ancak bu bölümlerde ne okutulacak ders kitapları ne de diğer materyaller henüz Türkçe’ye kazandırılmamıştır. Nüzhet Hanım da, astronomi alanında okutulacak ders kitaplarını hızla yabancı dillerden çevirir. 24 yaşındayken, gündüz okulda ders materyallerini hazırlar; geceleri ise rasathanede gözlemlerine devam eder.

 

1936’da şimdiki adıyla İTÜ’de ders vermeye başlar. İTÜ’de ders veren ilk kadındır. Nüzhet Hanım, İngilizce, Almanca, Fransızca ve Rumca’ya hakimdir. Astronomi alanındaki çalışmalarında bunun mutlaka ciddi bir katkısı olduğu görülüyor. Türkiye’de yeni başlayan akademik çalışmaların yurtdışında kabul görmesi, yurtdışından birçok önemli bilim insanının Türkiye’ye getirilmesi, Türkiye’nin en önemli astronomlarını yetiştirmesi, öğrencilerinin kendi çalışmalarını ve başarılarını geçmeleri ve daha başarılı olmaları gerektiğine gönülden inanması, deneyimi ne kadar az olursa olsun, beraber çalıştığı gençlere ilk günden itibaren “meslektaş” olarak yaklaşması, emekli olduktan sonra bile çalışmalarını devam ettirerek ulusal bir gözlemevi açmak için didinmesi.

Nüzhet Gökdoğan anneannesine ve o dönemin kadınlarına dayatılan kölelikten tamamen farklı bir biçimde, ülkesinin öncü kadınlarından biri olmuştur. Yaşamının son gününe kadar, ülkesindeki bilimsel çalışmaları geliştirmek için savaşan bir kadındı.

   

0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.