Türkiye’nin ilk kadın kimyacısı Remziye Hisar kimdir?


1902 yılında doğan Remziye Hisar, Darülmuallimat’ta (Kız Öğretmen Okulu) 5 yıl okuduktan sonra, Darülfünun’a gitmek için açılan hazırlık sınıfını birincilikle bitirir. Böylece Darülfünun’un Kimya bölümüne kayıt yaptırma hakkı kazanır.

Remziye Hisar, neden kimya bölümünü tercih ettiğini şöyle anlatıyor: “Fen derslerinde, kanunlarda olsun, buluşlarda olsun hep yabancı isimler görmek beni kahrediyordu. Fen alanında bir tek Türk ismi görememenin ezikliğini, bu dalda başarılı olursam giderebilirim sanıyordum. Çocukluk işte…”

Remziye Hisar, ülkesine ve insanlarına duyduğu böyle bir sorumlulukla seçer alanını, hem de henüz 17 yaşında bir gençken. Remziye Hoca’nın hayatını incelerken, verdiği bu cevabı hatırlarsınız sık sık. Bu yanıtı gerçek kılabilmek için çalışmış bir bilim kadınıdır o.

Birinci İnönü Zaferi’nden  sonra, kendisine yapılan çağrıya uyarak Adana Kız Öğretmen Okulu’nda öğretmenliğe başlar. 1,5 yaşındaki oğlunu ailesine bırakarak, görevini en iyi şekilde yapmak için Adana’ya gider. Bu arada Paris’te olan eşi Doktor Reşit Süreyya Gürsey, Remziye Hanım’a yazdığı mektuplarda, Paris’e gelirse, bilimsel çalışmalara katılabileceğini yazar. Remziye Hanım, istifa ederek Paris’e gider. Çünkü ülkesinin adını kimya alanında yapacağı çalışmalarla duyurabileceğine inanır. Sorbonne’da kimya eğitimi almaya başlar. Özellikle Madam Curie’nin dersleri ilgisini çekmektedir. Sorbonne’da doktoraya başlamak üzereyken bursu kesilir ve ülkesine çağrılır. Erenköy Kız Lisesi’ne öğretmen olarak atanmıştır. Yetkili makamlara, Sorbonne’da doktora yapmak konusunda ısrarcı olduğunu söyler, görüşmeler yapar. Devlet bursuyla Sorbonne’a gitmesi yönünde karar verilir. Büyük oğlu Feza’yı Galatasaray Lisesi’ne yatılı öğrenci olarak kaydeder. Küçük kızı Deha ile Paris’e doğru yola çıkar.

Remziye Hisar’ın doktora tez hocası Paul Pascal’dır. Yaptığı tez çalışması ve sunumuyla, tez jürisinin Özel Mansiyon Ödülü’nü kazanır. Tezi onaylanır onaylanmaz, doçent adayı olarak yurda döner. 1933’te İstanbul Üniversitesi’ne girer. 1947 yılında İTÜ Makine ve Kimya Fakülteleri’nde Kimya Doçentliği’ne başlar. 1959 yılında profesör olur.

Remziye Hisar, Avrupa’daki kadınların bile çok zor kabul edildiği bir dönemde, Sorbonne Üniversitesi’nde doktoraya kabul edilmiş ve hocası Pascal’ın yönlendirmeleriyle önemli kimya çalışmaları yapmıştır. Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk kadın kimyacısı ve Sorbonne’da doktora yapan ilk kadın olmuştur. Bu başarılara ulaşabilmek için, Paris’te ekonomik sıkıntılar çekerek, çocuğundan ayrı kalmanın üzüntüsünü göze alarak çalışmıştır. Devletin verdiği yarı bursla nasıl geçineceğini soran Maarif Vekili’ne “Kitaplara, yiyeceğe, diğer zorunlu ihtiyaçlara pay ayırdım, geçinebileceğimi sanıyorum” yanıtı üzerine, Maarif Vekili, “Peki, neyle giyineceksiniz Remziye Hanım” sorusuna verdiği cevapla, ne kadar kararlı bir kadın olduğunu ispatlamıştır: “Ben giyinmiyorum, örtünüyorum.” Tıpkı hocası Madam Curie gibi bazen yemek yemeyi unutarak, ikinci bir kıyafete ihtiyaç duymadan, bilimsel çalışmalarını sürdürebilmek için bütün zorluklara direnen bir kimyacı olarak adını dünyaya duyurmuştur.

1959 yılında profesör olduktan sonra 1973 yılında 71 yaşındayken emekliye ayrıldı. Uzun yıllar Anadolu Hisarındaki babasından kalma evde yalnız yaşamıştır. Oğlu Feza Gürsey’in ölüm haberini aldıktan kısa bir süre sonra 1992’de vefat etmiştir.

Kaynakça: 

https://tr.wikipedia.org/wiki/Remziye_Hisar

https://en.wikipedia.org/wiki/Remziye_Hisar

   

0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.